Kişinin Muhabbetullah’a giden yolda atacağı ilk adım, haram ve helal sınırlarına riayet etmektir. Allah’ı seven bir insan, Allah’a kavuşmayı da sever. Allah’ı çok zikreder, Allah’ın emirlerine riayet etmekte tereddüt göstermez, Allah’ın kelamı olan Kur’an’ı ve Allah’ın sevdiklerini sever. Allah’ın peygamberini ve evliyalarını sever. Allah’ın sevdiklerinden bahsetmek, ona haz verir, mutluluk verir.
Bunlar kişinin Allah sevgisinde samimi olduğunun işaretleridir. Böyle bir insanın kalbinde şu hadis-i şerif tecelli eder: “Kimde şu üç haslet varsa o gerçek imanın tadını almıştır: Allah-u Zülcelal’i ve O’nun Resulünü her şeyden çok sevmek, sevdiklerini Allah rızası için sevmek, ateşe düşmekten korkar gibi küfre düşmekten korkmak.”
Muhabbetin, ‘muhabbetullah’a dönüşebilmesi için, insanın Allah-u Zülcelal’i bilmesi ve tanıması lâzım! Kişi, bilmediğini, nasıl sevecek?..
Allah-u Zülcelal’i tanıma sanatı olan ‘marifetullah ilmi’ tasavvuf ilminin konusudur. İşte, tasavvuf yolu, bu noktada çok önemli ve olmazsa olmazlardandır. Zira tasavvuf, aşk yoludur, muhabbet yoludur, Allah'ı sevmek, Resûlullah'ı sevmek yoludur.
Her iş, sanatkarından öğrenildiği gibi Allah’a kulluk sanatı da Allah Resulünün izinden giden tasavvuf büyüklerinden öğrenilir.
Tasavvuf büyüklerinin, Allah Dostlarının eserlerini okuyun göreceksiniz ki, muhabbetullah’ı anlatan sözlerle doludur. Yunus Emre Hz., Hz. Mevlânâ, Şah-ı Nakşibend… (Allah sırlarını yüceltsin) Hangine bakarsanız bakınız; hayatları, sözleri, davranışları, halleri hep Allah ve Resul aşkıyla doludur. Büyüklerin eserlerini, kasidelerini, şiirlerini ele alsanız, daima Allah sevgisini göreceksiniz. Hem de en yüksek duygularla ve en doygun boyutlarda…
Onlar, hiç tereddüt etmeden, Allah sevgisi için canlarını, mallarını, ellerinde olan her şeylerini verdiler. Allah-u Zülcelal’e duydukları sevgi için her türlü meşakkate katlandılar. Allah'ın rızasını kazanabilmek uğruna biteviye uğraş verdiler.
Yeryüzünü bir gül bahçesine çeviren Allah-u Zülcelal, sevda-i ilahi ile yeşeren tüm Allah Dostlarını, kıyamete kadar aramızdan eksik etmeyecektir. İnsan ne kadar onlarla beraber olur ve ne kadar onların muhabbet ve sevgilerini kalbinde taşırsa, muhabbetullahı yaşamada ve idrak etmede, o kadar çabuk mesafe alır. “Onları sevmek ahiret sermayesidir.” Diyen İmam-ı Rabbani Hazretleri, bize ne güzel bir sevgi yolu göstermiştir.
Bunlar kişinin Allah sevgisinde samimi olduğunun işaretleridir. Böyle bir insanın kalbinde şu hadis-i şerif tecelli eder: “Kimde şu üç haslet varsa o gerçek imanın tadını almıştır: Allah-u Zülcelal’i ve O’nun Resulünü her şeyden çok sevmek, sevdiklerini Allah rızası için sevmek, ateşe düşmekten korkar gibi küfre düşmekten korkmak.”
Muhabbetin, ‘muhabbetullah’a dönüşebilmesi için, insanın Allah-u Zülcelal’i bilmesi ve tanıması lâzım! Kişi, bilmediğini, nasıl sevecek?..
Allah-u Zülcelal’i tanıma sanatı olan ‘marifetullah ilmi’ tasavvuf ilminin konusudur. İşte, tasavvuf yolu, bu noktada çok önemli ve olmazsa olmazlardandır. Zira tasavvuf, aşk yoludur, muhabbet yoludur, Allah'ı sevmek, Resûlullah'ı sevmek yoludur.
Her iş, sanatkarından öğrenildiği gibi Allah’a kulluk sanatı da Allah Resulünün izinden giden tasavvuf büyüklerinden öğrenilir.
Tasavvuf büyüklerinin, Allah Dostlarının eserlerini okuyun göreceksiniz ki, muhabbetullah’ı anlatan sözlerle doludur. Yunus Emre Hz., Hz. Mevlânâ, Şah-ı Nakşibend… (Allah sırlarını yüceltsin) Hangine bakarsanız bakınız; hayatları, sözleri, davranışları, halleri hep Allah ve Resul aşkıyla doludur. Büyüklerin eserlerini, kasidelerini, şiirlerini ele alsanız, daima Allah sevgisini göreceksiniz. Hem de en yüksek duygularla ve en doygun boyutlarda…
Onlar, hiç tereddüt etmeden, Allah sevgisi için canlarını, mallarını, ellerinde olan her şeylerini verdiler. Allah-u Zülcelal’e duydukları sevgi için her türlü meşakkate katlandılar. Allah'ın rızasını kazanabilmek uğruna biteviye uğraş verdiler.
Yeryüzünü bir gül bahçesine çeviren Allah-u Zülcelal, sevda-i ilahi ile yeşeren tüm Allah Dostlarını, kıyamete kadar aramızdan eksik etmeyecektir. İnsan ne kadar onlarla beraber olur ve ne kadar onların muhabbet ve sevgilerini kalbinde taşırsa, muhabbetullahı yaşamada ve idrak etmede, o kadar çabuk mesafe alır. “Onları sevmek ahiret sermayesidir.” Diyen İmam-ı Rabbani Hazretleri, bize ne güzel bir sevgi yolu göstermiştir.
Son düzenleme: