Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
MUŞLUYLA RİZELİNİN KUCAKLAŞMASI...
Benim adım Mehmet Altun. Muşluyum ancak uzun yıllardır İzmir’de yaşıyorum. Mobilyacıyım. Eskiden atölyem için ağaç almak üzere İzmir’den Ordu’ya, Ardeşen’e, Rize’ye ve Karabük’e giderdim. Bir defasında Rize’ye gittim. Arabayı ağaç doldurdum ve İzmir’e doğru yola koyuldum. Yanımda da arkadaşım vardı. Öyle bir yağmur yağıyordu ki sormayın. Şehirden oldukça uzaklaştıktan sonra bir yere geldik, şiddetli yağmurdan dolayı köprü yıkılmış ve yol kapanmış. Vakit de akşam, hava kararmış durumda. Orada öyle kalakaldık. Bekleşirken bir müddet sonra karnımız açıktı. Etrafta yardım isteyebileceğimiz bir ev var mı diye bakındık. Çok uzakta bir ışık gördük. Arkadaşıma dedim ki: “Yaşar! Ben şu ışığın bulunduğu yere gidip ekmek getireceğim. Sen arabada kal.” Dedi: “Sen bilirsin.” Işığa doğru yürümeye başladım. Fakat git-git ulaşamıyorum. Sanki yürüdükçe uzaklaşıyor gibi. Sanıyorum bir iki saat kadar yürüdüm, sonunda ışığın olduğu yere geldim. Meğerse bir evmiş. Vardığımda evin önünde yaşlı bir teyze abdest almaktaydı. Bana “Buyur oğlum.” dedi. Ben de “Yolda giderken başımıza böyle bir olay geldi. Bize bir ekmek verebilir misiniz?” diye sordum. “Bir dakika.” dedikten sonra hemen içeri gitti. Biraz sonra bir hacı amca dışarı çıktı. “Oğlum, gel içeri. Buyur, ne istiyorsun?” diye sordu. Ben de dedim ki: “Valla hacı amca, durum böyle. Yolda kaldık. Bize bir ekmek verebilir misin?” Dedi ki: “Hele bir içeri gel.” Sonra beni içeri aldı. Sordu: “Arkadaşın var mı?” Dedim ki: “Var. Arabada.” Ardından oğlunu çağırdı ve “Oğlum! O arabayı temiz ve uygun bir yere çek. Arkadaşını da al getir.” Oğlu gitti ve arkadaşımı getirdi. Bu arada bana sordu: “Nerelisin?” “Muşluyum.” dedim. Bunu deyince öyle bir heyecanlandı ki, neredeyse ağlayacak gibi oldu. Sonra “Evladım! Ben tam yirmi beş yıldır bugünü bekliyordum.” dedi. Böyle deyince ben de bir acayip oldum, meraklandım. Dedim ki: “Hacı amca hayırdır?!” Başladı anlatmaya:
“Bir kamyonum vardı. Kamyonculuk yapıyordum. Yirmi beş yıl önce gece yarısı Muş ovasında bir sürünün içine daldım. Ardından hakimiyetimi kaybedip şarampole yuvarlandım. Arabadan dışarı çıkıp ne olup bittiğini anlamaya çalışırken bir de baktım ki, yirmi kadar koyunu telef etmişim, bir o kadar da yaralı. Olan biten karşısında arabayı unutup kendi derdime düştüm. İçimden dedim ki: ‘Eyvah bu Kürtler beni öldürecek!’ Biraz sonra birkaç kişi geldi. Bana geçmiş olsun dediler. Bir şeyim olup olmadığımı sordular. Hastaneye götürelim diye teklif ettiler. Sonra bir traktör getirip kamyonu şarampolden çıkarttılar. Ardından beni koyunların sahibinin evine götürdüler. Unutamayacağım bir misafirperverlik gösterdiler. Yedirip içirdiler. Bu arada başka insanlar da geldi. Çok güzel bir sohbet halkası oluştu. Konuşmalar sırasında bir koyunun kaç para olduğunu sordum. Koyunların sahibinin adresini de öğrendim. Yatma vakti gelince tertemiz döşekler açtılar. Sabahleyin de çok güzel bir kahvaltı hazırladılar. Sonra kamyonu şehre sanayiye götürüp tamirini yaptırdık. İşlerimiz bitince koyunların sahibine ‘Hayvanlarınızı öldürdüm. Aman yaman borcum ne kadardır?’ diye sordum. ‘Borcun yoktur.’ dedi. ‘Ama nasıl olacak?’ dedim. Israr ettim, ‘Borcun morcun yok.’ dedi. Sanki hiçbir şey olmamış gibi o ve beraberindekiler benimle kucaklaşarak yola koydular. Anlatılamaz duygular içinde memleketim Rize’ye döndüm. İlk iş olarak da zarar ziyanın parasını koyunların sahibinin adresine gönderdim. Kendi kendime de hep şunu dedim: ‘Ya rabbi! Bir Muşlunun yolu bana düşse de ben de ona hizmet etsem ve bu iyiliğin karşılığında bir şeyler yapabilsem.’ İşte yirmi beş yıl sonra siz bana geldiniz ve bu ahdimi yerine getirmeme vesile oldunuz.”
Sohbetimiz devam ederken teyze bize yemek hazırladı. Sonra çaylarımızı içtik ve geceyi orada geçirdik.
(Hatıranın sahibinden kaydedilmiştir. Muş. 26.04.2019. Prof. Dr. Enbiya Yıldırım).
 
Üst Alt