MÜRŞİDDE ARANAN ÖZELLİKLER NELERDİR?
SORU:
İnsanları irşâda yetkili mürşid ve şeyhlerde bulunması gereken bir takım şartlar var mıdır? Varsa bu vasıf ve alâmetler nelerdir?
CEVAP:
Elbette vardır. İstikâmet, nasihat, şefkat, merhamet gibi ahlâki güzelliklere sâhip olmak. Kötü, çirkin ve yasak olan hal ve davranışlardan uzak bulunmaktır. İrşâdı sahih olan bir mürşidde aranan vasıfları şöyle sıralayabiliriz:
1. Şeri'at-ı mutahharanın gereklerini, tam bir istikâmet içinde, kıl payı kadar sağa sola sapmaksızın ilâhi emir ve yasaklardan bir an bile yüz çevirmeden eksiksiz icrâ ve ifâ etmek.
2. İnsanları şer'-i şerife uymaya, islâmın hayat veren prensiplerini yaşamaya, Allah ü Te'âlâ'yı her hal ve kârda kalb huzûru ile zikretmeye yöneltmek.
3. İnsanlara durumlarına ve düşünce seviyelerine göre, imkânların elverdiği ölçüde nasihat etmek, onlara takvâ ve istikâmet yolunu göstermek, çirkin ve yasak olan davranışlardan uzaklaştırmaya çalışmak.
4. Bütün mahlûkata şefkat ve merhamet nazarı ile bakmak. Küçüklere sevgi, şefkat ve merhamet, büyüklere hürmet ve saygı göstermek.
5. Müridlerin ihtiyâcını giderecek ve gönüllerindeki tereddüt ve şüpheleri silecek kadar fıkıh, akâid v.b. konularda âlim olmak. Zira bu tür duygu ve düşünceler başlangıçta müridin iç dünyâsında ârız olur, onun gönül huzûrunu allak-bullak ederek ibâdetten zevk almasını engelleyebilir.
6. Müridlerinin muttali olduğu sır ve kusûrlarını gizlemeli, ikaz için zaman ve zeminini beklemelidir.
7. Müridlerinin kalblerinin kemâl ve edeplerini, nefsin tehlike ve tuzakları ile hastalıklarını, eğer keşf ehli ise keşfen, aksi halde hal, tavır ve davranışlarından, çıkararak hâlen bilmeli, irşâd ve nasihatını onun bu ihtiyaçlarına göre yapmalıdır.
8. Bütün hareketlerinde ifrât ve tefritten uzak durmalı, orta hal ve i'tidâli muhafaza etmelidir.
9. Mutmain ve müstağni bir nefse sâhip, ahlâkın en güzeline mâlik olmalıdır. İrşâd arzusu ile gelen
bir müridini asık çehre ile karşılamamak ve asla ona kızmamalıdır: Hakk rızası için olursa kızıp, darılabilir. Müridlerine karşı celâli cemâline, kahrı lütfuna karışık bir tavır takınıp, yerine göre her ikisini de gösterebilmelidir. Netice olarak: «Emrolunduğu gibi dosdoğru olmak ve istikâmet üzre bulunmak» bu vasıfların hepsini ihtivâ edebilir.
Ebû Hasan eş-Şâzelî kaddesallahü sirrahu: «Tarikatlarda şeyh için ma'siyetleri bütünüyle terk, yapılması gereken vacipler ile mendûplardan kolay gelenleri ifâ, imkân nisbetinde Allah ü Te'âlâ'nın zikrine devam etmek ve sürekli Allah şu'ûruyla hareket etmenin dışında başka bir şart aranmaz.» Zikrin her gün en az 1000 lâfza-i celâl, 100 istiğfar ve 100 salât ü selâm getirmek olmalıdır» buyurmaktadır. (Rûhü'lbeyân)
SORU:
İnsanları irşâda yetkili mürşid ve şeyhlerde bulunması gereken bir takım şartlar var mıdır? Varsa bu vasıf ve alâmetler nelerdir?
CEVAP:
Elbette vardır. İstikâmet, nasihat, şefkat, merhamet gibi ahlâki güzelliklere sâhip olmak. Kötü, çirkin ve yasak olan hal ve davranışlardan uzak bulunmaktır. İrşâdı sahih olan bir mürşidde aranan vasıfları şöyle sıralayabiliriz:
1. Şeri'at-ı mutahharanın gereklerini, tam bir istikâmet içinde, kıl payı kadar sağa sola sapmaksızın ilâhi emir ve yasaklardan bir an bile yüz çevirmeden eksiksiz icrâ ve ifâ etmek.
2. İnsanları şer'-i şerife uymaya, islâmın hayat veren prensiplerini yaşamaya, Allah ü Te'âlâ'yı her hal ve kârda kalb huzûru ile zikretmeye yöneltmek.
3. İnsanlara durumlarına ve düşünce seviyelerine göre, imkânların elverdiği ölçüde nasihat etmek, onlara takvâ ve istikâmet yolunu göstermek, çirkin ve yasak olan davranışlardan uzaklaştırmaya çalışmak.
4. Bütün mahlûkata şefkat ve merhamet nazarı ile bakmak. Küçüklere sevgi, şefkat ve merhamet, büyüklere hürmet ve saygı göstermek.
5. Müridlerin ihtiyâcını giderecek ve gönüllerindeki tereddüt ve şüpheleri silecek kadar fıkıh, akâid v.b. konularda âlim olmak. Zira bu tür duygu ve düşünceler başlangıçta müridin iç dünyâsında ârız olur, onun gönül huzûrunu allak-bullak ederek ibâdetten zevk almasını engelleyebilir.
6. Müridlerinin muttali olduğu sır ve kusûrlarını gizlemeli, ikaz için zaman ve zeminini beklemelidir.
7. Müridlerinin kalblerinin kemâl ve edeplerini, nefsin tehlike ve tuzakları ile hastalıklarını, eğer keşf ehli ise keşfen, aksi halde hal, tavır ve davranışlarından, çıkararak hâlen bilmeli, irşâd ve nasihatını onun bu ihtiyaçlarına göre yapmalıdır.
8. Bütün hareketlerinde ifrât ve tefritten uzak durmalı, orta hal ve i'tidâli muhafaza etmelidir.
9. Mutmain ve müstağni bir nefse sâhip, ahlâkın en güzeline mâlik olmalıdır. İrşâd arzusu ile gelen
bir müridini asık çehre ile karşılamamak ve asla ona kızmamalıdır: Hakk rızası için olursa kızıp, darılabilir. Müridlerine karşı celâli cemâline, kahrı lütfuna karışık bir tavır takınıp, yerine göre her ikisini de gösterebilmelidir. Netice olarak: «Emrolunduğu gibi dosdoğru olmak ve istikâmet üzre bulunmak» bu vasıfların hepsini ihtivâ edebilir.
Ebû Hasan eş-Şâzelî kaddesallahü sirrahu: «Tarikatlarda şeyh için ma'siyetleri bütünüyle terk, yapılması gereken vacipler ile mendûplardan kolay gelenleri ifâ, imkân nisbetinde Allah ü Te'âlâ'nın zikrine devam etmek ve sürekli Allah şu'ûruyla hareket etmenin dışında başka bir şart aranmaz.» Zikrin her gün en az 1000 lâfza-i celâl, 100 istiğfar ve 100 salât ü selâm getirmek olmalıdır» buyurmaktadır. (Rûhü'lbeyân)