Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

sümeyya

SüKuT
 
Üyelik Tarihi
7 Nis 2007
Mesajlar
4,648
Aldığı Beğeniler
39
Konum
Bursa-Tokat
Takım
Galatasaray
110_b_736.jpg
Aşk korkuya peçedir, korku da aşka perde,
Allah'tan nasıl korkmaz, insan Onu sever de

Bahriye Mektebinde, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünde okudu, Milli Eğitim Bakanlığınca Parise gönderildi (1925), öğrenimini yarıda bırakıp döndü. Ankara ve İstanbulda bankalarda çalıştı (1926-1939); Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde, Devlet Konservatuarında, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisinde öğretmenlik (1939-1943); Son Posta, Yeni İstanbul vb. gazetelerde fıkra yazarlığı yaptı, dergi çıkardı: Ağaç (17 sayı, 1936) ve Büyük Doğu (1943...).

Tekke şiirlerimizin verimlerini modern Fransız şiiri ölçüleriyle değerlendiren, şiirlerinde insanın evrendeki yerini araştıran, madde ve ruh problemlerini, iç alemin gizli duygu ve tutkularını dile getiren Necip Fazıl; oturmuş bir dil ve sağlam bir teknikle yazdı. Şiire Milli Mücadele yıllarında başlamıştı, ilk şiirleri Yeni Mecmuada çıktı (1923). Oyun ve hikayeler de yazdı, 1943ten sonra din ve politika alanlarında çalışmayı ön plana aldı.

Şiir kitapları: Örümcek Ağı , Kaldırımlar , Ben ve Ötesi, Sonsuzluk Kervanı, Çile, Şiirlerim.

Hikaye kitapları: Birkaç Hikaye, Birkaç Tahlil , Ruh Burkuntularından Hikayeler .

Oyunları: Tohum , Bir Adam Yaratmak , Künye , Sabır taşı (1940, CHP 1947 Piyes Yarışmasında birincilik kazandı), Para, Namı Diğer Parmaksız Salih , Reis Bey , Siyah Pelerinli Adam , Ahşap Konak , Yunus Emre (1969), Abdülhamit Han , Kanlı Sarık , Mukaddes Emanet . Bütün oyunlar Kültür Bakanlığı Tiyatro Eserleri dizisinde topluca tekrar basıldı (üç cilt, 1976).

İnceleme-monografi: Namık Kemal , İlim Beldesinin Kapısı Hazreti Ali (I. kitap, 1964), Ulu Hakan II. Abdülhamit Han , Son Devrin Din Mazlumları

Makale ve fıkraları: Çerçeve , Halkadan Pırıltılar , Çöle İnen Nur , 1001 Hadis , Cinnet Mustatili , Ata Senfoni , Büyük Doğuya Doğru , Büyük Kapı (tasavvuf yolunda yaşantılar, , Peygamber Halkası (sahabelerin hayatları, ), İdeologya Örgüsü , Tanrı Kulundan Dinlediklerim , 1001 Çerçeve , Türkiyenin Manzarası , Hacdan , Hitabe (, İhtilal

Yılanlı Kuyudan (1970) hapishane, Babıali (1975) ise basın ve yazarlık anılarını derleyen kitaplarıdır.

Kitaplarının yalnız ilk baskısı yıllarını belirttiğimiz şair hakkında yazılmış yazılardan bir kısmını A.Arif Bülentoğlu, şu kitapta topladı: Necip Fazıl . Osman Selim Kocahanoğlu Türk Edebiyatında Necip Fazıl (hayatı, sanatı, çilesi, hakkındaki tüm yazılar, 1984) adında bir kitap çıkardı.

Necip Fazıl Kısa kürek, 1980de Kültür Bakanlığı Büyük Ödülünü aldı; İman ve İslam Atlası adlı eseri ile de fikir dalında Milli Kültür Vakfı Kültür Armağanını kazandı (1981). Türk Edebiyatı Vakfı kendisine "Sultan-üş Şuara" ünvanını verdi (1980).

Bütün Eserleri Büyük Doğu Yayınlarında çıkıyor.



CİNNET MUSTATİLİ'nden&

DÖRT KÖŞE MEYDAN
&&&.
Yarabbi; (11 Mayıs 1953 Pazartesi akşamı, Ankara Hapishanesi revirinde dişçi odası, saat 7.30) bu satırları karaladığım, şu anda, senden, bu dünya cehennemine bir kartpostala bakar gibi, yanmadan ve kavrulmadan, sadece ibret ve haşyet gözüyle baktıracak ruh kuvvetini istiyorum. Yarabbi, bu kuvveti bana ver; ve içinde yandığım alevleri, onlardan alınacak ders ve ahlâk mahfuz, içimde kartpostallaştır! Onu kendime ve bütün dünyaya, senin için, hikmetlerin adına, emniyet ve hâkimiyetle gösterebileyim...
Ah, bu dört köşe meydanın, çepçevre dört çizgi halindeki yollarında duyduklarım!.. Eğer Allah ile aramdaki sırların hududunu örselemek korkusu olmasaydı, birkaç kelimeyle sizi fena edebilirdim. Tek kelime dinleyemez hâle gelir ve etinizden kılçık çeker gibi, bu bahsi kafanızdan atmaya, çıkarmaya, itrah etmeye, kayyetmeye mecbur kalırdınız.
Var ne, yok ne, ayniyet ne, zıddiyet ne, tek ne, çift ne, adet ne?...
"- Hiçbir nefse takatından fazla yüklemem!"
Buyuran Hakka ne diyebilirdim?.. Çekiyordum, çekecektim. Halimden sadece (fizyolojik) bir iki tezahür kaydedeyim: Sinirlerim o hâle gelmişti ki, dört köşe meydanın pencerelerinden gözüme çarpan Malatya ışıklarını sarımtırak beyaz değil de, kırmızı, kan rengi kırmızı görüyordum. Süt beyaz kara baksam yine o renk... Ve dehşetler içinde görüyordum ki, yatağımda veya dışarıda ve daima herkesten gizliyordum ki, gözyaşları, artık gözümden, (firijider)den çıkmış gibi, buz gibi gelmektedir. Katiyen insanı kandırmıyan ve cümudî bir bünyeden sızdığı hissini veren bu soğuk, buzdan soğuk göz yaşlarını, 40 küsur yıllık hayatımda ilk defa olarak, Malatya'da görüyordum. Bir müddet sonra, Kâinatın Efendisine, Peygamberlerin Başbuğuna ait bir düstur olarak öğrendim ki, en makbul gözyaşı, ruhanî gözyaşı buymuş; gözden buz gibi gelen yaş... Fakat ben kendimi böyle bir hâle lâyık görmediğim için teselli hissemi çıkaramıyordum.
Bu hâlin, farkındasınız, ruhî arazlarını tam anlatamıyorum; onlar bende kalacak, belki tohumlaşıp, nice esere gövde verecek, fakat aslâ oldukları gibi gösterilmeyecek ve dudaklarımın ucunda kalmış olarak benimle mezara girecektir. Fakat sakın bunları, telâfisi derhal mümkün ve çoğu maddeye bağlı dünya sıkıntılarına ait şeylerden doğma sanmayın!
Elektrikleri kesilmiş evim, açlığa bırakılmış çocuklarım, matbuat isimli esatirî yalan ve tezvir makinesine duyduğum hınç, dâvamızı içeriden ve dışarıdan sürükledikleri çıkmaz, çamaşırlıktaki namaz takkelerine kadar didiklenen Müslümanların hâli, artık bana "Mektubunu aldım, fakat ürküyorum, cevap veremem" demekten bile korkan dostların vaziyeti... Bütün bunlar belki sıkıntılarımın başıydı, ilk kritikleriydi. Fakat yangın çıktıktan sonra bunlara yer kalmadı. Bunların hepsi birden ikinci plâna geçti. Sadece ilâhî hikmet, mücerred çile, yanmak için yanmak, Allah için yanmak... Bunlar kaldı. Bunlar ve ben... Bulunmazı bulmaya, düşünülemezi düşünmeye, muhali kurcalamaya mahkûm ben:
-Nokta ne, çizgi ne, satıh ne, cisim ne, renk ne, ışık ne, ruh ne?.."




[YAR O Kİ

Falan, dağın ardında;
Seslen, seslen, işitmez
Filan toprak altında;
Göz yaşları diriltmez

Neye vardın, vardın da?
Ufuk varmakla bitmez.
Bir şey göster kadında,
Tılsımını eskitmez

Yar o ki, hep yadında;
Eskimez ve eskitmez.
Muradı muradında,
Seni bırakıp gitmez

NECİP FAZIL KISAKÜREK
 

ilminur

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Ara 2007
Mesajlar
8,908
Aldığı Beğeniler
128
Takım
Fenerbahçe
Allah razı olsun kardeşim çok sevdiğim bir şair mekanı cennet olsun.
Emeğine yüreğine sağlık.
 

_İNARA_

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
20 Haz 2010
Mesajlar
50
Aldığı Beğeniler
0
Konum
samsun
Takım
Galatasaray
Allah razı olsun üstad hakkında bilmediğim biçok şeyi öğrenmiş oldum..
 
Üst Alt