- Üyelik Tarihi
- 22 Şub 2021
- Mesajlar
- 1,553
- Aldığı Beğeniler
- 3,761
MUTLULUĞUN KOKUSU
Bir insanın mutlu olduğu nasıl anlaşılır? Bunu; gözlerinin parlaklığından, neşesinden, belki yüzüne vuran iç aydınlığından. Bunlar doğrudur, mutluluk saklanamaz, mutluluk insanın içinden sızar, bir yerlere girer, orayı değiştirir. Bir de kokusu vardır, pek fark edilmez. Oysa her ruh halinin kendine özgü bir kokusu vardır. Maalesef, günümüzdeki yapay değerlerden dolayı bu pek hissedilmiyor.
Bizlerde, çok azımız çok az zaman için konuşuyor. Onlarda da, dikkat edilirse duygu sözcükleri çok azdır. Birbirlerine söylemeleri gereken sözleri söylerler ve çekilirler. Çoğu zaman, daha fazlasını ne söylemeye, nede karşı tarafın dinlemeye tahammülü yoktur. Gerçekte konuşmayan ve dinlemeyen insanlar iki önemli iletişim aracını da kaybettikleri için artık anlaşamıyorlar. Bu iletişim araçları, Koku ve dokunma. Bunlar, gerçek iletişimin iki yoludur ve çoğu zaman her ikisini de unutuyoruz. Koklamak, öyle incelikli bir duygudur ki, bugünün insanına öğretilmesi gerekir. Zavallı koku alma duygumuz. Öylesine kötü kokularla bozuldu ki, yeniden eğitilmesi gerekiyor.
Artık insanlar, insan kokusunu bile alamıyor. Çocuğun, yaşlı insanın, umudun, bezginliğin, hayata kırılmanın, mutluluğun kokusu gibi. İnsanlar bütün bunları unuttular. Dokunma da öyle insanlar bunu da unuttu. Bir elin el üstüne konması, bir omuzun omuza bir sırtın sırta dayanması gibi. Sözcükler her türlü telaffuz edilebilir ama beden dili yalan söylemez. Bunlar gerçekleri iletir, sadece gerçekleri.
Parfümler doğanın verdiklerine insan ustalığının katılmasının ürünüdür, ama hiçbir parfüm insan tenine değmeden gerçek bir koku değildir. Parfüme kişiliğini veren, insanın özel kokusudur. Onun içinde parfüm her insanda birbirinden farklı özellikler kazanır. Parfüm sürmenin ustalığı, bu karışımın oluşmasına yardımcı olacak ölçüde biçimde sürmeyi bilmektir. Böyle sürülmediği zaman insan sadece parfüm kokar, ama sürmesini bilen insanın kendisi kokar. Bu özel kokuyu o kişiye ait her yerde hissedebilirsiniz. Dikkat edin özel kokusunu tanımadığınız hiç bir kişiyi gerçekte tanımış sayılmazsınız. Sonra bir gün “mutluluğun kokusunu” tanıyacaksınız.
Güneşin ilk ışıklarına eşlik eden tozpembedir bu. Mutluluğun biraz utangaç, biraz ürkek, biraz çekingen başlayan, ama sonra cesaretle yayılan, güç veren, kendini duyuran özel pembesi. Bu pembeliğin üzerine dikkatle bakacaksınız. Orada buğulu bir nemlenme göreceksiniz.Hep uçan ve havaya karışan, hep yenilenen uçucu bir nemlenme. Görenlere “sende bir şeyler var” dedirten bir bahar tazeliği, filiz tadı. O kişiye yaklaşmalı ve insanlığın, mutluluğun kokusunu duymalıyız. Pembeden eflatuna, deniz mavisinden güneş sarısına değişen gökkuşağı renklerindeki özel kokuyu. İnsanı rahatlatan, dinlendiren, coşturan, kıpırdatan, susturan, konuşturan mutluluk kokusunu.Dünyanın en güzel kokusu budur. Bebeğin annesinden aldığı koku, annenin bebeğinden aldığı koku, seven insanın sevilen insandan aldığı koku budur. Ama bu koku kendiliğinden olmuyor. Buna emek vermek gerekiyor. Sabahların, gecelerin, gün ışıklarının birbirine karışması gerekiyor. Umutsuz günlerde, umutlu günlerde birbirinin değerini bilmek gerekiyor. mutluluk kokusu dağlarda, ırmaklarda değil. Bu koku yalnız insanda. İnsanın insan da yarattığı koku bu. İnsanı insan kılmanın kokusu. Sevginin , güvenin kokusu, “İyi ki sen varsın, kokusu. Mutluluğun kokusunu doya doya hissetmeniz dileklerimle…
