Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

kalypso-tb

acil tıp teknisyeni
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2009
Mesajlar
596
Aldığı Beğeniler
1
Konum
FEZA
Takım
Beşiktaş
Mu Uygarlığı'nın keşfi

Mu Uygarlığını tanımamızı sağlayan ilk araştırmacı, İngiliz Albay James Churchward'dır. J.Churchward Mu ile ilgili ilk araştırmalarına Hindistan'da bulunduğu sırada başlamış ve elli yılı aşkın bir zaman içerisinde tüm dünyayı dolaşarak Mu ile ilgili pek çok belge elde etmiştir. Aslında pek çok kutsal kitapta ve pek çok kültürün mitolojisinde Pasifik Okyanusunda bir kıtanın yer aldığına, bu kıtanın üzerinde on binlerce yıl hüküm süren ileri bir uygarlığın yeşermiş olduğuna ve bu uygarlığın yozlaşarak yok olduğuna dair atıflar yer almaktaydı. Örneğin, Hintlilerin'Ramayana Destanı'nda, Maya Kutsal metinlerinde ve Mısır'ın Ölüler Kitabı'nda kısmen ya da açıkça Mu Uygarlığından söz edilmektedir. Fakat Mu Uygarlığını dini ve mitolojik kimliğinden sıyırıp, konuyu bilimsel bir temele oturtan ilk kişi J. Churchward'dır.
Hindistan'da görevli bulunduğu sırada bir tapınağa konuk olan J. Churchward Batık Mu Uygarlığı hakkında ilk bilgilerini bu tapınaktaki arşivlerden edinir. Naga-Maya dili denilen, çeşitli şekillerden, sembollerden oluşan çok eski ve ölü bir dilde yazılmış olan bu tabletler Mu kutsal metinlerinden kopya edilmiştir. Naga-Maya dili Hindistan'daki arkaik sanskritçe olarak bilinen en ilkel Hint dilinden daha eskidir. J.Churchward Naga-Maya dilini bilen başrahipten bu ölü dili 2 yıllık bir çalışma sonunda öğrenir. Ve rahibin de yardımıyla bu tabletlerde yazılanları çözer. Burada yazılanlara göre, bu yazılar 15.000 yıl önce yazılmış olup Hindistan'a Mu'nun bilim rahipleri dedikleri ‘Naakaller' tarafından getirilmiş tabletlerdir. J.Churchward bundan sonra Güney Pasifik adalarına, Orta Asya'ya, Mısır'a, Sibirya'ya, Birmanya'ya, Avustralya'ya, Orta Amerika gibi daha birçok yerlere giderek Mu'nun varlığına ilişkin pek çok kanıt elde eder.
J.Churchward'dan başka Amerikalı bir Jeolog-arkeolog olan William Niven da 1921-1923 yılları arasında yaptığı Meksika kazıları sırasında bulduğu 2600'ü aşkın tabletlerde Mu Uygarlığı'nın varlığına ilişkin geçerli kanıtlar elde etmiştir. Tabletleri inceleyen Carneige Enstitüsü uzmanları bunların gerçek tabletler olduğunu ve şimdiye dek bilinen hiçbir uygarlığa ait olmadıklarını açıklamıştır. Niven'in araştırmalarını duyan Churchward Meksika'ya gelerek bu tabletleri inceler ve bunların Hindistan'da gördüğü tabletlerdeki Naga-Maya diline çok benzeyen bir dilde yazılmış olduğunu görür. Bu tabletler bugün Meksika Müzesinde bulunmaktadır ve 12.000 yıl önce yazıldığı düşünülmektedir.
Niven ve Churchward'ın bulduğu tabletler dışında Mu'ya ilişkin diğer bilimsel belgeler ise şunlardır:
-Yukatan'da hazırlanmış eski bir Maya kitabı olan ‘Troano El Yazması'. Bugün British Museum'da bulunmaktadır.
-Troano El Yazmasıyla aynı yaşta olan bir başka Maya kitabı ‘Cortesianus Kodeksi'dir. Bugün Madrid Ulusal Müzesinde bulunmaktadır.
- Paul Schlieman tarafından Tibet'te bir Budist tapınağında bulunan ‘Lhasan Belgesi'.
-Yukatan'da Mu kıtası anısına inşa edilmiş Uxmal Tapınağındaki Yazıtlar yaklaşık 12.000 yıllıktır. Bu tapınakta ‘Geldiğimiz yer olan Batı ülkelerinin anısını korumak için inşa edilmiştir,' diye kabartma yazılar bulunmaktadır.
-Meksiko şehrinin 96 km güneybatısında yer alan ‘Xochicalo Piramiti Yazıtları'. Bu piramit, üzerindeki kabartma yazılara göre ‘Batı ülkelerinin yıkımının anısına' inşa edilmiştir.
-Dr. Niven'in Alaska'da bulduğu Mu kıtası sembolleriyle işlenmiş bir totempol.
-Eflatun'un Timeus ve Critias adlı eserinde batık kıtaya dair şu sözler geçer: ‘Mu ülkesinde 10 halk vardı.'
Tüm bu belgelere dayanarak, özellikle Churchward'ın bulduğu tabletlerdeki yazılar ayrıntılı olarak ‘Dünya ve insanın yaratılışını ve insanın ilk zuhur ettiği yerin Mu olduğunu' ifade ediyorlardı. Bu tabletlerdeki yaratılış öyküsü kutsal kitaplardaki yaratılış öyküsüne çok benzer bir şekilde anlatılmıştı. Ayrıca; kayıp kıtanın Pasifik Okyanusunda, Amerika ve Asya kıtaları arasında bulunduğunu, Kuzey Hawaii'den Fiji ve Paskalya adalarına kadar uzandığını, doğusu ile batısı arasında 9.500 km, kuzeyi ile güneyi arasında yaklaşık 4.500 km'lik bir mesafe olduğunu anlatıyordu. Kıta deniz ve boğazlarla birbirinden ayrılan 3 ana kara parçasından oluşuyordu. Pasifik Okyanusuna tek tek ya da gruplar halinde dağılmış kayalık adaların tümü, bir zamanlar Mu kıtasının birer parçasıydılar. Bu kıta üzerinde yaşayanlar yeryüzünü kolonize etmişlerdi. Mu kıtası bundan 12.000 yıl önce korkunç yer sarsıntılarından sonra, su ve ateş girdapları içinde kaybolup sulara karışmıştı ve beraberinde 83.000 yıllık bir uygarlığı da götürmüştü.


--------------------------------------------------------------------------------

Kayıp Kıt a MU

--------------------------------------------------------------------------------

Batık uygarlıkların gerçekten ilgi çekici bir yönü var, ben de eskiden Atlantis konusuna çok meraklıydım. Sizin için kimlik olmayı başarabildiğine göre yalnız değilmişim demek ki.
Alakasız olacak ama bu da Yunan alfabesindeki Mu harfi: μ
________________

--------------------------------------------------------------------------------



Mu dininin dört temel kavramı vardır:

1-Tanrı tektir. Herşey ondan varolmuştur ve ona dönecektir.
2-Ruh ile beden birbirinden ayrıdır. Beden ölür ve ayrışırken ruh ölmez.
3- Ruh, mükemmeliğe ulaşmak için değişik bedenlerde yeniden doğar.
4- Mükemmeliğe ulaşan ruh Tanrıya döner ve onunla birleşir.

Naacal öğretisine göre, Tanrı, sevginin ta kendisidir ve tüm evreni de sevgi üzerine kurrrıuştur. Ancak bu evrensel sevgiyi kavrayabilecek vasıfta olan ruhlar ona geri dönebilecek yeterliliktedir. Bu vasıflara sahip bir insan olabilmek ancak Naacal kardeşi olmakla ve kardeşlerin de öğretiyi derece derece sindirmeleri ile mümkündür. Naacaller, yalnızca üstad rahiplerin bu aţamaya ulaţabileceklerini kabul ederler.

Naacal öğretisinin bir diğer temel dayanağı, Tanrısal Nurdan çıkmış olan dört temel gücün kainatı kaosdan düzene geçirmiş oldukları teorisidir. Tanrının kendi asli nitelikleri olarak kabul edilen bu dört temel güç, "dört büyük inşaatçı", "dört büyük mimar", "dört büyük geometri üstadı" olarak adlandırılır. Bu dört temel eleman, ateş, yel, su ve toprak'dır .

Semavi dinlerin doğuşu ile bu dört temel eleman, "dört baş melek" olarak adlandırılmışlardır. Naacaller bu dört temel gücü gamalı haç ile sembolize etmişlerdir. Jeolog Niven'in bulduğu tabletler üzerinde rastlanan bu haçlardan, kollanının dördü de aynı uzunlukta olanının dört gücün eşitliğini, uçları kıvrık gamalı haçlardan ağızlarr sola dönük olanların iyiliği, sağa dönüklerin ise kötülüğü simbelediklerini görüyoruz. Bu konular üzerinde derin araştırmalar yapmış olan Hitler'in, imparatorluğuna sembol olarak ucu sağa dönük gamalı haçı seçmiş olması bir tesadüf değildir. İsa'nın da öğretisinde kullandığı haç sembolü aynı kaynaktan, Mu'dan gelmektedir.
 

kalypso-tb

acil tıp teknisyeni
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2009
Mesajlar
596
Aldığı Beğeniler
1
Konum
FEZA
Takım
Beşiktaş
Büyük Okyanus'ta yer aldığı [1] ve 14 bin yıl önce battığı iddia edilen efsanevi KITA MU , J Churchward, Tibet tapınaklarında bulduğu yazı tabletlerini oradaki rahiplere tercüme ettirerek elde ettiğini açıkladığı efsaneye göre Büyük Okyanus'da, Asya kıtası ve Amerika kıtası arasında ve Avustralya'nın iki katı büyüklüğünde bir kıta olduğu anlatır
 

@Cihan**

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
26 Ağu 2005
Mesajlar
3,994
Aldığı Beğeniler
9
Konum
Sinop&Egypt
Takım
Beşiktaş
ALLAH c.c razi olsun bu guzel paylasiminiz icin..
 

kalypso-tb

acil tıp teknisyeni
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2009
Mesajlar
596
Aldığı Beğeniler
1
Konum
FEZA
Takım
Beşiktaş
okuduğunuz için sizdende razı gelsin ...
 

menzil_gülü

Ne Mutlu Müslüman olana..
 
Üyelik Tarihi
24 Mar 2008
Mesajlar
2,584
Aldığı Beğeniler
20
Takım
Fenerbahçe
Rabbim cc razi olsun.....emeginize saglik...
dua ve muhabbetle...
 

Fahl_

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
18 Haz 2011
Mesajlar
1,821
Aldığı Beğeniler
30
Konum
Antalya
Takım
Beşiktaş
Teşekkürler..Sevdiğim bir konu
Pasifikte bu uygarlığa dair dev heykeller olduğu söylenenler arasında..
Her 10 ve 12 bin yılda kıtaların çökme ve yükselme hareketinin bu uygarlığı yokettiğini okumuştum..
 
Üst Alt