MÜRŞİDSİZ İRŞAD ZORDUR
Gavs-ı Bilvanisî unvanıyla meşhur olan Seyyid Abdulhakim el-Hüseynî [k.s] [Vef: 1972], demiştir ki:
"İnsan ahiret yolunda ilk haliyle avamdır. Kendisini Allahu Teala'nın dışındaki varlıkların sevgi ve etkisinden kurtarması çok zordur. Oğlun dahi olsa, ehil değilse, bir hastalığından ameliyat lazım gelse ona yaptırmazsın. İşin mütehassısını ararsın. Mürşidler ehil kişilerdir. İzn-i ilâhî ile ihsanları gafletten kurtarıp, yönünü Hakk'a döndürürler.
Bakınız, devrimizde vaaz ve nasihat dinleyip hidayete gelen çok az kişi vardır. Ama kamil mürşidler daha çok kişinin hidayetine vesile olurlar.
Zamanımızda gerçek sûfîler az olduğu için, insanlar isyana daha fazla düşmüştür. İrşat ehli zatlar devrimizde azdır." (Mehmed lldırar-Ahmed Çağıl, Seyyid Abdulhakîm Hüseynî ve Nakşibendî Tarikatı, 43.)
DİKKAT EDİLECEK İKİ NOKTA
Bundan sonra arzedeceğimiz bütün ayet, hadis, haber ve ariflerin sözleriyle, şu iki önemli meseleyi ortaya koymak istiyoruz:
Birincisi; Allah yolunda bir önder olarak seçilen kimsede bulunması gereken hâl ve vasıflar iyi bilinmeli; kendisine gönül verilip elinden tutularak yol alınacak imam çok iyi seçilmelidir. Bu işin ciddiyeti dünyada pek anlaşılamadığı ve her dostluğun sonucu burada tam olarak görülemediği için, bir çokları, nakıs veya fâsık kimselerin peşine düşmekte, marifet ve takva yerine, gaflet ve heva içinde ömrünü geçirmektedir. Şu hususu hatırlatmak yerinde olacaktır:
Allahu Teala herkesi, dünyadaki imamı ile beraber ilâhî huzura çağıracaktır. (İsrâ 17/71.) Allah sevgisi etrafında toplananlar hariç, bütün dostlar, ahirette birbirinin düşmanı olacaktır. (Zuhruf 43) Öyle ki çokları peşine düştükleri kimselere lanet okuyacaklardır. (Ahzâb 33/67; Fussilet 41/29) Öyleyse insan, önündeki önderi ve tabi olduğu rehberi iyi Geçmelidir. Yoksa, Allah aşığı ve Hakk eri olmayan kimsenin peşine düşen kimse, Allah'a değil, azaba ulaşır. Bu halden Allah'a sığınırız.
İkinci dikkat edilecek nokta şudur: Kamil mürşidlerde bulunması gereken bu vasıflar, esasen Cenab-ı Hakk tarafından hepimizden istenmektedir. Bu işin ehlini bulduktan sonra, ondan bu güzellikleri tahsil etmenin yoluna ve derdine düşmelidir. Çünkü, Kur'an ve sünnette istenen her şey, ulaşılması mümkündür ve kulun kabiliyetleri buna müsaittir.
Bu din, hayal değil, hayat dinidir. Din irade ve sevgiyle yaşanırsa tadına varılır. Kıyamete kadar, hak üzere gidecek ve her ayetle amel edecek bir grup insan muhakkak bulunur. Hak bu iken, kalkıp da: "Salihler târihte kaldı, bu devirde kamil insan olmaz, mükemmil mürşid bulunmaz, bulunsa da kendisine uyulmaz!" demek, eğer katı bir inattan kaynaklanmıyorsa, koyu bir cehaletten ileri gelmektedir. Halbuki hepimizden istenen, istikamet ve Allah yolunda birliktir. Rahman olan Allah, "Furkân" suresinde, gerçek kullarının bir çok vasfını saydıktan sonra, onların devamlı şöyle duâ ettiklerini haber vermiştir:
"Ey Rabbimizl Bize, gözümüze aydınlık olacak evlatlar ihsan et ve bizi, muttakiler için imam yap." (Furkân 25/74.)
İmam: Hak yolunda rahber ve örnek insan demektir.
Demek ki asıl hedef; takvadır. Bir önemli hedef de diğer insanlara takva yolunda örnek insan olmaktır. İşte kamil-mükemmil mürşidler önce kendileri takvaya ulaşmış, sonra bu yolda başkalarına rehberlik yapacak yetkiye sahip olmuşlardır. Ancak bu makama ulaşabilmek için, o makamın gerektirdiği bütün şartlara dikkat etmişler ve bunun için canlarını vermişlerdir.
Kamil Mürşit Kimdir?/Semerkand yayınları
Dilaver Selvi