- Üyelik Tarihi
- 5 Eyl 2011
- Mesajlar
- 3,789
- Aldığı Beğeniler
- 13,779
- Takım
- Galatasaray
Hayrettin Orhanoğlu
Münacaat*
Boşluğa dair hükümler verirken buldum kendimi
Yani kapanan kapıları ilkin boşlukla sınadım içimde Göğe doğru yükselen kuşları ve sararan yaprağı Daha toprak karılmamışken Karanlıkla henüz yıkanıyordu güneş Sular, unutuluşla hoyratça vuruyordu kıyılara Boğuk bir iniltiydi en nihayetinde boşluk Derinden ve kesik kesik soluyordu işte Bakışların suskunluğundan dem vuruyordu durmadan Çünkü boşluğa göre yanılmak bir erdemdir Nereye baksanız bir şeyler görüyorsunuz gibidir Hiçliği bulursunuz en kuytu aynalarınızda Karanlıkta olduğu gibi ateşte de bir erdem vardır Anlatamamaktan daha çıkmaz bir yol olamaz diye düşünüyorsunuz Böylesi daha iyi deyip kenara çekilme ihtimaliniz de yok doğrusu ilk hamleyi karanlığa bırakmamıştım oysa Günden devreden beklentiler yahut kahırlar olmalıydı yanımda Belki acımayla süslenen rahmet yıkamalıydı kalbimi Bulmalıydı diyorum çünkü yarım kalıyordu her şey Bir köşede içe burkula burkula zaman Öte yandan kalanlarla yetinmeyi bilen kahrım vardı Ama her şeyden önce koşuya hazır direncim vardı Hatta yarım yamalak gülüşüm bile hazırdı yüzümde Hakikaten ne zormuş boşlukla kendini sınamak yarasız kalmayı göze alamayanlar için İçinden çıkılması zor bir ödeve evet demek
Her yakarışın ardında bir yenilgi vardır Yenilgiler büyür büyür de adı aşk olur Her bir dalında iri meyveler durur Güneşe değen her dalda merhamet Geride kalana ah kalbin ateşi vurur Bakışınla ruhumda açan nefret kurur Rüzgâr, yüzüme bak zaman hep beni mi bulur? Bu çöl durur durur içimde mi yorulur?
Münacaat*
Boşluğa dair hükümler verirken buldum kendimi
Yani kapanan kapıları ilkin boşlukla sınadım içimde Göğe doğru yükselen kuşları ve sararan yaprağı Daha toprak karılmamışken Karanlıkla henüz yıkanıyordu güneş Sular, unutuluşla hoyratça vuruyordu kıyılara Boğuk bir iniltiydi en nihayetinde boşluk Derinden ve kesik kesik soluyordu işte Bakışların suskunluğundan dem vuruyordu durmadan Çünkü boşluğa göre yanılmak bir erdemdir Nereye baksanız bir şeyler görüyorsunuz gibidir Hiçliği bulursunuz en kuytu aynalarınızda Karanlıkta olduğu gibi ateşte de bir erdem vardır Anlatamamaktan daha çıkmaz bir yol olamaz diye düşünüyorsunuz Böylesi daha iyi deyip kenara çekilme ihtimaliniz de yok doğrusu ilk hamleyi karanlığa bırakmamıştım oysa Günden devreden beklentiler yahut kahırlar olmalıydı yanımda Belki acımayla süslenen rahmet yıkamalıydı kalbimi Bulmalıydı diyorum çünkü yarım kalıyordu her şey Bir köşede içe burkula burkula zaman Öte yandan kalanlarla yetinmeyi bilen kahrım vardı Ama her şeyden önce koşuya hazır direncim vardı Hatta yarım yamalak gülüşüm bile hazırdı yüzümde Hakikaten ne zormuş boşlukla kendini sınamak yarasız kalmayı göze alamayanlar için İçinden çıkılması zor bir ödeve evet demek
Her yakarışın ardında bir yenilgi vardır Yenilgiler büyür büyür de adı aşk olur Her bir dalında iri meyveler durur Güneşe değen her dalda merhamet Geride kalana ah kalbin ateşi vurur Bakışınla ruhumda açan nefret kurur Rüzgâr, yüzüme bak zaman hep beni mi bulur? Bu çöl durur durur içimde mi yorulur?