- Üyelik Tarihi
- 21 Ocak 2011
- Mesajlar
- 752
- Aldığı Beğeniler
- 15
Müslümanca Bir Hayat İçin
Adab-ı Muaşeret
İslâmî hayat, içinde sadece namazı orucu olan, başörtüsü ya da türbanı olan hayat değil. Bütün bu ilâhi emirlerin zeminini oluşturan tutum davranışlarla, topyekün İslâm ahlâkıyla bezeli bir hayat.
Böylebir hayat her şeyden önce “edepli” bir hayattır. Yaratıcı’ya ve yaratılana karşı edepli... Bu edep hali en çok insan ilişkilerinde kendini belli eder. Yani müslüman adab-ı muaşeret sahibidir.
Özgürlük adı altında nice kabalığın meşruiyet kazandığı, samimiyet kisvesi altında nezaketin hiçe sayıldığı, menfaat uğruna her türlü sınırsızlığın hak sayıldığı bugün adab-ı muaşereti hatırlamalıyız.
Müslümanca bir hayatın ihya ve inşası için...
Adabın, “insanı değerlendirmede önemli ölçülerden biri” olduğunu söylüyor Mesnevi.
Eskiler,Hz. Peygamber Efen-dimiz’i model alarak insanlarla iyi, sağlıklı, doğru ve sağlam münasebetler kurmayı “adab-ı muaşeret” olarak tarifederlerdi. Ardından da insanın hayatı boyunca ihtiyaç duyacağı konuları içeren derin bir hayat bilgisi dersine geçerlerdi.
Aslında adab-ı muaşeret bugün zannedildiğinin aksine “görgü kuralları” na karşılık gelmez. Çünkü özünde yaşayan ve yaşanan bir anlayışı taşır. Bu bakımdan adab-ı muaşeret yaşama tarzının, özelde ise bireyin ve karakterinin en önemli belirleyicisidir.
Edep kelimesi terbiye, güzel ahlâk, iyi davranış, incelik, kibarlık, gibi manalara geliyor.
İslâmî kaynaklarda ‘edeb’e getirilen tanımlamalardan birisi ise Muhammed b.Tayyib el-Fâsî’ye aittir. Ona göre edep, “kişiyi küçük düşürücü bütün durumlardan koruyan tutum ve davranışlar”dır.
Bunun yanında edebin tasavvuf ta “daima güzeli seçip onunla olma” (İbn Atâ k.s.),“kendini tanıma” (Abdullah b. Mübarek k.s.) veya “aklın tercümanı”(Sakatî k.s.) gibi tarifleri vardır.
Yani edep, yaşayış tarzımızı, insanlarla ilişkilerimizi güzele yönlendiren belirleyici bir işleve sahiptir.
Edep kelimesinin çoğulu olan “âdâp” aynı zamanda bir fıkıh kavramıdır ve“Hz. Peygamber s.a.v.’in sünnetine uygun olarak yapılan hareketler” şeklinde tanımlanır. Adap kavramı geniş ifadesiyle de Allah’ın ve Peygamber s.a.v. Efendimizin emir ve yasaklarına uygun biçimde hareketetmek anlamına gelir.
Dolayısıyla adab-ı muaşeretin özündeEfendimiz s.a.v.’in sünneti vardır. Adab-ı muaşeret kuralları da O’nungüzide anlayışına yaklaşmak için bize sunulan yansımalardan ibarettir.Adab-ı muaşerete giden yolda sünneti anlamak
bir zarurettir.
Adab-ı Muaşeret
İslâmî hayat, içinde sadece namazı orucu olan, başörtüsü ya da türbanı olan hayat değil. Bütün bu ilâhi emirlerin zeminini oluşturan tutum davranışlarla, topyekün İslâm ahlâkıyla bezeli bir hayat.
Böylebir hayat her şeyden önce “edepli” bir hayattır. Yaratıcı’ya ve yaratılana karşı edepli... Bu edep hali en çok insan ilişkilerinde kendini belli eder. Yani müslüman adab-ı muaşeret sahibidir.
Özgürlük adı altında nice kabalığın meşruiyet kazandığı, samimiyet kisvesi altında nezaketin hiçe sayıldığı, menfaat uğruna her türlü sınırsızlığın hak sayıldığı bugün adab-ı muaşereti hatırlamalıyız.
Müslümanca bir hayatın ihya ve inşası için...
Adabın, “insanı değerlendirmede önemli ölçülerden biri” olduğunu söylüyor Mesnevi.
Eskiler,Hz. Peygamber Efen-dimiz’i model alarak insanlarla iyi, sağlıklı, doğru ve sağlam münasebetler kurmayı “adab-ı muaşeret” olarak tarifederlerdi. Ardından da insanın hayatı boyunca ihtiyaç duyacağı konuları içeren derin bir hayat bilgisi dersine geçerlerdi.
Aslında adab-ı muaşeret bugün zannedildiğinin aksine “görgü kuralları” na karşılık gelmez. Çünkü özünde yaşayan ve yaşanan bir anlayışı taşır. Bu bakımdan adab-ı muaşeret yaşama tarzının, özelde ise bireyin ve karakterinin en önemli belirleyicisidir.
Edep kelimesi terbiye, güzel ahlâk, iyi davranış, incelik, kibarlık, gibi manalara geliyor.
İslâmî kaynaklarda ‘edeb’e getirilen tanımlamalardan birisi ise Muhammed b.Tayyib el-Fâsî’ye aittir. Ona göre edep, “kişiyi küçük düşürücü bütün durumlardan koruyan tutum ve davranışlar”dır.
Bunun yanında edebin tasavvuf ta “daima güzeli seçip onunla olma” (İbn Atâ k.s.),“kendini tanıma” (Abdullah b. Mübarek k.s.) veya “aklın tercümanı”(Sakatî k.s.) gibi tarifleri vardır.
Yani edep, yaşayış tarzımızı, insanlarla ilişkilerimizi güzele yönlendiren belirleyici bir işleve sahiptir.
Edep kelimesinin çoğulu olan “âdâp” aynı zamanda bir fıkıh kavramıdır ve“Hz. Peygamber s.a.v.’in sünnetine uygun olarak yapılan hareketler” şeklinde tanımlanır. Adap kavramı geniş ifadesiyle de Allah’ın ve Peygamber s.a.v. Efendimizin emir ve yasaklarına uygun biçimde hareketetmek anlamına gelir.
Dolayısıyla adab-ı muaşeretin özündeEfendimiz s.a.v.’in sünneti vardır. Adab-ı muaşeret kuralları da O’nungüzide anlayışına yaklaşmak için bize sunulan yansımalardan ibarettir.Adab-ı muaşerete giden yolda sünneti anlamak
bir zarurettir.