Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Yalnızlığım

Dünyadan uzak.
 
Üyelik Tarihi
24 Eki 2010
Mesajlar
1,197
Aldığı Beğeniler
63
Konum
Gökyüzü ve uzaklar hep benimdir.
Mona Roza / Yalnızlığımız.
(Muazzez Akkaya'm)


Mona Roza siyah güller ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller ak güller


Yalnızlıklara salıversen rüzgarları
Çakıl taşları toplarken çocuk
Yüreğimde kopsun Aşk rüzgarları
Taşar yüreğimden kan oluk oluk!


Ulur Aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar


Ay izlerken bizi dinsek deniz misali
Efilce savrulsak toz toprak olsak
Bulutlara yükselsek nem kapan yağmur emsali
Ve düşsekte mevsim yağmurlar gibi boşalsak


Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek


Lerzan bir sokak lambası kapat ışıkları
Varlığın yakıyor yokluğun ölüme düşmüş
Güneş gibi eritiyor bu ateş karları
Yaşadığım bir düşmüş ve yaşam düş-müş


Zeytin Ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları söğüt gölgesi



Nihavend bir çığlık sukut bahçesinde
Ayrılık çekiştiriyor kara bulutları üzerine
Dikeni kanatır izi kalmış ellerinde
Beyaz güller kefenini dikmişler üzerine


Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar



Issızlığın en serseri yanına mesken
Yıldızlar aytınlatır gözlerini
Vuslatları berduş yüreğime eksen
Uzatıversen karanlığı delen ellerini


Ellerin ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların



Zehirli bir ok isabet eder
Ruhum çarmıha gerilmiş
Yüreğim on ikiden vurulur keder
İdam sehpasında kalbimi ezmiş




Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir södü lambalar
Uyu da turnalar girsin Rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona


Leş kokuları etrafı sarıyor
Köpek uğultularına karışıyor gece
Her yer pislik gözüm gözünü arıyor
Yüreğimin rafında yazılmayan bir hece




Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak kimisi sarı
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları


Ilık rüzgarlar eser durur
Talan eder gül yapraklarını
Sensizlik varlığınla beni vurur
Kırar gülün yapraklarını yapraklarını



Ki ben Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar Su kenarında
Ki ben Mona Roza bulurum seni


Gaddar mevsimlere düşeriz
Uçuşan martılara gün batımı dineriz
Sesin soluğun; nefesin keseriz
Bir ayrılık koparırız çiçeklere gideriz





Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza


Islak gözlerinde dolup boşalan yaşlar
Üşünecek kışlar yağıyor yüreğine
Beni vurur kumlarda topladığın taşlar
Altın renginde renkler takılıyor bileğine



Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk bir garip bir mavi sızı
Alev Alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı


Mas mavi olmuş bugün gökyüzü
Küllere kor düşüyor küllere ateşlere
Feri kesiliyor dermanın eli yüzü
Bedenimi sürüyor Aşk ateşlere


Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Birgün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak


Ismarlama hayatlar doğuyor
Yarınlar bize gülecek
Karanlıklar geceyi boğuyor
Mezarımızı güller eşecek


Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapalı gece ve güne
Altın bilezikler o kokulu ten


Zambaklar geceleri solar geceleri
Yakamozlar med cezir aydınlat beni
Zaman durmuş sessizlik susuyor geceleri
Çift kişilik yalnızlığıma bürüdüm seni



Mona Roza siyah güller ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahh! senin yüzünden kana batacak.


Sezai KARAKOÇ

Yalnızlığım ( Miss Ac1mas1z)
 

ilminur

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Ara 2007
Mesajlar
8,908
Aldığı Beğeniler
128
Takım
Fenerbahçe
Yuregıne saglık cok guzel bır paylasımdı ....
 

*zehra*

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Eki 2009
Mesajlar
2,258
Aldığı Beğeniler
38
Takım
Diğer
eline sağlık güzeldi...
 

Beste

Dert etme Duâ et..
 
Üyelik Tarihi
13 Eki 2009
Mesajlar
11,177
Aldığı Beğeniler
18,751
Konum
Sessiz
Takım
Galatasaray
Tesekkürler..
 

Yalnızlığım

Dünyadan uzak.
 
Üyelik Tarihi
24 Eki 2010
Mesajlar
1,197
Aldığı Beğeniler
63
Konum
Gökyüzü ve uzaklar hep benimdir.
MONA ROSA II-ÖLÜM VE ÇERÇEVELER



Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;

Garip bir yolculuk, tren ve Gülce.

Bir hançer bölüyor, ah, rüyaları:

Bir rüya, bir hançer, bir el; ve, ve, ve...



Ve sensizlik sarıyor koyu ve ağır.

Avazlar sukuta, çığlıklar yüreğe sağır.

Kabuslar siyahlara bulanır,ah uyanası.

Bir ayrılık türküsü kulaklarımda, yanılası.




Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;

Gece kar yağacak sabaha kadar.

Toprakta et, kemik çıtırtıları...

Yarı ölüleri bir korku tutar

Değince bir taşa kafatasları.

-Ölüler ki yalnız tırnakları var,

Ve yalnız burkulmuş diz kapakları...-



Düşecek usulunce yaprak dalından,

Hasret öpecek özlemleri, pak alnından.

İçimiz üşüyecek kavrulası mevsimlerde.

Söylenmemiş şarkılar bestelenecek dillerden dillere.


Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;

Açıyor elini göğe bir kadın.

Uzuyor, uzuyor altın saçları

Uğrunda ölünen güzel kızların...



Bir rüzgar esiyor efil efil, fırtınalar saçlarında,

Hüznün rengi düşmüş, kırılmış kaşlarında.

Toz duman olmuş hayatına elemler değer,

Bükülmüş yokluklara yokluğun boyun eğer.



Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;

Esmer delikanlı, hatıra ve kan.

Yeşil gözlü kızın hıçkırıkları

Sızıyor bir kapı aralığından;

Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı.



Gitsemiş bedenlere kalası ruhlar düçar.

Gül'ler dalında, dikenleri yüreğinde açar.

İnler ahlar yıldırım gibi dağılır gökyüzüne.

Yağmurlar boşalır gözlerinden yeryüzüne.


Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;

Çocuklara açar mağaraları

Gün görmemiş kuşlar ve örümcekler.

İlân-ı aşk eden dil balıkları

Aşina suları çabuk terkeder..



Yusufî sabırlar konar,kuytu yüreklere ,

Ve AŞK ulaşır Züleyhası sevmelere,

Haykırır durulur avazınca sessizlik,

Ve yankı bulur yine yeryüzü(nde) sessizlik.





Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;

Bakıyor ateşe, küle böcekler.

Köpekler parçalar kanaryaları,

Mektupları bir boz ağaç kurdu yer.



Baykuşlar ötüyor harabelerde;

Yanıyor lâmbalar, hafif ve sarı.

Bir kaza kurşunu bulur her yerde

Süvarisiz şaha kalkan atları...

Bir ruhun ışığı vardır göklerde,

Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;

Ötüyor baykuşlar harabelerde.



Yıldızlar gözlerinde aydınlanır gece,

Bulutlarda okunası bir hece,

Mavi tadında şiirler yudumlanır yakamoza,

Ah mona , ah mona , ah mona roza.



Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;

Titriyor yıldırım düşmüş gibi yer.

Bekledi arzuyla karanlıkları

Anneler, babalar, erkek kardeşler.

Ta içinde duyar ani bir ağrı,

Bir hüzün şarkısı tutturur gider

Anneler, babalar, erkek kardeşler.



Hıçkırıra hıçkıra ağlar büyük bedenerde küçük çocuklar,

Söyleyemediklerinin içinde boğulur, boğulur kırılır ruhar.

Kalabalıklar içinde biz kalmışız tonlarca yalnızlık içinde,

Haykırası var sensizliğin , yokluklarının içinde.




Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;

Her yatak dopdolu, bir yatak bomboş.

Bir neşe şarkısı tutturur gider



Pencere kenarından izler hiçlikler bizi,

Kalır paha biçilememiş bir ömrün ağır-ca izi.

Hangi rüyanın varlığında görülürsün?.

Uykularım uyumadan rüyalarında bölünürsün.



Birinci, ikinci, üçüncü sarhoş;

Kurşunlar sıkılır göklere doğru,

Serçe yavruları yuvada titrer.

Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı...



Feryad edemez ana dolmuş yürekler,

Yara değmememiş o ince bilekler.

Sızar yüreğine bir yerlerde hatıralar var,

Küf tutmuş heceleri sar, küf tutmuş heceleri sarmalar.




Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;

İnce yelkenleri alıyor yeller.

Titretir kalpleri ve bayrakları

Gemiden toprağa uzanan eller.

Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı,

Bir yosun köküne hasret kalacak

Gizli hazineler, su yılanları...



Ölünesi bir yaşam sürüyoruz ayrılık yollarında,

Ağlayışlara tutulmuş bir çocuk annesi kollarında.

Şah damarı kesilecek bir ömrün noktasında ,

Kaldık yapayalnız insan yoğunluğu ortasında.




İnce yelkenleri alıyor yeller;

Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı.

Beyaz pelerinli hür tayfaları

Kendine bağlıyor siyah kediler;

Titriyor gönüller ve kara bayrak,

Bir yosun köküne hasret kalacak

Gemiden toprağa uzanan eller

Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı.



Yeşerir benzi atmış papatyalar,

Rax tutar martılar gökyüzünde martılar.

Uçurumun dibinde korkular peydah olur.

An kala el uzat düştüğümde ne'olur.


Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı,

Garip bir yolculuk, tren ve Gülce.

Bölüyor bir hançer, ah, rüyaları:

Bir rüya, bir hançer, bir el; ve, ve, ve...



Uzaklardan selâ sesleri duyulur,

Yüreğim on ikiden, TAM on ikiden vurulur.

Toprağın başında okunur Bir FATİHA ,

Toprağım başında bir FATİHA okunur.

Beraber ölünür birlikte gömülür ve, ve, ve, ve, ve, ve...


Sezaİ KARAKOÇ

Yalnızlığım
 

ilminur

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Ara 2007
Mesajlar
8,908
Aldığı Beğeniler
128
Takım
Fenerbahçe
:) yüreğine emeğine sağlık...
 

Yalnızlığım

Dünyadan uzak.
 
Üyelik Tarihi
24 Eki 2010
Mesajlar
1,197
Aldığı Beğeniler
63
Konum
Gökyüzü ve uzaklar hep benimdir.
Silahlara veda
Geceye rüyaya ve sana
Yalnızlığın geyik gözlü köşesinden
Düzenlerin çıkmazına


Yağmurlu bir günde veda,
Gözlerin ağlanası ayrılıklar,
Lügatimde sayha nida.
İnceldiği yerden kopan yalnızlıklar.

Çizdiğim resmin
Saat kulesi ağlıyor
Ağzım o çeşit yok
Şişe bu çeşit var


Varlık ve yokluk ortasında harabeyim.
Tarumar olmuş ruhum zerre zerre.
Boş sokakların ıslak kaldırımlarında viraneyim.


Sen bir gece gelsen
Güneş doğmasa
Gitmeden yine gelsen
Bu yeni geleni
Bu bize bakanı
Sana bir anlatsam
Güneş doğmasa
Sandıkların içini göstersem sana
Çizdiğim resmin
Yalnızlığın geyik gözlü köşesinde
Bir rafa koyabilsen
Olup biteni ve onları
Sabaha kadar konuşsak
O ürkek ürkek bakanı sana bir anlatsam
Ateşi karı tüfeği çeksem
Ocağa pencereye kapıya


Boynum bükük ağladığımda gelsen,
Karanlığıma gül yüzünle değsen,
Gözlerimi gözlerine eğsen,
Konuşmadan yüreğimden yüreğine söylesen,
Ve duymadan işitsek çığlıkları,
Ölmeden atılmış yüreğime yüreğin toprakları.
Şiirimsin mısralarca okuduğum, yazamadığım.
Yüreğime açtığım mezarı tırnaklarımla kazamadığım.
Boş odalardan bakan bir yanım,
Hepsi boynu bükük ağlayan çocuklara takılır.


Kemana veda


Sessizliğe veda.



Yağmurda şeytan ve şapkası
Silahın ölümünü kutluyorum


Namlunun ucunda, bir kurşun sıkılası yüreğime,
Ve ölünesi bedenler, bir ömür hazanlar yağsın yüreğine.


Tren kaçırmış gibiyim


Kendimi bir yerlerde unutmuş gibiyim.

Sana veda

Bana veda.


Sezai Karakoç

Yalnızlığım
 
Üst Alt