Alper'e Sorular
Esra ELÖNÜ - Milli Gazete
Müzik nefsimizi dağlamalı dağ kılmamalı
Yolunuz uzunsa eğer..
1- Sanatınız hiç yabancı gelmiyor bir yerlerden hatırlıyorum diyemem çünkü özgün alanda hakimiyet sahibisiniz buna bağlı olarak esinlenmekle aynısı olmak birbirine karışmış durumda ne dersiniz?
Toplum içerisinde belki bir milyon tane müzisyen varsa bir milyon tane de ayrı görüş ve duygular vardır fakat müzikte fiziksel bir kavram olduğu için onunda mutlaka bir sonu vardır nihayetinde belli sayıda notalardan oluşur fakat müzisyenin asıl görevi bu kısırlık içerisinde bir şeyler oluşturmaya çalışmaktır. Asıl müzik hissetiğinizi karşınızdakine hissettirmektir. His bir dogma değildir izafi bir öğe içerisinde harekete geçirdiğimiz soyut bir zirvedir sonuca bağlarsak aynısı ve esinlenme gibi kavramların birbirine karıştığını düşünürsek özgün denilen kavram ortadan kalkar. Şöyle de bakabiliriz özgünlük bencillikle karıştırılmamalı.
Sonuçta elinizde bir ok var hedefiniz bir taneyse onikiden vurma şansınız daha fazla, anlayacağınız halk ve beğeni sanatçının hedefi olduktan sonra özgün bir alanda müziğinizi daha vurgulu sorgulayabilirsiniz. Ben kendimin aynısı olmalıyım.
2- Konservatuar koridorlarından geçtiğinizi biliyoruz yani sanatın okul saatlerine de gecikmemişsiniz konservatuar sanatçının prestij dayanağıdır diye düşünürsek eğitim, müziği boşluk doldurmaca olarak algılayan toplumumuzda sanatçıya kalıcılık imkanı verir mi?
Bu konu konservatuarların açılışından itibaren tartısılagelmiş bir konudur.Alaylı olmak yada olmamakEğitim sizde olan bir cevheri parlatmanızda yardımcı olabilir sadece.yani kömür ve elmas arasındaki fark gibi.Elementler aynıdır ama oluşumları farklıdır.yani sesi güzel iki insanın ortak yönleri çoktu,r lakin eğitim bu güzelliğin cilasıdır.Toplumunda her zaman daha güzel olanı secmesi gerektiğinden dolayı(!)kalıcılık daha güzel olandan yana olmalı.Tabii buda ülkemizde ne kadar geçerlidir oda ayrı bir tartışma noktasıdır. Sonuç olarak biz bu işi bilerek yapanlardanız bilmek için ille de konservatuar gerekmez tabi, ama ehliyet bizde, yolumuzun ilerisinde bir çevirme olursa evraklarımızda tamam yani içimiz rahat& Kısacası konservatuar, sanatçının konsantre alanı bir bütünlük ve iştiyak, kalıcılık keskin bir ifade, fakat toplum kriteri mi? Onu sorgulamak lazım eğer öyleyse biz de hazırlıksız yakalanmak istemeyiz..
3- Size yeni bir isimsiniz diyebilirim ama yeni bir sanatçısınız dersem birikiminizi düşünmemiş olurum bu yüzden yeni bir isim ama birikimli bir sanatçı olarak toplum sanatçıyı değerlendirme sınavında başarılı bir sınav veriyor mu sizce?
Toplum da herkes, müzik dersinden pekiyi ile geçmiş olamaz doğal olarak. Bizim işimizin de önemi burada ortaya cıkıyor. Yani biz her yaptığımız albümü güzel paketleyip halka düşünmeden veremeyiz. Güzel olanı vermeliyiz. Ama bu zamana kadar halka ne verilmişse güzel baslığı altında verilmiş. Halkı müzikal anlamda bilinçlendirmek görev adledilmemiş. O yüzden de halk popüler olanla kaliteli arasında bir seçim yapmak da zorlanabiliyor.Burada bize düşen görev halka doğruyu sunmak ve insanları bilinçlendirmek. Biz göremesek bile çocuklarımız ektiğimiz bu fidanların altında gölgelenebilsinler. Aslında sanatçının kargaşaları içerisinde olan bir soru, toplum bir limit mi onu düşünmek lazım, bu anlamda amorf bir şablon var karşımızda. Bireysel beğeni üzerinden sanatsal bir istatistik tutmak kolaydır belki ama toplumdan bunun ötesi bir şey beklerseniz sanatınızla çelişkiye düşebilirsiniz. Çok alkış koparan bir yerden tufan da kopabilir sanatçının siperi enginliği ve erdemidir ama bir gerçekte var ki toplum sanatölçer gibi bir aletle yoklanamaz..
4- Eşref Ziya Terzi sanatı ve hedef kitlesi arasında zıtlığa düşmeyen istikrarlı bir sanatçı bunu sizinde onaylayacağınız bir beğeni olarak nitelendirirsek Siz Eşref Ziya Terzinin ezgilerini okuyarak sanatçının oluşturduğu kitleyi mi hedef aldınız yoksa sizde ki sadece bir beğeni mi?
Bizler düşünen ve söyleyecek sözleri olan insanlarız. Ben şahsım adına sözlerimi kale alıp paylaşmak isteyenleri kendime hedef sectim.E tabi bu yolda benden önce yürümeye baslamıs çok değerli insanlar var bunlardan biri de Esref Ziyadır. Baktığımız nokta aynı olduğu için zaten hedef kitlemizde aynıdır. Aslında bana neden Esref Ziya diye kolay bir soru sorabilirsiniz. Bu sorunun cevabı da aslında bu sorununun cevabıyla aynıdır. Çünkü ben de Eşref Ziyayla aynı noktaya bakıyorum.ve 1 sene önce ben onun hedef kitlesiydim su an sadece değişen parmak kaldırdım ve öğretmen bana söz hakkı verdi&İnşallah nefesimiz bitene kadar hep hayırlı seyler söyleyebiliriz .
5- Popülizm bana kolay beğeni, halk damarı, tamamiyle halkın her anlamda çalabileceği üflemeli ya da oflamalı bir enstürman gibi gelir, siz sanatınızı popülizmden ayrı tutmayı başarabiliyor musunuz?
Popülizm bizim yaptığımız her şeyin tam anlamıyla karsıtıdır.Yani popülist bir insan bizi dinleyemez.Doğasına ters düşer.Biz insanların duymak istediklerini söylemiyoruz biz insanların duyması gerekenleri söylemeye calısıyoruz. İşte aradaki bu ufak nüans bizim müziğimizle pöpülist kültürün müziği arasındaki farkı gösterir.Ben ileride benim çocuklarımın büyürken duyması gerekenleri söylemeliyim.Yaradana mahçup olmamak için yapmam gereken bu diye düşünüyorum.Zaten kasetimi alıp konserlerimi dinlemeye gelenler de bunun için gelirler& Bir de şöyle bakmak lazım, popülizm sığ olan bir alana yine başka bir sığ alandan topladığımız taşları atmak gibi bir şeydir yani boşluğu yine boşlukla doldurmak sanatçı sanatıyla halkın üzerinde fikri bir dolgu yapabiliyorsa popülizm sancısı çekmemeli. Sonuçta halkın müzik sağlığını kontrol eden müzik doktoru değiliz yani teorik kaygılar taşımayı belki haklı görebilirim ama popülizmin toplumda sanatçı için kaçınılmaz bir garnitür olarak çağrıştırılıyorsa, bunun karşısında olurum..
6- Müzik zamanla doğru orantılı mı olmalı peki ya da zaman müziğin arkasında mı durmalı. ?
Müzik ve zaman aslında birbirinin eş anlamlısı iki kavramdır .İkisi de verdiğimiz yüce imtihanda bizim kopya kağıdımızdır.Yani zamanı doğru kullanabilmek ve insanlara sevdiği bir araç olan müzikle doğru şeyler anlatabilmek çok büyük bir nimettir.. Zaman kavramı dünyanın tarzıdır imajıdır aslında, kesinliği yok sadece kesinleştirme yetisine sahip, çeyrek geçelerle ve çeyrek kalalarla yaşadığımız atmosferde erk kavram. İyi bir şey varsa koy kenara kötüsü varsa at gitsin diye de kolay harcadıklarımız arasında bulunuyor zaman, bu orantıya bakarsak müzik zamanın içerisinde can alıcı bir akışa sahip yani bazen sanrı diyebileceğimiz seslerin bile müzikal anlamda zaman içerisinde yenilendiğini görürsünüz.. Bir zamanlar ne müzikler vardı diyen insanların nostalji sıkıntısı da budur aslında , görünen o dur ki müzik zamanın önüne de geçemez arkasında da duramaz centilmen gözükse de zamanenin aracıdır.
7- Sanatçının ıssızlığı nasıl olmalı?
Bence ıssızlıkla sessizlik aynı şey değil, eğer bunu soruyorsanız. Sessizlik de keyfi istisnalarla karşılaşabilirsiniz buna bir çeşit vurdumduymazcılık akıbeti diyebiliriz ama ıssızlık öyle değil, ıssızlık modern değerler içerisinde fani bir protesto bence, yani kendimizin benzer taraflarından oluşan konuşmaz halimiz , bir karşılığı var , asil bir duruşu var, bekleyen bir tarafı var , sanatçının sabır konseptini oluşturur. Sessizlik sanatçıya erteleme hırsı üzerine motive eder fakat ıssızlık sanatçının kendine özgü tenha mekanının kapılarını açar sanatçının müsvedde duygularını bu alanda yaşamasına müsaade eder dünyada olan bitene sessiz kalmak çabasızlıktır ama ıssız kalmak bir işarettir ve önemli olan da işaretleri takip ederek asıl olana ulaşabilmek. Sus işaretini kabul etmeyen sanatçı için ıssız kalıp ruha ruh akıtmak daha evladır bence& Kısacası beden dilinin sesini kısıp dünyada dingin kalmanın adı ıssızlıktır sanatçı bu etüde bazen katılmalı..
8- İnsan bilmeyi öğrenen varlıktır bunu müzikle özdeşleştirirsek insan müzikle neyi öğrenir sizce?
İnsan müzikle hayatında ona yardımcı olabilecek yaşamını kolaylaştıracak herşeyi öğrenebilir.Tabi ters mantıkla bunların tam zıttını da öğrenebilir.Önemli olan da zaten bu seçimdir. Düşünün bir prof sınıfa girer ve öğrencilere bir şeyler anlatır. Biz de anlattıklarını farklı bir ahenkle farklı bir yapıyla insanlara sunabiliriz. Yani ben istersem suyun kaldırma kuvvet hakkında da şarkı yapabilirim. Müzik sadece bir öğrenme biçimi olabilir salt öğretmez diye düşünüyorum yani fotoğraf makinesiyle ne kadar istesiniz de özü çekemezsiniz sadece somut bir içeriğe kavuşabilirsiniz müzik böyle bir öğretiye benzetilebilir öğretmek istese de bu zaten öğretilmiş olanın üzerinden geçmekten öteye gidemez. Müzik tınılarla oluşturulmuş bir otorite değildir bağımsızdır bu anlamda dikte aracı olmamalı siyahın karanlığını söylemeli ama neden siyah olduğunu açıklamamalı bence..
9- Dünyada yaşadığımız sürece bitmeyecek tek kavram bitmek dir.Sizin için Dünyada bitmeyecek olan nedir?
Tabi dünya bitmediği sürece bitmeyecek tek kavram ilahi kudrettir.Yani sanatçılık öğretmenlik gibidir ayrı ayrı rolleri vardır mutlaka bitmeyecek olan tek sey kulluk vazifesidir. Zaten o da biterse hayat bitmiş demektir. Kulluğun notalarını ilahi sesin sahibi belirtmiş zaten. Bitmenin bile sesi var bitmemişliği var. Sanatçı toprağın öbür tarafına geçip canlı tutabildiği ve ruh kapanından kurtarabildiği tek şeyin sanat olduğunu bildikten sonra bitmeyi tekerrür ettirecek hiçbir şeyden korkmaz ve kaçamaz&.