Nasıl Yaşarsanız Öyle Ölür, Nasıl ölürseniz öyle D
Ak sakallı ihtiyar, son günlerinde yatağında baygın yatmaktaydı. Doktorlar:
Bize düşeni yaptık, gerisi Allaha kalmış, diyorlardı.
Baygın halde yattığı yatağından ansızın doğruldu. Heyecan ve telâşlı bir hâli vardı. Yumuk gözleriyle, belki de irâde dışı hareketler yapacaktı, öyle de oldu.
Nefes nefese feryat ediyordu:
Oğlum Arif! Çabuk ibriği getir, abdest alacağım, baksana ezan okunuyor, cemaate yetişmeliyim... Biriki saniye sonra sanki oğlu ibriği getirmiş, yumuk göz, zor aldığı nefesle hayâlen elini kolunu yıkamaya başlamıştı. Bu sırada abdestini almış, hattâ camiye girip safa da geçmiş, işte imamla birlikte ilk tekbirini de alıyordu:
Allahü ekber!
Ne var ki, şuuraltına yerleşmiş bu abdest alma, sonra da namaza başlama tekbiri, son cümlesi olmuş, böylece ömrünü Allahü ekber cümlesiyle tamamlamış, yatağına yığılmıştı!
Ak sakallı ihtiyar, son günlerinde yatağında baygın yatmaktaydı. Doktorlar:
Bize düşeni yaptık, gerisi Allaha kalmış, diyorlardı.
Baygın halde yattığı yatağından ansızın doğruldu. Heyecan ve telâşlı bir hâli vardı. Yumuk gözleriyle, belki de irâde dışı hareketler yapacaktı, öyle de oldu.
Nefes nefese feryat ediyordu:
Oğlum Arif! Çabuk ibriği getir, abdest alacağım, baksana ezan okunuyor, cemaate yetişmeliyim... Biriki saniye sonra sanki oğlu ibriği getirmiş, yumuk göz, zor aldığı nefesle hayâlen elini kolunu yıkamaya başlamıştı. Bu sırada abdestini almış, hattâ camiye girip safa da geçmiş, işte imamla birlikte ilk tekbirini de alıyordu:
Allahü ekber!
Ne var ki, şuuraltına yerleşmiş bu abdest alma, sonra da namaza başlama tekbiri, son cümlesi olmuş, böylece ömrünü Allahü ekber cümlesiyle tamamlamış, yatağına yığılmıştı!
