Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
Müminde Stres Olmaz” diyordu bir Psikiyatr. Cümleyi çok iddialı buldu.

Kuran Kıssalarına eğildikçe, insanın yaşayabileceği bütün sıkıntıları Nebi ve Resullerin yaşadığını gördü. Onlar bütün belalara rağmen ilahi huzuru yakalamışlardı.

Kuran’a bir de bu gözle bakmalıydı. Kıssalara göz gezdirdi, çekilen eziyetlere işaretler koydu:

-Yusuf (a.s.) ,kardeşlerinin hasedi sonucu kuyuya atılmış, esir pazarlarında satılmış, iftiraya uğramış, hapislerde yıllamış, babasına-kardeşine hasret kalmış ama yılmamıştı.

Ümidin, tevekkülün ödülü olarak Mısır’a sultan oldu.“Derdim çok” diyen hangi insan Yusuf (a.s.) kadar bela çekmiş olabilirdi ?

-Yakup (a.s.) ,40 sene evlat hasretiyle kavrulmuş, ağlamaktan âmâ olmuş, ümit kesmeden Rabbine yönelmiş, hem gözleri açılmış,hem de evladına kavuşmuştu.

-İsa (a.s.) , en yakın talebelerinden biri tarafından arkadan vuruluyor, ihanete uğruyordu.

-Zekeriya (a.s.) , kavmi tarafından öldürülmek üzere kovalanmış, bir ağaç kovuğuna sığınmış ama testere ile biçilmekten kurtulamamıştı. Testere ile bedeni biçilen Zekeriya’dan çıkan tek ses:”Huuuu, Huuuu, Huuuu” idi.

-Nuh’a (a.s.) öz oğlu bile iman etmemişti.

-Lut (a.s.) , tebliğinde yalnız kalırken, fitne grupları ile işbirliği yapan; aynı yatağı paylaştığı karısı idi! ..

-Tertemiz bir genç kızken Meryem’in (a.s.) iffetine dil uzatılıyordu. İftira ve hakarete uğrayan Meryem, sırlı bir Resule anne; gelecek nesillere örnek-mucize bir hanım oluyordu.

Kadından Resul-Nebi yoktu ama ALLAH (c.c.) Meryem’e Cebrail’ini yolluyor,vahiy Meryem’den doğuyordu! ...

-Eyyüb (a.s.) deve-koyun sürüleri sahibi iken ağır bir illetle yatağa düşüyor tüm servetini yitiriyordu. Etrafında kimse kalmamış, dışlanmış,insanlar iniltilerinden rahatsız olmamak için Onu karısı ile bir tepe üzerinde yalnız konaklamaya mecbur etmişti. Sabrının ödülü olarak şifa bulan, 70 inden sonra delikanlı gibi ayağa kalkan da yine Eyyüb’tü…

-Musa (a.s.) ,kavmi ile birlikte uzun bir sürgün yaşamıştı. Mutlulukları için çırpındığı kavmi mucizeye şahit olduğu halde iman etmiyor,en zor anlarda Musa’yı (a.s.) yalnız bırakıyordu.

-Kainatın Efendisi Hz. Muhammed (s.a.v) doğmadan önce babadan yetim, altı yaşında, hem de bir yolculukta anneden öksüz kalmış, 8 yaşında dedesini kaybetmiş, tebliğinin ilk yıllarında karısı ve amcasının ölümleriyle sarsılmıştı.

Kendi kavmince hakaret-aşağılama-ambargo-dışlama-taciz etme vb... sıkıntıları çekmekle kalmayıp memleketinden ayrılmak durumunda kalan da O (s.a.v.) idi.

Ömrü savaşlarla geçmiş, buğday bir yana arpa ekmeğine karnı doymamıştı.”Ah Mekke“ dediği çok olurdu. Resul gurbette yaşamış, gurbete defnedilmişti.

Şimdi siz bütün bunlardan sonra hala “Moralim bozuk, hayattan zevk almıyorum, stresteyim” mi diyorsunuz?

Pes yani! ..

Kuran gibi kitabınız,o kitapta onlarca Resul ve Nebiniz,Kainat Güneşi gibi Önderiniz olacak da stresteyim diyeceksiniz öyle mi? ..

Yakışıyor mu size? ! ..

Kıssaları yeniden okuyun! ...

Tarih okur gibi değil, kendinizi Resul-Nebilerin yerine koyarak, sahnede başrol oynadığınızı düşünerek, olayın içine girerek okuyun.

Göreceksiniz ne stres kalacak, ne de sıkıntı! ..

Sabrın, tevekkülün, teslimiyetin eminliği ile huzur müjdesi alacaksınız.

Niye mi bu kadar iddialıyım?

Ben değil, böyle olacağını ALLAH söylüyor:

Sabredenleri müjdele! ... O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman:

“Biz ALLAH’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz” derler.

İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır.

Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.

(Bakara - 155/ 157)



Şimdi ahir zamandayız ve biz O kutlu peygamberin (s.a.v) ümmetiyiz. Elbetteki Ona (s.a.v) ümmet olmayı kabul ettiysek, gelen musibetlere de katlanmayı

kabul etmişiz demektir. Yoksa hep huzur içinde yaşayıp ümmet şerefiyle şereflenmemek mi istiyorsunuz?



Ve O (s.a.v): “Ehl-i Beyt’im Nuh’un gemisine benzer; ona binen kurtulur, binmeyen boğulur.” (Hakim-Müstedrek 3/343 -Kenzul-Ummal; 1/186) buyurdu.

Dedikya kurbanlar zaman ahir zaman. Şimdi tufan kopuyor ve birileri bizi gemiye çağırıyor ve biz hala o gemiye binmekte direniyoruz.. Kim peki bizi çağıranlar ?

Ehl-i Beytin Torunları, Sadatlar,Bediüzzamanlar, Seydalar...

Onlar Resulullahın ehl-i beyti, Onlar nur ummanın nur kaptanları,Onlar ALLAH dostları ve bizler de geminin yolcularıyız...
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
STRES AĞRI YAPAR

Stres, mutsuzluk ve yaşam koşullarını anlayamama, kavrayamama olarak açıklanabilir. İnsanlar arasında çok yaygın olarak görülen stres, güvensizlik…
Stresin Kas Ağrısı Üzerine Etkisi
Stres, mutsuzluk ve yaşam koşullarını anlayamama, kavrayamama olarak açıklanabilir. İnsanlar arasında çok yaygın olarak görülen stres, korku, güvensizlik, umutsuzluk, aşırı heyecan, endişe, baskı gibi duyguların vücuttaki dengeyi bozarak bedende oluşturduğu genel bir gerilim durumudur.

Beynimiz, bir halin stresli olup olmadığını nitelendirebilecek yegane organdır. İnsanlar strese girdikleri zaman vücutları buna tepki gösterir ve alarma geçer. Vücutta çeşitli biyokimyasal reaksiyonlar başlar. Özellikle süregen stres, vücut fonksiyonlarını değiştirir. Stres nedeniyle vücuttaki adrenalin ve kortizol miktarı normal olmayan bir şekilde yükselir. Uzun süreli streste kortizol hormonunun yükselmesi bazı hastalıkların oluşmasına neden olabilir. Ayrıca, kortizol yüksekliğinin beyindeki hücrelere zarar verici etkileri de olabilmektedir.

Stres ve stresin doğurduğu gerginlik ve ağrı arasında önemli bir bağlantı vardır. Stres altındayken beynimiz, algıladığı tehlike karşısında ‘savaş’ ya da ‘kaç’ komutunu verir. Bu komutun yerine getirilmesi için de gerekli olan kas gerginliği artar. Ancak, savaşmanın ya da kaçmanın mümkün olmadığı durumlarda artan enerji ve kas gerginliği boşalamadığı için ağrılı kas spazmları ortaya çıkar. Ağrının kendisi de insan için bir tehlike sinyali yarattığından, o da ‘savaş’ veya ‘kaç’ emri verir. Bu durumda kas gerginliği daha da artar. Tam bir kısır döngüye girilir.

Stresin neden olduğu gerginlik damarların daralmasına, beynin belirli bölgelerine giden kan akımının bozulmasına yol açar. Diğer taraftan bir dokunun kanlanmasının azalması da ağrıya neden olur. Oksijene ihtiyaç gösteren dokunun yetersiz kanla beslenmesi, özel ağrı alıcılarını uyarır. Bu arada, adrenalin ve noradrenalin gibi stres sırasında sinir sistemini etkileyen maddeler de salgılanmış olur. Bunlar da doğrudan veya dolaylı olarak kasların gerginliğini artırır. Böylece ağrı gerginliğe, gerginlik endişeye, endişe de ağrıların şiddetlenmesine yol açar. Stres altındaki kişide; terleme, hızlı nabız, kalp çarpıntısı, midede ağrı, kasılma, boyun ve şakakta kaslarda gerginlik, nefes alamama, diş gıcırdatma, çenede kasılma, aşırı tedirginlik, konsantrasyon güçlüğü, aşırı duygusallık, halsizlik, hareket edememe gibi şikayetler mevcuttur.

Fizyolojik stres, bağışıklık sistemi üzerinde önemli bir etki yapar ve bağışıklık sistemini bozar. Beyin, bağışıklık sistemi ve hormonlar birbirleriyle ilişki içindedirler. Psikolojik veya fiziksel stres konusundaki çalışmalar uzun süren yoğun bir stresle karşılaşıldığı zaman hormonal dengeye bağlı olarak bağışıklık cevabında bir düşüş olduğunu ortaya koymuştur. Kanser dahil birçok hastalığın ortaya çıkış ve şiddetinin stresle ilişkili olduğu bilinmektedir.
Olağanüstü stres durumunun süreklilik göstermesi vücut sağlığını bozarak, çok çeşitli rahatsızlıklara yol açar. Vücudun ana merkezi olarak nitelendirilen beyin, ağrıyı azaltabilecek etkiye sahip olabilmektedir. Bu konuda ilginç bir örnek ise Yoğa yapanlarda değişik nefes alıp verme tekniklerinin uygulanması ile acıya ve soğuğa tahammül geliştirilebildiği ve ağrıyı azaltıcı etkisinin olabildiğidir.

Strese hormonlarımızın verdiği yanıtın vücudumuz üzerindeki etkileri daha uzun sürelidir. Böylece stresin hızlı etkilerine ilave olarak uzun süreçte ortaya çıkan geç etkilerinin de insan sağlığını tehdit ettiğini unutmamak gerekir.

Stres insanın doğal dengesini bozan bir durumdur. Beyin hücreleri arasında yerleşmiş olan heyecan molekülleri ağrı eşiğini düşürmektedir. Ağrı eşiğinin düşmesi ile ağrı oluşturma potansiyeli çok zayıf olan her türlü uyaran, böylece ağrı oluşumuna neden olabilmektedir. Ağrı ve buna bağlı tahammül, depresyon, korku ve endişeyi de beraberinde getirebilir. Oluşan döngü birbirini tetikler. Böylece ağrı stres yaratır, stres de ağrıyı doğurur.
 
Üst Alt