Seyyid Abdulhakim el-Bilvanisi Hz. k.s. anlatıyor:
" Şah-ı Hazne'nin bir sofisi vardı. Zamanın Gavs'ının kim olduğunu merak eder dururdu.
Bir gün mürşidine:
- Efendim! Zamanın Gavs'ı kimdir? Bana gösterseniz...dedi.Mürşidi ona:
- Sofi!.. Mürşidin sana yeter ..buyurdu.
Sofi o kadar ısrar etti ki; sonunda Şah-ı Hazne ona 'peki, olur' dedi.Ardından da şunu ekledi.
- Filan şehre git, orada çömlekçilik yapan yaşlıca bir zat var,
o zamanımızın Gavs'ı olan velidir dedi.
Sofi söylenen şehre vardı. O zat'ı dükkanında çömlek yaparken buldu.
Yanına yaklaşmak, birşeyler söylemek istiyordu.Ama nasıl davranacağını bilemedi.
Derken biryandan çömleklere bakıyormuş gibi yaparak eline almaya, diğer yandan da göz ucuyla o zat'ı izlemeye koyuldu.
Tam o bu halde vaktini değerlendirmeye çalışırken, birden elinden çömlek yere düştü.
Mahçup oldu, ezildi, büzüldü, ne diyeceğini bilemedi. O sırada o veli zat kendisine;
- Bir şey olmaz evladım, dedi.
Bizim derviş biraz olsun rahatlamıştı. Onun bu sözünden güven duydu.Yeniden çömleklere el atıp oyalanmaya başladı.Bir müddet aradan geçmişti ki; bir çömleği daha yere düşürdü,kırdı.
Peki şimdi ne olacaktı? Kendisine ne diyecekti? O zat;
- Bir şey olmaz evladım, dedi.
Sofi birkaç defa daha aynı şekilde çömlek kırdı.Ama her defasında o veli zat büyük bir sabır örneği gösterdi.Asla ona kızıp bağırmadı.Derviş baktı ki olacak gibi değil, utancından bu zata birşey diyemeden oradan ayrıldı, dergaha geri döndü.
Derken aradan bir müddet geçti, Sofi o zat'ın vefat ettiğini öğrendi.Bu kez yine mürşidinden zamanın Gavs'ını kendisine göstermesini istedi.Mürşidi;
- Sofi!..Sana göstermedik mi? diyerek meseleyi ime edince derviş ısrar etti.
Yine mürşidi ona zamanın Gavs'ının filanca beldede genç bir zat olduğunu söyledi.
O da oraya gitti.O zat da çömlek işi ile meşgul idi.Sofi, onun yanına yaklaşmak istedi.
Ne de olsa önceden tecrübeli idi...
Çömleklerden birini eline alıp bakmaya başladığı sırada, o zat kendisine şöyle dedi;
- Sakın ha düşüreyim deme. Yoksa başında paralarım!!!..
Mehmet Ildırar
Tasavvuf Sohbetleri-4.cilt
" Şah-ı Hazne'nin bir sofisi vardı. Zamanın Gavs'ının kim olduğunu merak eder dururdu.
Bir gün mürşidine:
- Efendim! Zamanın Gavs'ı kimdir? Bana gösterseniz...dedi.Mürşidi ona:
- Sofi!.. Mürşidin sana yeter ..buyurdu.
Sofi o kadar ısrar etti ki; sonunda Şah-ı Hazne ona 'peki, olur' dedi.Ardından da şunu ekledi.
- Filan şehre git, orada çömlekçilik yapan yaşlıca bir zat var,
o zamanımızın Gavs'ı olan velidir dedi.
Sofi söylenen şehre vardı. O zat'ı dükkanında çömlek yaparken buldu.
Yanına yaklaşmak, birşeyler söylemek istiyordu.Ama nasıl davranacağını bilemedi.
Derken biryandan çömleklere bakıyormuş gibi yaparak eline almaya, diğer yandan da göz ucuyla o zat'ı izlemeye koyuldu.
Tam o bu halde vaktini değerlendirmeye çalışırken, birden elinden çömlek yere düştü.
Mahçup oldu, ezildi, büzüldü, ne diyeceğini bilemedi. O sırada o veli zat kendisine;
- Bir şey olmaz evladım, dedi.
Bizim derviş biraz olsun rahatlamıştı. Onun bu sözünden güven duydu.Yeniden çömleklere el atıp oyalanmaya başladı.Bir müddet aradan geçmişti ki; bir çömleği daha yere düşürdü,kırdı.
Peki şimdi ne olacaktı? Kendisine ne diyecekti? O zat;
- Bir şey olmaz evladım, dedi.
Sofi birkaç defa daha aynı şekilde çömlek kırdı.Ama her defasında o veli zat büyük bir sabır örneği gösterdi.Asla ona kızıp bağırmadı.Derviş baktı ki olacak gibi değil, utancından bu zata birşey diyemeden oradan ayrıldı, dergaha geri döndü.
Derken aradan bir müddet geçti, Sofi o zat'ın vefat ettiğini öğrendi.Bu kez yine mürşidinden zamanın Gavs'ını kendisine göstermesini istedi.Mürşidi;
- Sofi!..Sana göstermedik mi? diyerek meseleyi ime edince derviş ısrar etti.
Yine mürşidi ona zamanın Gavs'ının filanca beldede genç bir zat olduğunu söyledi.
O da oraya gitti.O zat da çömlek işi ile meşgul idi.Sofi, onun yanına yaklaşmak istedi.
Ne de olsa önceden tecrübeli idi...
Çömleklerden birini eline alıp bakmaya başladığı sırada, o zat kendisine şöyle dedi;
- Sakın ha düşüreyim deme. Yoksa başında paralarım!!!..
Mehmet Ildırar
Tasavvuf Sohbetleri-4.cilt