- Üyelik Tarihi
- 1 Eyl 2005
- Mesajlar
- 1,561
- Aldığı Beğeniler
- 10
- Takım
- Galatasaray
NECİD ÇÖLLERİNDEN
"Ciğeri hasret ve iştiyâkla yanmış bir Sûdanlının koca tihâmiyi aşıp geldikten sonra, Ravza-i Tâhira karşısında O'nunla dertleşirken oracıkta aşk kılıcıyla şehit olmasını dile getiren bir destan."
...... Ya Nebî, şu hâlime bak!
Nasıl ki bağrı yanar, gün kızınca sahrâ'nın;
Benimde ruhumu yaktıkça yaktı hicranın!
Harîm-i pâkine can atmak istedim durdum;
Gerildi karşıma yıllarca ailem, yurdum.
"Tahammül et!" dediler... Hangi bir zamana kadar?
Ne bitmez olsa tahammül, onunda bir sonu var.
Gözümde tüttü bu, andıkça yandığım, toprak;
Önümde durmadı artık, ne hânuman, ne ocak...
Yıkıldı hepsi... Ben aştım diyar-ı Sudan'ı.
Üç ay "Tihâme!" deyip çiğnedim beyabanı.
Kemiklerim bile yanmıştı belki sahrada;
Yetişmeseydin eğer Yâ MUHAMMED, imdâda;
Eserdi kumda yüzerken serin serin nefesin;
Akar sular gibi çağlardı her tarafta sesin!
İradem olduğu gündür senin iradene râm,
Bir an için bana yollarda durmak, oldu harâm.
Bütün heyâkil-i hilkatle hasbihal ettim;
Leyâle derdimi döktüm, cibâli söylettim.
Yanıp tutuşmadan aylarca yummadım gözümü...
Nücûma sor ki bu kirpikler uyku görmüş mü?
Azab-ı hecrine katlandım elli üç senedir...
Sonunda alnıma çarpan bu zâlim örtü nedir?
Beş altı sineyi hicran içinde inleterek,
Çıkan yüreklere hüsran mı, merhamet mi gerek?
Demir nikâhını kaldır mezâr-ı pâkinden,
Bu hasta ruhumu artık ayırma hâkinden!
Nedir o meş'ale? nurun mu? Ya Resulâllah!..
.................................................. ...........................
Sukûn içinde bir an geçti, sonra bir kısa "ah!"
Ne gördüm, oh! Serilmiş zeminde Sudanlı...
Başında, ağlayarak bir zavallı Seylanlı.
MEHMET AKİF ERSOY...
"Ciğeri hasret ve iştiyâkla yanmış bir Sûdanlının koca tihâmiyi aşıp geldikten sonra, Ravza-i Tâhira karşısında O'nunla dertleşirken oracıkta aşk kılıcıyla şehit olmasını dile getiren bir destan."
...... Ya Nebî, şu hâlime bak!
Nasıl ki bağrı yanar, gün kızınca sahrâ'nın;
Benimde ruhumu yaktıkça yaktı hicranın!
Harîm-i pâkine can atmak istedim durdum;
Gerildi karşıma yıllarca ailem, yurdum.
"Tahammül et!" dediler... Hangi bir zamana kadar?
Ne bitmez olsa tahammül, onunda bir sonu var.
Gözümde tüttü bu, andıkça yandığım, toprak;
Önümde durmadı artık, ne hânuman, ne ocak...
Yıkıldı hepsi... Ben aştım diyar-ı Sudan'ı.
Üç ay "Tihâme!" deyip çiğnedim beyabanı.
Kemiklerim bile yanmıştı belki sahrada;
Yetişmeseydin eğer Yâ MUHAMMED, imdâda;
Eserdi kumda yüzerken serin serin nefesin;
Akar sular gibi çağlardı her tarafta sesin!
İradem olduğu gündür senin iradene râm,
Bir an için bana yollarda durmak, oldu harâm.
Bütün heyâkil-i hilkatle hasbihal ettim;
Leyâle derdimi döktüm, cibâli söylettim.
Yanıp tutuşmadan aylarca yummadım gözümü...
Nücûma sor ki bu kirpikler uyku görmüş mü?
Azab-ı hecrine katlandım elli üç senedir...
Sonunda alnıma çarpan bu zâlim örtü nedir?
Beş altı sineyi hicran içinde inleterek,
Çıkan yüreklere hüsran mı, merhamet mi gerek?
Demir nikâhını kaldır mezâr-ı pâkinden,
Bu hasta ruhumu artık ayırma hâkinden!
Nedir o meş'ale? nurun mu? Ya Resulâllah!..
.................................................. ...........................
Sukûn içinde bir an geçti, sonra bir kısa "ah!"
Ne gördüm, oh! Serilmiş zeminde Sudanlı...
Başında, ağlayarak bir zavallı Seylanlı.
MEHMET AKİF ERSOY...