• 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Rumeysa

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Eki 2005
Mesajlar
3,942
Aldığı Beğeniler
2,483
Konum
İstanbul
Takım
Galatasaray
FB_IMG_1616659340672.jpg

"O, gerçek bir “başkan” idi…Partizanlık sebebiyle uzağında duranlar bile, saygılı şekilde, samimi olarak “Muhsin Başkan” derlerdi…Hakkında: “Yanlış yapıyor… İyi bir adam değildir” diyene rastlamadım.Ayağa dolaşan ıvır/zıvır başkanlardan olmadı asla…Takva sahibiydi, tevazu sahibiydi, sabır ve teenni sahibiydi…Kendisi gönüllerde taht kurdu amma, kurduğu parti rağbet görmedi…Çünkü o, yalan vaadlerle halkı aldatmadı… Tatlandırılmış yalan şerbeti içirmedi kimseye… Aksine kendi çektiği çilelerin saf iklimine çağırdı herkesi…BBP’yi beraber kurmuştuk… Bir gün kendisine: “Başkanım muvaffak olamazsın” dedim…Sebebini sordu ve açıkladım:Senin iki yüzün de Yunus Emre… Keşke bir yüzün Yavuz Sultan Selim olsa…Sadece tebessüm etti…"


Abdurrahim Karakoç

FB_IMG_1616659345436.jpg
 

Kuzucuk_saudade

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Eki 2020
Mesajlar
899
Aldığı Beğeniler
3,082
Konum
Giresun
Takım
Trabzonspor
Rabbim nurlar içinde yatırsın.Vatan hainlerinin iki yüzünü iki cihanda da güldürmesin.Rabbim müslümanlara da uyanış ve diriliş nasip etsin..
 

Terra Rossa

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Nis 2018
Mesajlar
677
Aldığı Beğeniler
2,253
Konum
Araf
Genç Muhsin… Ama, ruhuna ilmek ilmek işlenmiş İslam’ın nuru ile…
Gardiyanların ayak sesleri koğuşun kapısında son buldu, getirdikleri genç bir mahkûmu bıraktılar ve gittiler. Yeni gelen genç içeridekilere selam verdi ve kendisine gösterilen boş yere oturdu. Koğuştakiler ona hoş geldin, geçmiş olsun dediler. İçlerinden en yaşlı ve olgun olanı gencin yanına yaklaştı ve ona ilgi gösterdi, bir anlamda sahiplendi. Çünkü selam verişinden ve simasından bu gencin nasıl biri olduğunu hemen anlamıştı.
Genç oldukça yorgun ve bitkin görünüyordu, epeyce bir müddet konuşmadı. Daha sonra yaşlı adamdan bir seccade istedi ve kıblenin ne taraf olduğunu sordu. Sonra kalktı ve yavaş yavaş ikindi namazını kıldı. Yaşlı adam gencin namazını bitirmesini bekliyordu, onunla enine boyuna tanışmak istiyordu. Fakat genç ikindi namazını bitirdiği halde daha namaz kılmaya devam ediyordu, sonunda bitirdi ve yerine geçip oturdu. Yaşlı adam biraz daha yanına yaklaştı.
-Nedir o fazladan kıldığın namaz? Biliyorsun ikindi namazından sonra kılınan nafile bir namaz yoktur? Delikanlı bir müddet cevap vermedi, daha sonra sakin bir sesle:
-Kaza namazı dedi.
-Ne zaman kazaya bırakmıştın? Dedi yaşlı adam.
-Gözaltındayken, dedi. Çok yavaş bir şekilde söyledi bunu, daha sonra da gözleri uzaklara dalıp gitti. Yaşlı adam onu konuşturarak ve bir şeyleri hatırlatarak üzmek istemiyordu. Fakat yine de kendine hâkim olamadı.
-Ne kadar tuttular gözaltında?
-Yirmi dokuz gün.
-Allah Allah, yirmi dokuz gün öyle mi?
-Evet, yirmi dokuz gün. O yirmi dokuz günlük namazımı kaza edeceğim.
-Kılamamışsındır, kıldırmamışlardır herhalde? Delikanlı bir müddet sustu ve sonra yaşlı adama döndü:
-Aslında namazlarımı kıldım, bir tek vaktimi bile kaçırmadım fakat…
-Fakat ne?
-Fakat namazın şartlarını yerine getiremedim, hep eksikti. Çoğu zaman abdest alamadım, teyemmüm ettim.
-Olsun, teyemmümle olsun, kabul değil mi?
-Fakat toprak bulamadım teyemmüm edecek, bazen beton duvara, bazen de demir kapıya ellerimi sürerek teyemmüm ettim, kabul olur mu?
-Ne demek kabul olmaz, elbette olur.
-Kıbleyi de bilmiyordum, rica ettim söylemediler. Hem bu arada namazın diğer rükünlerini de yerine getiremiyordum, askıdaydım, hem ellerim hem ayaklarım bağlıydı, çoğu zaman zorla rükuya gidebiliyordum, hele hiç secde yapamıyordum.
-Olsun, olsun yine de kabuldür senin kıldığın bu namaz, dedi yaşlı adam. Fakat ses tonu gittikçe değişiyor, ağlamaklı bir hal alıyordu.
-Sen öyle hep kabul kabul diyorsun ama… dedi ve bir müddet sustu genç adam. Daha sonra değişik bir ses tonuyla devam etti.
-Biliyor musun, gözaltında bulunduğum o yirmi dokuz günün on beş günü anadan üryandım, çırılçıplaktım, soymuşlardı beni. Yalvarıyordum onlara, ne olur Allah için bir tek külotumu bana verin, hiç olmazsa namaz kılacağım vakit verin diyordum, fakat vermiyorlardı. İşte o şekilde kıldım namazlarımı. Mümkün olduğu kadar toparlanıp avret yerlerimi örtmeye çalışıyordum. Fakat bazen onu da yapamıyordum, bu şekilde namaz kılıyordum…
Ortalığı epeyce bir müddet sessizlik kaplamıştı, delikanlı yaşlı adamdan cevap bekliyordu, bu namazları kaza etmesi gerekmiyor muydu? Yaşlı adam kafasını kaldırdığında gözyaşlarının baştan sona yüzünü ıslattığını gördü, ağlıyordu, ağlıyordu. Sonra birden doğruldu ve delikanlının yakasından kuvvetlice tuttu ve oturdukları ranzadan yukarı kendine çekti.
Gencin omuzlarını silkelemeye başladı…
İhtiyar gözyaşları içinde kendini kaybetmişti, içinden hüngür hüngür ağlamak geliyordu.
Koğuş olanlara bir anlam veremeden ihtiyarın sesine dönmüş onları izliyordu.
Artık ihtiyarı durdurmak mümkün değildi.
Gencin omuzlarını sallayarak silkeleyerek bağırmaya başladı.
-Bana bak delikanlı! Anlıyor musun, o namazları asla kaza etmeyeceksin. O namazları alıp Allah’ın huzuruna varacaksın. “ Allah’ım, sana bunları getirdim.” diyeceksin. Biliyor musun, belki hayatında kıldığın en önemli namazlar, senin bu namazların olacak.
Yaşlı adam sanki içindekileri dökmüş gibi biraz sakinleşti,
İçinden bu kalbi iman dolu gence sarılmak istiyordu, ona sarılıp doyasıya yanaklarından öpmek istiyordu, bu zamanda böylesine iman dolu temiz yüzlü bir gençle karşılaşmak asla aklından geçirmiyordu.
Öyle ya ortam bozuk, dünyanın çivisi çıkmıştı.
İhtiyarın omuzları düşmüştü sanki kafası yerde gözleri bir noktaya bakıyordu.
Hafifçe kafasını gence kaldırdı, genç gözlerini koğuşun karşı duvarına dikmiş başından geçenleri düşünüyordu sanki.
Koğuştaki sessizliği ihtiyarın boğuk sesi bozdu.
Karşısında mazlum sakin kaderine razı olmuşcasına duran gence sordu,
-Adın ne senin…? Nerelisin..? Ne iş yaparsın..? Suçun neydi?
Delikanlı gözünü diktiği karşı duvarda sanki çizilen kaderini seyreder gibi baktığı karşı duvardan gözlerini ayırmadan bitkin bir ses tonu ile cevap verdi...
-Adım Muhsin Yazıcıoğlu,
Sivaslıyım…
Suçum…
(...)

/Mehmet Turan
 
Üst Alt