- Üyelik Tarihi
- 7 Eyl 2005
- Mesajlar
- 1,242
- Aldığı Beğeniler
- 9
- Takım
- Galatasaray
MÜTEVAZİ GİYİNMEK İMÂNDANDIR
Kur'an'ı Azimüşşân'da bildirildiği gibi insan yine aynı insan aslında. O günkü Karunlar ile bugünküler arasında pek bir fark yok. Değişen sadece isimleri olmuş. Geçmişte olduğu gibi bu tablo günümüzde de aynen yansımaktadır.
Abdullah b. Amr İbnü'lÂs anlatıyor:
"Resûlullah'a İslâm'ın hangi ameli daha hayırlıdır?" diye sorulduğunda:
"Yemek yedirmen, tanıdığın tanımadığın herkese selâm vermendir." diye cevapladı.
Şimdi günümüze bakıyoruz da tanıdığımız tanımadığımız herkesi yedirmeyi çok kimse yapar. "Ne olacak sanki sofrada bir tabak fazla olsa!" desek de yaparkenki samimiyetimize de bağlı bu. Bunu ya gösteriş için yapıyorsak? O zaman ne olur bizim hâlimiz?
Herkese selâm vermek&
Herkesi bir yana bırakalım da işin aslını konuşalım: Tanıdıklarımıza, eşimize dostumuza bile selâmı esirgemiyor muyuz?
Bir mü'min kardeşimizi görünce tüm her şeyi bir kenara bırakıp selâm vermeyi, hâlhatır sormayı yüzde kaçımız yapıyor? Çoğu zaman karşıdan bekler olduk Allah'ın selâmını da& Oysa bir mü'min olarak önceliği başkasına bırakmamalıyız, o Rahmet Peygamberi'nin ümmeti olarak.
Yine bir hadisi şerif aktarmak istiyorum. Ebû Ümame b. Sa'lebe elEnsârî anlatıyor: Resûlullah'ın yanında dünyayı zikretmişlerdir. Buyurdular ki:
"Duymuyor musunuz, işitmiyor musunuz? Mütevazı giyinmek imandandır."
Süfyan Sevrî bir gün evinden çıkıp dervişlerin yanına gitti. Hırkasını ters giymişti. Dervişler bunu görünce kendisine ikazda bulundularsa da o aldırış etmedi ve şöyle dedi:
"Ben bu hırkayı Allah rızası için giydim. Ters olduğunu fark edemedim. Şimdi Hak rızası için giydiğim bir şeyi halk rızası için sırtımdan çıkarıp yeniden giyemem."
"Güzel giymeye iktidarı olduğu hâlde güzel giyinmekten kaçınana Allah da cennet elbiseleri giydirir."
Güzel kıyafet giyen biri, Hasan Basrî'nin yanından geçerken, Hasan Basrî onu çağırarak:
"Ey âdemoğlu, sanki mezarı geride bırakmış, amelinin mükâfatını almış gibi gençliğine mağrur oluyor, şekil ve şemailin ile neşeleniyorsun. Bütün bu tehlikeler önündedir. Kalbine dön, kalbini düzelt. Allahu Teâlâ'nın insanlardan istediği, bedenlerini değil kalplerini ıslah etmeleridir, dedi.
beyan aralık-2005/güler tiryaki
Kur'an'ı Azimüşşân'da bildirildiği gibi insan yine aynı insan aslında. O günkü Karunlar ile bugünküler arasında pek bir fark yok. Değişen sadece isimleri olmuş. Geçmişte olduğu gibi bu tablo günümüzde de aynen yansımaktadır.
Abdullah b. Amr İbnü'lÂs anlatıyor:
"Resûlullah'a İslâm'ın hangi ameli daha hayırlıdır?" diye sorulduğunda:
"Yemek yedirmen, tanıdığın tanımadığın herkese selâm vermendir." diye cevapladı.
Şimdi günümüze bakıyoruz da tanıdığımız tanımadığımız herkesi yedirmeyi çok kimse yapar. "Ne olacak sanki sofrada bir tabak fazla olsa!" desek de yaparkenki samimiyetimize de bağlı bu. Bunu ya gösteriş için yapıyorsak? O zaman ne olur bizim hâlimiz?
Herkese selâm vermek&
Herkesi bir yana bırakalım da işin aslını konuşalım: Tanıdıklarımıza, eşimize dostumuza bile selâmı esirgemiyor muyuz?
Bir mü'min kardeşimizi görünce tüm her şeyi bir kenara bırakıp selâm vermeyi, hâlhatır sormayı yüzde kaçımız yapıyor? Çoğu zaman karşıdan bekler olduk Allah'ın selâmını da& Oysa bir mü'min olarak önceliği başkasına bırakmamalıyız, o Rahmet Peygamberi'nin ümmeti olarak.
Yine bir hadisi şerif aktarmak istiyorum. Ebû Ümame b. Sa'lebe elEnsârî anlatıyor: Resûlullah'ın yanında dünyayı zikretmişlerdir. Buyurdular ki:
"Duymuyor musunuz, işitmiyor musunuz? Mütevazı giyinmek imandandır."
Süfyan Sevrî bir gün evinden çıkıp dervişlerin yanına gitti. Hırkasını ters giymişti. Dervişler bunu görünce kendisine ikazda bulundularsa da o aldırış etmedi ve şöyle dedi:
"Ben bu hırkayı Allah rızası için giydim. Ters olduğunu fark edemedim. Şimdi Hak rızası için giydiğim bir şeyi halk rızası için sırtımdan çıkarıp yeniden giyemem."
"Güzel giymeye iktidarı olduğu hâlde güzel giyinmekten kaçınana Allah da cennet elbiseleri giydirir."
Güzel kıyafet giyen biri, Hasan Basrî'nin yanından geçerken, Hasan Basrî onu çağırarak:
"Ey âdemoğlu, sanki mezarı geride bırakmış, amelinin mükâfatını almış gibi gençliğine mağrur oluyor, şekil ve şemailin ile neşeleniyorsun. Bütün bu tehlikeler önündedir. Kalbine dön, kalbini düzelt. Allahu Teâlâ'nın insanlardan istediği, bedenlerini değil kalplerini ıslah etmeleridir, dedi.
beyan aralık-2005/güler tiryaki