Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
Her ezgi yabanıldır. Karanlıktan doğar,
ister sevinci övsün isterse kederi;
Sessiz tohumda olgunlaşır yazlar, kışlar; remilde değildir falcının gördükleri, mahzensi sözcüktedir.
Birini seçeriz ve ya Melek’le ya Şeytan’la sözleşiriz;
hiç kimse bilemez sınamadan kalbini.

Korkunçtur zamanın mayaladığı pusu; örümceğin saati mağmada işler, çekülünü bozar günün buharlaşan su;
oysa yetkinlik ister Tin, kesinlik ister, cümlenin, düşüncenin bazaltsı biçimini;
Devingendir bedense, sınar kendini
Cehennem, Araf, Cennet: üç kapıda bekler.

Uçurumsudur arayan insan. Yetinmez bulduğu ve olduğuyla.
Öte çağırır cehennem sesiyle. Yazgıyı kimse bilmez, tomurcuk da giz de apansız yırtılır; sevinç ve keder beslenir aynı sabırla, Hermes’in ve yeraltının mührü sonunda belki de gülen bir çocuğa bağışlanır.

Yastır Neşe’nin kaynağı. Varlık hep sınar, kurumuş kuyudur; anımsar eskil yağmuru; titreşir bir aynada ürkütülmüş yıllar, bir gelin gülümser silince de buğuyu.
Yüz gölgedir, içe sürgündür asıl suret, kımıldar etinde örümceksi bir kasvet; kaslarında sızlar Uyum’un yokluğu.

Simyacı küçümser altın’da Erk arayanı, sınamak, yanılmak, bilmektir tutkusu; pula dönüştürmeye çabalar altını, yadsır “çirkini güzel eden uzgörüdedir erdem, iç durulukta perilerin hışırdadığı korulukta ararız güzün kokusu sinmiş uykuyu.

Saksıdayken kavrulmuş çölü solur kaktüs, Bütün ve Parça’dır zamanın akışında; pınarları, çeşmeleri özler Pegasus, kesik bir başın kanından doğmuş olsa da. Bir oyuk açar gecede her keder sesi “izleri sürmeyi bilin” der bilge kişi başlangıç ve son anlatılmıştır olguda.

Arzudur kırılan zerdali çekirdeği, dudaklar ta yılların içinden inilder; anımsadıkça yıkılmış mermer çeşmeyi. Doruk ya da uçurum: Sessiz belirtiler! Kösnü güçsüzleşir, akrep ilerler kumda, mazlum zalimi tanır alevsi aynada; her yorum, bir öncekini iptal eder.

Taçlanmıştır doğuşundan, gamsızdır çocuk, ırmağın kıyısıdır, kurt olur tipide; korkmaz öyle geçerken, alanıdır gömütlük, taşı ve kemiği adlandırır gönlünce. Denizin üstünde sonsuz bir gülüş kalır o kasvetsiz oyundan. Kalp bahçeleri dinler yıllar boyu; bir kez daha duyayım diye.

Dağılgandır yaşlılıkta dünya. Her düş tümlüğü özler; gerçek ve mesel, fark etmez; görülsün yeter, sağlıkla, sona eren kış. Budur yanıltan teselli. Yollar hiç bitmez oysa Arayan için. Sonsuzluk kadar Bitimliyi de bilmek ister siyah ruhlar; katmerlenir gül, kar üstünü örter örtmez.

Yıllardır birbirini arıyor Yin ve Tin, yazıtlarındaki iz konuşuyor kiminle? Yitik Gezgin! Hem herkes hem hiç kimsesin, Giz belki her gün duyduğun o gürültüde. Girdiğin mahzen açıklamaz, gördüğün saklı. Bir şarkı için kalp ölüme çoktan razı; Ama zor olgunlaşır doğacağı gece.

Bin yıl dövülür acıların kristali, bulunduğunda görkemle parlasın diye; Kim nasıl, ne zaman fark eder Güzelliği? bilinmez; ürpertidir insanın derininde. Ona yargılıyız: Ondan beslenir Küşüm ve İnanç. Ozan’la çözülecek bu düğüm, vakt erip dilindeki mühür eriyince,

Geri dön Eurydike! Sadece benim değil bu çığlık! Seni istiyor yeşermiş orman da.
Sen baktığında güzel ve büyülü her ayna; Yoksan, kime göre anlatılacak o mesel. Salkımı olgunlaşan asmayla söyleşmeyi öğrendim senden.
Akıyordu tanenin tamamı sözlerime, akmıyor sanılan dere gibi; Yitirdim birden bana gizi açıklayanı.

Kimdi, hiç unutmadım hiç; bozulmuş saatin yelkovanını çalıştırmak için uğraşan? Yataktaydı, eli de titriyordu dedemin, “kurun” derken, yapraklar dökülüyordu daldan.

Yankılanırdın ağacın doğum ve ölüm sesini sabah, öğle ve akşam; değişirdi mevsimler; gözlerdik anlayalım diye değişmeyeni, ve derdin ki: “Çiçek yeşerirken dal inilder”

Bilgiye özgüdür oluşu ve yokoluşu birlikte duyumsamak. Çünkü ayarsızdır içimizdeki çekül. Kalp bulduğunu sanır; o andır oysa sevilen bedenin solduğu.

Yalnızdır Dünyalı, peri soyundan da olsa; kovalanır, acıtılır. Künyesi tekinsiz biridir hep. Kristalden bir feryat ağzında, kimin için atılmış? Ne yazık ki bilmeyiz.

Her Yazgı tuhaftır. Düşen bir kaşık sesi, nasıl yankılanırsa yerde, öyledir: Anlaşılmaz, basit, karışık. Varız gibi yaşadığımız evlerde.

İçimizdeyken o Tufan duygusu hangi imlerin aracılarıyız? Gidiyor muyduk, o mu geliyordu; belki kendimizin yabancısıyız.

Biz üretsek de korkutucudur giz, yeşerir eskil karanlığımızdan; atalar hayvandır, bundan ürkeriz; bakın: Hepimizden sızıyor kan.

Yaza girdik! Her yerde aşkın çağrısı; ıtır mı yasemin mi kokardın sen? Kimyanı süzmek için gövdenden Peşine düştü binlerce arı

Yaşam da Doğa da tuzakla dolu, Yazgın orda! Kaç nereye kaçarsan! Arılardan kurtuldun ama buldu seni ve balını emdi bir yılan.

Eurydike! Aydınlattı ölümün, söylediğim şarkıyı.
Çözülen düğüm yeni bir düğüm örermiş meğer; uçurum bebeğindeymiş gözümün.

Karanlık ürkünç! Geri döneyim der her hayalet. Ardında kalan izler, yırtık bir kitap, sararmış perdeler sanki yitirdiği sevinci gizler.
Ama mutluluk kaydedilmez zamana./Ahmet Oktay
 

...vuslat

gökyüzünü bilmeyen leke sanıyor kuşları...
 
Üyelik Tarihi
6 May 2015
Mesajlar
7,297
Aldığı Beğeniler
19,193
Konum
????
????
Birçok manâyı ayrı ayrı paragrafa hatta cümlelere hatta kelimelere gizleyen ...okuyanı tek çıkışlı bir labirente sokan...çıkmaz yollara girdiğini düşünürken aslında 'nefes' aldıran...aklın, kalbin bilmesinden ziyade ruh'a aks eden satırlar galiba...
Bir kere de sesli okuyayım dedim
Manâ derinliğinden midir nedir?¿ bilemedim yine şahanee
Kelimeler iki eliyle kulaklarını kapadı!¡
Ses'siz olun der gibi,.,

Rahmet olsun Ahmet Oktay'a


EyvAllah Hocam
Eksik olmayın????
 

uhibbu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eki 2007
Mesajlar
18,383
Aldığı Beğeniler
39,770
Konum
istanbul
Takım
Galatasaray
Her Yazgı tuhaftır. Düşen bir kaşık sesi, nasıl yankılanırsa yerde, öyledir:
Anlaşılmaz, basit, karışık.
Varız gibi yaşadığımız evlerde :boshayaller:

mutluluk kaydedilmez..ama bu eşsiz satırları kaydettim sayenizde :utang:

Ömrünüze bin bereket ????
 
Üst Alt