- Üyelik Tarihi
- 1 Kas 2005
- Mesajlar
- 4,662
- Aldığı Beğeniler
- 29
- Konum
- İstanbul - Eyüpsultan
- Takım
- Galatasaray
Anadolu evliyasından Atâ Efendiye, bir gün mahalleden birkaç kişi gelip,
- Efendim, Mümin, müminin aynasıdır deniyor. Bu ne demek? diye sordular.
- Anlatayım, buyurdu.
Ve şöyle anlattı:
Bir gün, Peygamber Efendimiz, Eshabın büyükleriyle bir yerde otururken yanlarına edepsiz biri gelip hakaret etti.
- Efendimize mi hakaret etti?
- Evet. Senin kadar kötü, senin kadar çirkin birini görmedimdedi Efendimize.
- Eshab-ı kiram ne yaptılar peki?
- Efendimize baktılar. Bir işaret etse, parçalayacaklardı adamı.
Doğru söylüyorsun!
Sordular yine:
- Efendimiz bir şey buyurdular mı?
- Evet, Doğru söylüyorsunbuyurdular.
Ve devam etti anlatmaya:
O edepsiz adam gitti. Az sonra hazret-i Ebu Bekir geldi oraya. Efendimizi görünce,
- Yâ Resulallah! Ömrümde senin kadar güzel, senin kadar sevimli bir kimse görmedimdedi.
- Efendimiz ne buyurdular peki?
- Yine Doğru söylüyorsun, buyurdular.
- Çok şaşırdık efendim, ikisine de Doğru söylüyorsun buyurmuşlar.
- Evet. Eshab-ı kiram da şaşırdılar ve Yâ Resulallah! O adama da doğru söylüyorsun dediniz, Ebu Bekire de. Hikmeti nedir? diye sordular.
- Efendimiz ne buyurdu peki?
- Ben aynayım, buyurdular. Bana bakan, kendini görür. İkisi de kendilerini görüp, gördüklerini söylediler.
Kul hakkı mühimdir
Bir gün de cemaatine;
- Ahirette her şeyden hesap var, buyurdu. Hele kul hakkı çok mühimdir.
- Efendim, kul hakkı, sadece maddî şeylerde mi olur? diye sordular.
- Hayır, manevî de olabilir, buyurdu. Mesela gıybet.
- Gıybet kul hakkına girer mi ki?
- Elbette. İftira da kul hakkıdır, Su-i zan da. Hatta Mümine sert bakmak bile kul hakkına girer.
- Peki ne tavsiye edersiniz efendim?
- Ölmeden önce helallaşın. Yoksa çok zor olur ahirette, çaresi bulunmaz. Çünkü cenab-ı Hak kul hakkını affetmiyor. Helallaşmaktan başka çare yoktur.
- Efendim, Mümin, müminin aynasıdır deniyor. Bu ne demek? diye sordular.
- Anlatayım, buyurdu.
Ve şöyle anlattı:
Bir gün, Peygamber Efendimiz, Eshabın büyükleriyle bir yerde otururken yanlarına edepsiz biri gelip hakaret etti.
- Efendimize mi hakaret etti?
- Evet. Senin kadar kötü, senin kadar çirkin birini görmedimdedi Efendimize.
- Eshab-ı kiram ne yaptılar peki?
- Efendimize baktılar. Bir işaret etse, parçalayacaklardı adamı.
Doğru söylüyorsun!
Sordular yine:
- Efendimiz bir şey buyurdular mı?
- Evet, Doğru söylüyorsunbuyurdular.
Ve devam etti anlatmaya:
O edepsiz adam gitti. Az sonra hazret-i Ebu Bekir geldi oraya. Efendimizi görünce,
- Yâ Resulallah! Ömrümde senin kadar güzel, senin kadar sevimli bir kimse görmedimdedi.
- Efendimiz ne buyurdular peki?
- Yine Doğru söylüyorsun, buyurdular.
- Çok şaşırdık efendim, ikisine de Doğru söylüyorsun buyurmuşlar.
- Evet. Eshab-ı kiram da şaşırdılar ve Yâ Resulallah! O adama da doğru söylüyorsun dediniz, Ebu Bekire de. Hikmeti nedir? diye sordular.
- Efendimiz ne buyurdu peki?
- Ben aynayım, buyurdular. Bana bakan, kendini görür. İkisi de kendilerini görüp, gördüklerini söylediler.
Kul hakkı mühimdir
Bir gün de cemaatine;
- Ahirette her şeyden hesap var, buyurdu. Hele kul hakkı çok mühimdir.
- Efendim, kul hakkı, sadece maddî şeylerde mi olur? diye sordular.
- Hayır, manevî de olabilir, buyurdu. Mesela gıybet.
- Gıybet kul hakkına girer mi ki?
- Elbette. İftira da kul hakkıdır, Su-i zan da. Hatta Mümine sert bakmak bile kul hakkına girer.
- Peki ne tavsiye edersiniz efendim?
- Ölmeden önce helallaşın. Yoksa çok zor olur ahirette, çaresi bulunmaz. Çünkü cenab-ı Hak kul hakkını affetmiyor. Helallaşmaktan başka çare yoktur.