- Üyelik Tarihi
- 30 Eki 2007
- Mesajlar
- 872
- Aldığı Beğeniler
- 9
- Takım
- Diğer
Namazda üc Mertebe vardir!
1. Mükellefiyet olarak eda edilen namaz: Ülfet ala$imli ve sadece Cenab-i Hakk'in emrini yerine getirmi$ olmakla sinirli kilinan namazlar bu mertebeye dahildir.
Hic namaz kilmamaya göre elbette ki bu da bir mertebedir. Ancak, böyle namaz sahipleri, namazi terk etme mesuliyetinden kurtulsa da namazdan elde edilebilecek feyizlere tam mazhar olamazlar.
2. Kötülüklerden koruyan namaz: Namaz insanlari fuh$iyattan ve dinin cirkin gördügü bütün kötülüklerden korur. Evet, Cenab-i Hak, namaza böyle bir hususiyet vermi$tir. Ne var ki, namazdan bu ölcüde istifade edebilmek, gercek namaz ruhunu yakalamakla mümkün olur. $uurlu eda edilmi$ her namaz, sahibini, koruyucu bir atmosfer gibi ku$atir ve münkeratin yol bulup ona ula$masina mani olur. Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) namazdaki bu hususiyeti, kapisinin önünden gecen nehirde, her gün be$ defa yikanan insanin kirlerden temizlenmesi te$bihiyle de anlatir. Zaten namazdaki bu hususiyettir ki, sel sel olup üzerimize gelen münkerattan bizleri koruyup muhafaza etmektedir.
3. Mi'rac buudlu namaz: Her dakikasi seneler kazandirabilecek capta kilinan namaz Mi'rac televvünlü namazdir. Böyle bir namazi yakalamak cok zordur ve ancak seckin ruhlara mahsustur; ama yine de mümkündür. Madem mümkündür, herkes gayret etmeli ve hic olmazsa hayatinin belli dönemlerinde böyle bir namazi yakalamaya cali$malidir.
Burada $u hatirlatmayi yapmakta da fayda var: Namaz her $eyden evvel bir mükellefiyettir; dolayisiyla da istenen seviye ve keyfiyette eda edilmese de, mutlaka kilinmalidir. Seviyeli namaz kilamiyorum diye namazi terk etmek, bir $uur emaresi degil, aksine $eytana maskara olmanin ifadesidir. Mü'minler bu oyuna gelmemelidirler.
Diger taraftan, namazin belli rükünleri, belli vakitleri vardir. Hic kimsenin bunlarla keyfi tasarrufta bulunmaya hakki ve selahiyeti yoktur. Kendisinde böyle bir hak görenler de kesinlikle sagdan gelen $eytana yenik dü$mü$ ki$ilerdir. Dedikleri de söyledikleri de, ilmin, bilginin degil bu yenilginin delili ve i$aretidir.
M. Fethullah Gülen
1. Mükellefiyet olarak eda edilen namaz: Ülfet ala$imli ve sadece Cenab-i Hakk'in emrini yerine getirmi$ olmakla sinirli kilinan namazlar bu mertebeye dahildir.
Hic namaz kilmamaya göre elbette ki bu da bir mertebedir. Ancak, böyle namaz sahipleri, namazi terk etme mesuliyetinden kurtulsa da namazdan elde edilebilecek feyizlere tam mazhar olamazlar.
2. Kötülüklerden koruyan namaz: Namaz insanlari fuh$iyattan ve dinin cirkin gördügü bütün kötülüklerden korur. Evet, Cenab-i Hak, namaza böyle bir hususiyet vermi$tir. Ne var ki, namazdan bu ölcüde istifade edebilmek, gercek namaz ruhunu yakalamakla mümkün olur. $uurlu eda edilmi$ her namaz, sahibini, koruyucu bir atmosfer gibi ku$atir ve münkeratin yol bulup ona ula$masina mani olur. Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) namazdaki bu hususiyeti, kapisinin önünden gecen nehirde, her gün be$ defa yikanan insanin kirlerden temizlenmesi te$bihiyle de anlatir. Zaten namazdaki bu hususiyettir ki, sel sel olup üzerimize gelen münkerattan bizleri koruyup muhafaza etmektedir.
3. Mi'rac buudlu namaz: Her dakikasi seneler kazandirabilecek capta kilinan namaz Mi'rac televvünlü namazdir. Böyle bir namazi yakalamak cok zordur ve ancak seckin ruhlara mahsustur; ama yine de mümkündür. Madem mümkündür, herkes gayret etmeli ve hic olmazsa hayatinin belli dönemlerinde böyle bir namazi yakalamaya cali$malidir.
Burada $u hatirlatmayi yapmakta da fayda var: Namaz her $eyden evvel bir mükellefiyettir; dolayisiyla da istenen seviye ve keyfiyette eda edilmese de, mutlaka kilinmalidir. Seviyeli namaz kilamiyorum diye namazi terk etmek, bir $uur emaresi degil, aksine $eytana maskara olmanin ifadesidir. Mü'minler bu oyuna gelmemelidirler.
Diger taraftan, namazin belli rükünleri, belli vakitleri vardir. Hic kimsenin bunlarla keyfi tasarrufta bulunmaya hakki ve selahiyeti yoktur. Kendisinde böyle bir hak görenler de kesinlikle sagdan gelen $eytana yenik dü$mü$ ki$ilerdir. Dedikleri de söyledikleri de, ilmin, bilginin degil bu yenilginin delili ve i$aretidir.
M. Fethullah Gülen