Maddî musibetleri büyük gördükçe büyür, küçük gördükçe küçülür.
Meselâ, gecelerde insanın gözüne bir hayal ilişir. Ona ehemmiyet
verdikçe şişer, ehemmiyet verilmezse kaybolur. Hücum eden arılara
iliştikçe fazla tehâcüm göstermeleri, lâkayt kaldıkça dağılmaları gibi,
maddî musibetlere de büyük nazarıyla, ehemmiyetle baktıkça büyür.
Merak vasıtasıyla o musibet cesetten geçerek kalbde de kökleşir, bir
mânevî musibeti dahi netice verir, ona istinad eder, devam eder. Ne
vakit o merakı, kazâya rıza ve tevekkül vasıtasıyla izale etse, bir
ağacın kökü kesilmesi gibi, maddî musibet hafifleşe hafifleşe, kökü
kesilmiş ağaç gibi kurur, gider. Bu hakikati ifade için bir vakit böyle
demiştim:
Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül,
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil.
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil.
Eğer bulmazsan, bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil.
Cihan dolu belâ başında varken, ne bağırırsın küçük bir belâdan? Gel, tevekkül kıl.
Tevekkülle belâ yüzünde gül, tâ o da gülsün. O güldükçe küçülür, eder tebeddül.
Nasıl ki mübarezede müthiş bir hasma karşı gülmekle, adâvet
musalâhaya, husûmet şakaya döner, adâvet küçülür, mahvolur,
tevekkül ile musibete karşı çıkmak dahi öyledir.
Lemalar
selam dua ile