Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

sürmeli

Bir_Katre
 
Üyelik Tarihi
20 Ağu 2006
Mesajlar
3,305
Aldığı Beğeniler
26
Takım
Diğer
Bir mümin, diğer mümin kardeşine: Gel, bir Allah dostunun elinde tevbe et, istikamet bul. diye tavsiyede bulunduğunda bazıları bu daveti hoş görmekte. Bazıları ise: Ben tek başıma tevbe edemez miyim? Tevbe için başkasına ne hacet? Tevbe için tekkeye-Mekkeye gitmenin ne gereği var? Ayrıca mürşidle tevbe dinde var mı? Allah ile kul arasına kimse giremez. diye itiraz ve tenkitte bulunmaktalar. İlk bakışta çok makul gözüken bu itiraz ve tenkit gerçekte ne kadar haklı?

Bir mürşidle tevbeye davet eden kimsenin davet ettiği mürşid kâmil ve kendisi de samimi ise, bu davetiyle sevap kazanır. Davetine uyan ve tevbe edip istikamet bulan kimsenin işlediği hayırlardan bir hisse de kendisi alır. İtiraz ve tenkid edenin ise ona bir zararı olmaz.



Böyle bir daveti kabul etmeyenlerin bir kısmı mazur, bir kısmı sorumlu olurlar.

Mazur olan kimse, tevbe etmeye karşı çıkmaz, tevbenin farz olduğunu bilir. Allah dostlarını sever, sevilmesi gerektiğini söyler ve onlarla beraber olmayı ister. Fakat bu zamanda gerçek mürşid kalmadı diye daveti ihtiyatla karşılar.

Bu kimsenin imandan değil, ihsandan zararı vardır. Yani kâmil mürşidle elde edeceği büyük menfaatları farkedemediği için birçok hayırdan mahrum kalır. Ancak güzel niyeti ve edebinin kendisini bir gün o cevherle buluşturması umulur.

Sorumlu olan kimse ise ya cahil, ya da bilen birisidir. Cahil kimse, dinde olan bir şeye yok demekle veya hayrı şer, şerri hayır görmekle mesul olur. Bilenin ise benlik ve kibri kalbini öldürür. Bu kimse yalnızca kendi bildiğini hak görür, başkasına hak vermez. Önüne konan ayeti kendince yorumlar, hadisi inkara gider, alimlerin sözlerini küçümser, hep ben bilirim der ve hayra yönelen kimsenin yolunu keser. Bundan dolayı mesuldür.

İstiğfar ve tevbe aynı şey değil

Önce şunu belirtelim ki, hepimiz Yüce Allaha istiğfar ve tevbe etmekle mükellefiz. İkisi de farzdır.

İstiğfar, Allahu Tealâdan affını istemek, bağışlanmayı istirham etmektir. Bu dil ile yapılır, sonuç Allaha bırakılır. Tevbe ise değişmektir. Tevbe, ölü kalbi diriltmektir. Tevbe, bozuk hali ve kötü arkadaşı terketmektir. Tevbe, kötülüklere iyilik diye sarılmış nefsi ıslah etmektir. Tevbe, özü, sözü ve her yönüyle Allaha dönmektir. Tevbe, nefis, şeytan ve kötü şartlarla mücadele etmektir. Tevbe, Yüce Allahın seveceği bir hale gelmektir. Bu ise hem dilin, hem kalbin, hem de bedenin işidir.

İstiğfar tek başına yapılabilir, fakat tek başına tevbe yapmak ve o tevbeyi korumak dünyanın en zor işidir. Bunun için Yüce Rabbimiz:

Ey iman edenler! Hep birden Allaha tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz. (Nûr/31) uyarısında bulunmuştur. Ayrıca Allahu Tealâ takvaya ulaşmak ve güzel edebi korumak için yardımlaşmamızı (Maide/2), kendi yolunda toplu halde, birlik ve dirlik içinde olmamızı istiyor. (Âl-i İmran/102-103) Takvaya ulaşmak ve istikameti korumak için sadık kulları ile beraber olmamızın gerektiğini belirtiyor. (Tevbe/119)

Tevbe, ancak cemaatle kolay

Mürşid deyince cemaat akla gelir. Mürşid-i kâmilin imam olduğu cemaatin niyeti ve hedefi dinin ihyası ve Allahın rızasıdır. Gel mürşid elinde tevbe et! demek, gel şeytana karşı cemaat kalesine gir, nefsin hücumuna karşı müminleri siper et, onların dua ve sevgisi ile kendini koruma altına al, Allah yolunda kardeşlerinle kuvvetlen, dağınıklık ve yalnızlıktan kurtul! demektir.

Müminlerin en temel işi, günahlardan temizlenmektir. Bu ortak bir vazifedir. Efendimiz (A.S.) bu vazifemizi şu temsille belirtiyor: Müminler, iki el gibi devamlı birbirlerini temizlerler. (Zebidî, İthafus-Sâde) Ayrıca, hadis-i şeriflerde Allah yolunda birlik ve dirlğin insanı nasıl dirilttiği, yalnız kalanın ise nasıl felakete gittiği şöyle anlatılmıştır:

Sizin cemaat halinde olmanız gerekir. Ayrılıp tek başına kalmaktan sakının. Şüphesiz şeytan, tek kalanla beraberdir (onu kolayca etkileyip, kalbine vesvese verir). İki kişiden ise çok uzak durur. Kim iman selâmeti ile ölüp cennetin tam ortasında olmak istiyorsa, cemaate yapışsın. Kimi iyilikler sevindiriyor, kötülükler üzüyorsa, o gerçek bir mümindir. (Tirmizî, Ahmed, Hakim)

Şüphesiz Allahu Tealâ, ümmetimi dalâlet (sapık fikir ve fitne) üzerinde bir araya getirmez. Allahın eli (rahmet ve desteği) cemaatle birliktedir. Kim cemaatten ayrılırsa ateşe gider. (Tirmizî, Tabaranî)

Hiç şüphesiz şeytan, cemaatten ayrılan kimseyle beraberdir. Onun içine yerleşip, istediği yola çeker. (Beyhakî,Tabaranî)

Şüphesiz müminlerin birbirlerine yaptıkları dualar onları destekler. (Ahmed, Darimî)

Günah çıkarma hezeyanı ve mürşidle tevbe

Allahu Tealâdan başka kimseye el açılıp günahımı affet denmez. Peygamberler dahil, kimsenin böyle bir yetkisi ve görevi yoktur. Eğer bir kimsenin şahsına karşı bir kusur işlemişsek kendisinden özür dileriz, bizi affetmesini istirham ederiz. Bu şahısla ilgili bir hak olduğu için böyle yapılır. Bunun ötesinde hiç kimsenin Allaha karşı yapılan kusurları affetme, temizleme görevi ve yetkisi yoktur. Ancak, günahkâr bir insanın tevbesine yardımcı olmak vardır. Bu yardım, günaha düşeni uyarmak, gıyabında hayır dua etmek, onun için Allaha istiğfar ve gözyaşı dökmek şeklinde olur. Cenab-ı Hak, günahla nefsine zulmeden kullarına en güzel tevbe şeklini şöyle tarif etmiştir:

Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allahtan bağışlanmayı dileseler, Rasul de onlar için istiğfar etseydi, Allahı ziyadesiyle affedici ve esirgeyici bulurlardı. (Nisa/64)

Demek ki ümmet için en hayırlı tevbe, Allahın Habibi Hz. Peygamberin (A.S.) huzurunda yapılan, onun da şahitlik yaptığı, ayrıca dua ve istiğfarla desteklediği tevbedir. Büyük müfessir Fahruddin Razi (Rh.A.) bu ayetin tefsirinde der ki:

Hz. Peygamber ile birlikte yapılan tevbenin bir faydası da, tevbe yapanın istiğfarındaki gaflet ve kusurlarının Hz. Peygamberin istiğfarı ile giderilmesi ve ilâhî huzura sahih ve sağlam bir tevbe olarak ulaşmasıdır. Çünkü kendileri için istiğfar eden Peygamberi Allahu Tealâ seçmiş, onu vahyi ile şereflendirmiş, kendisi ile kulları arasında bir elçi yapmıştır. Bundan dolayı, onun şefaat ve vesilesiyle huzuruna gelen bir şeyi geri çevirmemektedir. (Tefsir-i Kebir)

Bugün yeryüzünde Allahu Tealânın şahidi ve halifesi sıfatını taşıyan, Rasulullahın (A.S.) vârisi ve ümmetinin terbiyecisi olan kâmil mürşidler de, ümmetle yaptıkları tevbe ve istiğfarda Efendimizin ayette anlatılan sıfatını temsil etmektedir. Kâmil mürşidler, kulların Allah Tealâya yönelişlerine şahid olmakta, tevbelerinin kabulü için ayrıca yüce huzurda yalvarmaktadırlar. Kâmil mürşidler naz makamında niyaz ettikleri için, onlarla birlikte yapılan tevbeler Allah katında daha sevimli ve daha temiz bir amel olarak kabul görmektedir.

Bir Allah dostunu şahit tutarak yapılan tevbede, tevazu ve yakaran kalp vardır. Bu durumda insan, kibrini kırmış, nefsini zelil etmiş, acizliğini anlamış, hiçliğini görmüş, ihtiyacını bilmiş ve ilacına koşmuş olmaktadır. Böyle bir tevbeyi hafife almak münafıkların sıfatıdır ve o kimsenin şu ayette anlatılan kimselerden olmasından korkulur:

Onlara: Gelin, Allahın Peygamberi sizin için mağfiret dilesin. denildiği zaman başlarını çevirip kaçarlar ve sen onların kibir içinde uzaklaştıklarını görürsün. (Münafikun/5)

Hz. Rasulullahın vârisi kâmil bir mürşidin nezaretinde Allaha yapılan tevbeyi hıristiyanların papaz önünde günah çıkarma hezeyanına benzetenler, tevhid dinini, Kuranın hedefini, Sünnette uygulanan beyatların hikmetini ve tasavvufun edebini bilmiyorlar demektir. Tasavvuf büyükleri, elinden tutan kimse ile şu şekilde tevbe etmektedir:

Ya Rabbi! Bütün yapmış olduğum günahlardan ben pişmanım. Keşke yapmasaydım. İnşaallah bir daha ben yapmayacağım.

Müminlerin günahları için istiğfar et!

Takvaya ulaşmak ve marifetullahı tahsil etmek için kendisine beyat ve intisab edenlere mürşid-i kâmilin istiğfar etmesi, Kuran-ı Hakimin emri ve edebi gereğidir. Cenab-ı Hak, Rasulullah (A.S.) Efendimize şöyle emir vermiştir:

Ey Peygamber! İnanmış kadınlar beyat için sana geldiklerinde beyatlarını kabul et ve onlar için Allahtan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir. (Mümtehine/12)

Rasulüm! Hem kendi kusurun, hem de erkek ve kadın müminlerin günahları için istiğfar et! (Muhammed/19)

Hiç bir mümin, intisab ve tevbe için elini tuttuğu bir kâmil mürşide: Ben şu şu günahları işledim; beni affet, günahlarımı temizle, beni cehennemden kurtar, cennete koy! demez, diyemez. Ancak: Ben Rabbime dönmek, rızasına yönelmek istiyorum; seni bu yolda kendime delil ve imam seçiyorum. Sen de bu amelime Yüce Rabbim huzurunda şahit ol ve affım için Ona yalvar da kalbime nur, gönlüme sürur versin, günahımı affetsin. Beni taatında muvaffak etsin. der.

Başkası için yanmak ve ağlamak peygamber ahlâkıdır. Allah dostlarının en güzel ahlâkı budur. Onlar kendileri için yaşamazlar. Onlar yüce Allahın yoluna canlarını kurban etmişlerdir. Onu tanımak, sevmek ve zikretmek isteyenlere her şeylerini verirler. Bu, kalbi ihya olmuş ariflerin mesleğidir.

Kendi perişan haline bir damla göz yaşı dökemeyen günümüz insanı, başkası için nasıl ağlasın ve niçin ağlanacağını ne bilsin? Bizim için ağlayacak bir göz bulmaya mecbur değil miyiz?
Dr. Dilaver Selvi
 

Funke

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Ağu 2006
Mesajlar
46
Aldığı Beğeniler
0
Allah razı olsun can kardeşim!! ellerine ve yüreğine sağlık ...
 

lila

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Ağu 2006
Mesajlar
19
Aldığı Beğeniler
0
Allah(cc) razi olsun buyuklerin duasi ustune olsun babamin kizi çok guzel bir paylasim olmus gulum masallah ;)
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
ALLAH a giden yolda vesile edininiz.maide 35

insan oğlu eğer tek başına ALLAH ın muhabbetine ulaşabiliyorsa,buna bir şey diyeceğimiz yok,ama bu zaman bu zor şartlarda çok zor.

Onun için ALLAh ın muhabbetine ulaşabilmemiz için ilmi ile amel eden ve S.A.V in benim varislerim dediği gerçek alimleri vesile ederek,ALLAH ın muhabbetine ulaşmamız lazım..

İmamı şafii büyük islam alimi,zamanında ilmi ile amel eden bir mürşidin yanına gitiği zaman,onun arkadaşları

efendim sizde bu ilim varken,neden oraya gidiyorsunuz diye sordular.

Oda dediki ben tasavvuf ehli kişilerden iki önemli şeyi ögrendim..

Benim yalnız bu iki şeyle bile amel etmem,bani kafidir

Bu iki şey şudur

1- Zaman yalın keskin kılıç gibidir,sen onu kesmessen o seni keser,yani zamanını ALLAh ın taat ve ibadeti ile geçir,eğer geçirmessen şeytan seni kötü yollara sevkeder.

2- Nefsini oyalamaz ve terbiye etmezsen,nefsin seni boş şeylerle meşgul eder ve oyalar.

Onun için bir insanın kamil bir murşit bulup,ona intisap etmesi lazım
Her sarık saran,cübbe giyen murşit midir?
Bunu onu S.A.V in sünnetinin süzgecinden geçirerek anlayabiliriz.
Kamili murşit siyasetle uğraşmaması lazım,menfaattan uzak durması lazım,mal verildiğinde bile kabul etmemesi lazım. ve en önemlisi S.A.V in sünnetini harfi ile uygulayıp,yaşaması ve yaşatması lazım.

MEVLAM bizleri S.A.V in varisleri olan gerçek mürşitleri bulup,onlara intisap edip,onların vereceği adap ve talimatlarla ALLAh ın muhabbetine ulaşan kullardan etsin.
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
allah razı olsun.
 

plokcıw-an

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
22 Ağu 2006
Mesajlar
346
Aldığı Beğeniler
0
eskiden radarı olmayan gemiler açık okyanuslarda yolunu kaybetmemek için radarı olan gemilere yakın seyahat eder yollarını kayb etmezlerdi ..onların adeta eteğine yapışırlardı kaybolmamak için............


dünya nizamı da aynı bu misal Allah(cc)'a giden yolda kaybolmamak için bir Allah(cc) dostunun eteğine yapışabildiğimiz kadar yapışalım inşaallah............
 

sürmeli

Bir_Katre
 
Üyelik Tarihi
20 Ağu 2006
Mesajlar
3,305
Aldığı Beğeniler
26
Takım
Diğer
ORiJiNAL YAZARI : plokcıw-an
eskiden radarı olmayan gemiler açık okyanuslarda yolunu kaybetmemek için radarı olan gemilere yakın seyahat eder yollarını kayb etmezlerdi ..onların adeta eteğine yapışırlardı kaybolmamak için............


dünya nizamı da aynı bu misal ALLAH(cc)'a giden yolda kaybolmamak için bir ALLAH(cc) dostunun eteğine yapışabildiğimiz kadar yapışalım inşaALLAH............

Necmettin abim çok güzel cvp yazmışsın...
plokcıw-an kurban sende ne güzel özetlemişsin Rabbim hepinizden razı olsun ...Bütün cvp yazanlardan Rabbim razı olsun...Baki selamlarımla...
:)
 

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Allah razı olsun kardeşim ellerine sağlık.....
 

ayten filiz

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Eki 2010
Mesajlar
1
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
ben daha yeni üyeyim herkesten allah razı olsun
 
Üst Alt