Türkçe Çeviri:
Dem û dewrana berê / Eski zaman ve devranlar/ımız.
Sabahın seheriyle, tandırlarımızın kokusu tüterdi.
Öldüm memleket hasretinden!
Ne zormuş gurbetlik...
Güneşin doğmasıyla, ışıldardı dağlarımız.
Çimlerin, çiçeklerin kokusu sarardı dört yanımızı.
Kulaklarımdadır hala, kuzularımızın, koyunlarımızın meleyişleri...
Nerde o eski zaman ve devranlar!
Dönmez, gelmez artık bize.
Eşeğe bindiğimiz zamanların keşkesindeyim...
Kayaların gölgesinde uyurken,
Yaprakların kokusu tüterdi ağaçlardan.
Damağımdadır hala, üzümün, narın tadı, lezzeti.
Hayırlı ve bereketli topraklarımız vardı.
Binlerce nimet verirdi bize.
Nasıl oldu da bırakıp geldim
Cennet gibi memleketimi.
Nerde o eski zaman ve devranlar!
Dönmez, gelmez artık bize.
Eşeğe bindiğimiz zamanların keşkesindeyim...
Baharın gelmesiyle,
Keyifle, neşeyle halaylarımız kurulurdu.
Memleketimin bir gününü/anını
Değişmem gurbetin yüz senesine!
Nerde o eski zaman ve devranlar!
Dönmez, gelmez artık bize.
Eşeğe bindiğimiz zamanların keşkesindeyim...