- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
MÜSLÜMAN DÜNYANIN BELGESELİ
Çağımızda iletişim "kısa görüntü" üzerinden algılana biliyor ve yaygınlaşıyor. Kısa görüntünün içeriği "ihtiyaç ama tüketilebilir" olmak durumunda. Kent karmaşası ve iletişim-ticaret teknolojisinin "dijital davranışlar" ağı, insan cinsini "yaşamak"tan çok daha baskın şekilde "görünür olmak" yarışına mahkum ediyor.
"Tüketim-Görünür Olmak" dili, Müslümanın düşünce dünyasını "Emmare tipolojisi" yani bütünü parçalanmış (kırık leblebiler; anlayışlar) ; çelişkiler ikizliği, ahlak yerine kuralcı vaizlik gibi "tuhaflık demeti" içeren "sözde Müslümanlık; davranışta libarellik" ilmihaline mecbur bırakmıştır.
İlim dilini, usulleri Emevi-Abbasi-Osmanlı sentezini aşmayan ve bu nedenle modern öncesi bellek eşiğinden gelecek kurgulamaya çalışan ancak hayata dokunamadığı için Kıyamet-Mehdilik-Lanetlenmiş Modernlik- Taşlanacak Şeytani Feminizm gibi "Muskalı bebek" tadında "fikir cepleri" oluşturmaktadır.
Düşünce anaforu, ahlak çakılması, çözümsüzlük labirenti içinde umut, felah, sırat olamayan Müslüman coğrafya "Bedenini adamak" formunda "Cihad" parkurlarında "Egemenist dindarlık" atlası çizmekte; bunu kullanmayan Müslümanları "Fesad ve Fısk taşıyıcısı" diye dar alanda küfürbaz atışmaları içinde hedef göstermektedir.
Yazı ve hutbelerinde "İslam Dünyası Kan ağlıyor" ağlama duvarını bile turistik iman turuna alan edilgen akide pazarına evriltiyor...
Tüm bunlar bir hakikati "anlam meteoru" olarak beynimize çarpıyor: Anlamsızlığı ve çözümsüzlüğü örtmek için yapılan tüm çabalar kendini "Dincilik" diye etiketleyerek "görünme fetişizmi"ne evriltiyor.
Vahiy "Dininizi eğlence edninmeyin" derken; Lunapark işleten "Hocaefendiler" çoğalıyor... "Biz farklıyız; O farklı" iddiasında olanlar ise bize hangi anlam ve çözümü sunduklarını talep ettiğimizde; işitme engelli muamelesi yaparak "el dili" ile bize hareket çekmektedirler. "İşittik itaat ettik.." diyen kulluğumuzu ve işitme dilini alaya alıyorlar...
Müslümanlar (ben-biz); aynı delikten ısırılmıyor; ısırıldıkları delikten başlarını dışarı çıkarıyorlar!
Servet hocaoğulları
Çağımızda iletişim "kısa görüntü" üzerinden algılana biliyor ve yaygınlaşıyor. Kısa görüntünün içeriği "ihtiyaç ama tüketilebilir" olmak durumunda. Kent karmaşası ve iletişim-ticaret teknolojisinin "dijital davranışlar" ağı, insan cinsini "yaşamak"tan çok daha baskın şekilde "görünür olmak" yarışına mahkum ediyor.
"Tüketim-Görünür Olmak" dili, Müslümanın düşünce dünyasını "Emmare tipolojisi" yani bütünü parçalanmış (kırık leblebiler; anlayışlar) ; çelişkiler ikizliği, ahlak yerine kuralcı vaizlik gibi "tuhaflık demeti" içeren "sözde Müslümanlık; davranışta libarellik" ilmihaline mecbur bırakmıştır.
İlim dilini, usulleri Emevi-Abbasi-Osmanlı sentezini aşmayan ve bu nedenle modern öncesi bellek eşiğinden gelecek kurgulamaya çalışan ancak hayata dokunamadığı için Kıyamet-Mehdilik-Lanetlenmiş Modernlik- Taşlanacak Şeytani Feminizm gibi "Muskalı bebek" tadında "fikir cepleri" oluşturmaktadır.
Düşünce anaforu, ahlak çakılması, çözümsüzlük labirenti içinde umut, felah, sırat olamayan Müslüman coğrafya "Bedenini adamak" formunda "Cihad" parkurlarında "Egemenist dindarlık" atlası çizmekte; bunu kullanmayan Müslümanları "Fesad ve Fısk taşıyıcısı" diye dar alanda küfürbaz atışmaları içinde hedef göstermektedir.
Yazı ve hutbelerinde "İslam Dünyası Kan ağlıyor" ağlama duvarını bile turistik iman turuna alan edilgen akide pazarına evriltiyor...
Tüm bunlar bir hakikati "anlam meteoru" olarak beynimize çarpıyor: Anlamsızlığı ve çözümsüzlüğü örtmek için yapılan tüm çabalar kendini "Dincilik" diye etiketleyerek "görünme fetişizmi"ne evriltiyor.
Vahiy "Dininizi eğlence edninmeyin" derken; Lunapark işleten "Hocaefendiler" çoğalıyor... "Biz farklıyız; O farklı" iddiasında olanlar ise bize hangi anlam ve çözümü sunduklarını talep ettiğimizde; işitme engelli muamelesi yaparak "el dili" ile bize hareket çekmektedirler. "İşittik itaat ettik.." diyen kulluğumuzu ve işitme dilini alaya alıyorlar...
Müslümanlar (ben-biz); aynı delikten ısırılmıyor; ısırıldıkları delikten başlarını dışarı çıkarıyorlar!
Servet hocaoğulları