- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,975
- Aldığı Beğeniler
- 2
Dünyayı sevenler, dünya işleri ile meşgul olup âhireti
unutanlar; gemide bulunup, bir adaya yanaşıp kazâ-yı
hacet (tuvalet ihtiyaci) ve taharet için dışarıya
çıkanlar gibidir. Kaptan, ba ırır ve der ki; «Hiç
kimse fazla kalmasın. Temizlikten başka bir şeyle
meşgul olmasın. Gemi hemen kalkacak». Onlar adaya
da ılırlar. Akıllı olanlar, çabucak temizlenip geri
dönerler. Gemiyi boş bulup daha güzel ve uygun bir yer
tutup oraya otururlar. Di er bir grup, adanın
güzelli ine, acayipli ine şaşar, kalırlar. Onu seyre
koyulurlar. Ondaki çiçeklere, tatlı tatlı öten
bülbüllere, etraftaki süslü çakıl taşlarına bakar
kalırlar. Geri dönünce, gemide rahat bir yer
bulamazlar, dar ve karanlık yerde otururlar. Oranın
sıkıntısını çekerler. Di er bir grup, yalnız bakmakla
kalmayıp, o süslü güzel çakıl taşlarını, çiçekleri
toplarlar, beraberinde götürürler; gemide yer
bulamazlar, dar bir yere sıkışır, kalırlar ve çok defa
o çakıl taşlarını omuzları üzerinde taşırlar. Bir iki
gün geçince o güzel renkler solar, kararır, onlardan
nahoş kokular gelmeye başlar. Atacak yer bulamazlar.
Pişman olurlar, onların yükünü ve sıkıntısını
omuzlariyle çekerler. Bir başka grup, adanın
güzelli ine şaşar ve öyle kalırlar. Gemiden uzak kalıp
gemiyi kaçırırlar. Kaptanın sesini duymazlar. Adada
kalırlar. Böylece bazısı açlıktan ölür. Bazısını
yırtıcı hayvanlar öldürür. Birinci grup takva sahibi
mü'minlere benzer, sondakiler de kâfirlere. Zira
kendilerini, Allahü Teâlâ'yı ve âhireti unuttular.
Bütün varlıklarını dünyaya verdiler. Ayet-i kerimede,
«Âhirete nisbetle, dünya hayatını daha çok sevdiler»,
buyuruldu. Aralarında bulunan iki grup, âsiler
gibidir, imanın aslını korudular, fakat dünyadan el
çekmediler. Bir kısmı fakirlikten pay aldı. Bir kısmı
çok nimetler toplayıp, yükü a ır oldu.
İmam Gazali - Kimya-i Saadet
unutanlar; gemide bulunup, bir adaya yanaşıp kazâ-yı
hacet (tuvalet ihtiyaci) ve taharet için dışarıya
çıkanlar gibidir. Kaptan, ba ırır ve der ki; «Hiç
kimse fazla kalmasın. Temizlikten başka bir şeyle
meşgul olmasın. Gemi hemen kalkacak». Onlar adaya
da ılırlar. Akıllı olanlar, çabucak temizlenip geri
dönerler. Gemiyi boş bulup daha güzel ve uygun bir yer
tutup oraya otururlar. Di er bir grup, adanın
güzelli ine, acayipli ine şaşar, kalırlar. Onu seyre
koyulurlar. Ondaki çiçeklere, tatlı tatlı öten
bülbüllere, etraftaki süslü çakıl taşlarına bakar
kalırlar. Geri dönünce, gemide rahat bir yer
bulamazlar, dar ve karanlık yerde otururlar. Oranın
sıkıntısını çekerler. Di er bir grup, yalnız bakmakla
kalmayıp, o süslü güzel çakıl taşlarını, çiçekleri
toplarlar, beraberinde götürürler; gemide yer
bulamazlar, dar bir yere sıkışır, kalırlar ve çok defa
o çakıl taşlarını omuzları üzerinde taşırlar. Bir iki
gün geçince o güzel renkler solar, kararır, onlardan
nahoş kokular gelmeye başlar. Atacak yer bulamazlar.
Pişman olurlar, onların yükünü ve sıkıntısını
omuzlariyle çekerler. Bir başka grup, adanın
güzelli ine şaşar ve öyle kalırlar. Gemiden uzak kalıp
gemiyi kaçırırlar. Kaptanın sesini duymazlar. Adada
kalırlar. Böylece bazısı açlıktan ölür. Bazısını
yırtıcı hayvanlar öldürür. Birinci grup takva sahibi
mü'minlere benzer, sondakiler de kâfirlere. Zira
kendilerini, Allahü Teâlâ'yı ve âhireti unuttular.
Bütün varlıklarını dünyaya verdiler. Ayet-i kerimede,
«Âhirete nisbetle, dünya hayatını daha çok sevdiler»,
buyuruldu. Aralarında bulunan iki grup, âsiler
gibidir, imanın aslını korudular, fakat dünyadan el
çekmediler. Bir kısmı fakirlikten pay aldı. Bir kısmı
çok nimetler toplayıp, yükü a ır oldu.
İmam Gazali - Kimya-i Saadet