Muhammed Bahauddin Nakş-i Bendi (KSA) Hz.leri, yaklaşık olarak Hz. Pir Abdulkadir-i Geylani (KSA) Efendimizin irtihalinden 240-241 küsür sene sonra dünyaya teşrif etmiştir...
Kendisine Hz. Pir Abdulkadir-i Geylani (KSA) Efendimiz şöyle sordular:
- Gavsulazam Şeyh Seyyid Abdulkadir (KSA) : Kademi hâzâ alâ rakabeti külli veliyyullahi teâlâ buyuruyor. (Yani bütün Allahın (CC) velilerinin omuzları benim ayağımın altındadır) Buna ne dersiniz?
Şah-ı Nakş-i Bend (KSA) elini göğsüne koyarak şu cevabı vermiştir: Alâ aynî ve basîretî. (yani başım ve gözüm üstüne)
Muhammed Bahauddin (KSA) Hz.lerinin, Nakş-i Bend ismini alması şöyle olmuştur:
Kendisi anlatıyor:
- Şeyhim Külal bana ismi celal, yani Allah (CC) ismini telkin etmişti ve bu isilme meşgul olmamı istedi. Ben de bu ismi çeker, tefekkür ederdim. Lakin isim yalnız dudaklarımda kalır, kalbime bir türlü işlemezdi.
İşte bundan dolayı sıkıntı içindeydim ve bir gün sahrada dolaşırken Hızır (AS) benim hacetimi keşfedip bana: Ey Bahaeddin (KSA)! dedi, sıkılma! Elbet senin de derdinin çaresi bulunur.Ben ona sual ettim: Benim derdimin çaresi nasl bulunur? O dedi ki: Yeryüzünde tasaffur sahibi büyük bir veli vardır. İsmi Abdulkadirdir (KSA). Türbesi Bağdat şehrinde. Kim O ndan (KSA) hacet dilerse, hacetine yerişir.
Bunun üzerine Seyyid Abdulkadirden (KSA) istimdat ettim. O esnada Hz. Hızır (AS) beni Bağdata Hz. Pir Abdulkadirin (KSA) yanına iletti ve kendimi bir anda Gavsulazam Sultan Şeyh Abdulkadir-i Geylaninin (KSA) huzurunda buldum. Ve Ona (KSA) derdimi anlattım. Ey alemlerin elini tutucu. Sen benim elimi tut ki, sana el tutucu desinler. dedim.
O anda Hz. Pir Abdulkadir-i Geylani (KSA) bir kere Allah (CC)! dedi ve mübarek elini uzatıp kalbimin üzerine koydu. O anda kalbimdeki sıkıntı gitti ve bana hikmet perdeleri açıldı. Hz. Gavsulazam Abdulkadir-i Geylani (KSA) şöyle devam etti: Ya nakşbendî âlem, nakşi mârâ begir ki turâ nakşebend güyend... (yani: Ey alemlerin nakşını tutucu. Sen benim nakşımı tut ki, sana Nakş-ı bend desinler)
Gözümü göğsüme çevirdiğimde orada bir yazı ile Allah ismini okudum ve ve ismim de Nakş-i Bend oldu.
Daha sonra Muhammed Bahauddin Nakş-i Bend (KSA) Hz.leri, hem kendi türbesinde hem de Pir Abdulkadir-i Geylani (KSA) Hz.lerinin türbesinde yazılı olan şu medhiyyeyi söyledi:
Padişahî herdüâlem Şahi Abdülkadirest
Serveri evlâdı Âdem Şahı Abdülkadirest
Âfütabu Mâhitâbi Arşı ve Kürsiyyi Âlem
Nûr-i Akdes, Nûr-i Âzam Şahi Abdülkadirest...
ANLAMI:
Dünya ve ahiretin padişahı Şah Abdülkadirdir (KSA)
Evlad-ü Ademin (insaoğlunun) serveri, Şah Abdülkadirdir (KSA)
Güneş, Ay, Arş, Kürs, Kalem bunların cümlesi
Nuru Şah Abdulkadir in (KSA) kalbinden aldılar...
KAYNAKLAR:
1) Gayb ın Dili; Abdülkadir Geylani nin (KSA) menkibeleri, hikmetli sözleri, Kadiri tarikatı ve evradı; Muhammed Sadık Ul Sadi, Tercüme Seyyid Hüseyin Fevzi Paşa; Kitsan Yayınları ISBN 975-7557-47X; Sayfa 334,335; 353, 354
2) Ariflerin Menkibeleri; Demir Murat Tarık Yüksel; Demir Kitabevi. Sayfa 40, 65-66
3) Batmayan Güneş; Derleyen Hasan Şen; Furkan Yayınları; ISBN: 975-8622-40-4; Sayfa 128,129
Kendisine Hz. Pir Abdulkadir-i Geylani (KSA) Efendimiz şöyle sordular:
- Gavsulazam Şeyh Seyyid Abdulkadir (KSA) : Kademi hâzâ alâ rakabeti külli veliyyullahi teâlâ buyuruyor. (Yani bütün Allahın (CC) velilerinin omuzları benim ayağımın altındadır) Buna ne dersiniz?
Şah-ı Nakş-i Bend (KSA) elini göğsüne koyarak şu cevabı vermiştir: Alâ aynî ve basîretî. (yani başım ve gözüm üstüne)
Muhammed Bahauddin (KSA) Hz.lerinin, Nakş-i Bend ismini alması şöyle olmuştur:
Kendisi anlatıyor:
- Şeyhim Külal bana ismi celal, yani Allah (CC) ismini telkin etmişti ve bu isilme meşgul olmamı istedi. Ben de bu ismi çeker, tefekkür ederdim. Lakin isim yalnız dudaklarımda kalır, kalbime bir türlü işlemezdi.
İşte bundan dolayı sıkıntı içindeydim ve bir gün sahrada dolaşırken Hızır (AS) benim hacetimi keşfedip bana: Ey Bahaeddin (KSA)! dedi, sıkılma! Elbet senin de derdinin çaresi bulunur.Ben ona sual ettim: Benim derdimin çaresi nasl bulunur? O dedi ki: Yeryüzünde tasaffur sahibi büyük bir veli vardır. İsmi Abdulkadirdir (KSA). Türbesi Bağdat şehrinde. Kim O ndan (KSA) hacet dilerse, hacetine yerişir.
Bunun üzerine Seyyid Abdulkadirden (KSA) istimdat ettim. O esnada Hz. Hızır (AS) beni Bağdata Hz. Pir Abdulkadirin (KSA) yanına iletti ve kendimi bir anda Gavsulazam Sultan Şeyh Abdulkadir-i Geylaninin (KSA) huzurunda buldum. Ve Ona (KSA) derdimi anlattım. Ey alemlerin elini tutucu. Sen benim elimi tut ki, sana el tutucu desinler. dedim.
O anda Hz. Pir Abdulkadir-i Geylani (KSA) bir kere Allah (CC)! dedi ve mübarek elini uzatıp kalbimin üzerine koydu. O anda kalbimdeki sıkıntı gitti ve bana hikmet perdeleri açıldı. Hz. Gavsulazam Abdulkadir-i Geylani (KSA) şöyle devam etti: Ya nakşbendî âlem, nakşi mârâ begir ki turâ nakşebend güyend... (yani: Ey alemlerin nakşını tutucu. Sen benim nakşımı tut ki, sana Nakş-ı bend desinler)
Gözümü göğsüme çevirdiğimde orada bir yazı ile Allah ismini okudum ve ve ismim de Nakş-i Bend oldu.
Daha sonra Muhammed Bahauddin Nakş-i Bend (KSA) Hz.leri, hem kendi türbesinde hem de Pir Abdulkadir-i Geylani (KSA) Hz.lerinin türbesinde yazılı olan şu medhiyyeyi söyledi:
Padişahî herdüâlem Şahi Abdülkadirest
Serveri evlâdı Âdem Şahı Abdülkadirest
Âfütabu Mâhitâbi Arşı ve Kürsiyyi Âlem
Nûr-i Akdes, Nûr-i Âzam Şahi Abdülkadirest...
ANLAMI:
Dünya ve ahiretin padişahı Şah Abdülkadirdir (KSA)
Evlad-ü Ademin (insaoğlunun) serveri, Şah Abdülkadirdir (KSA)
Güneş, Ay, Arş, Kürs, Kalem bunların cümlesi
Nuru Şah Abdulkadir in (KSA) kalbinden aldılar...
KAYNAKLAR:
1) Gayb ın Dili; Abdülkadir Geylani nin (KSA) menkibeleri, hikmetli sözleri, Kadiri tarikatı ve evradı; Muhammed Sadık Ul Sadi, Tercüme Seyyid Hüseyin Fevzi Paşa; Kitsan Yayınları ISBN 975-7557-47X; Sayfa 334,335; 353, 354
2) Ariflerin Menkibeleri; Demir Murat Tarık Yüksel; Demir Kitabevi. Sayfa 40, 65-66
3) Batmayan Güneş; Derleyen Hasan Şen; Furkan Yayınları; ISBN: 975-8622-40-4; Sayfa 128,129