Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

azerin

uhuvvetnur
 
Üyelik Tarihi
13 May 2010
Mesajlar
724
Aldığı Beğeniler
12
Konum
ikamet-İstanbul... / memleket Azerba


Sırtımda, taşınmaz yükü göklerin;

Herkes koşar, zıplar, ben yürüyemem!

İsterseniz hayat aşını verin;

Sayılı nimetler bal olsa yemem!

**********************

Ey akıl, nasıl da delinmez küfen?

Ebedi oluşun urbası kefen!

Kursa da boşluğa asma köprü, fen,

Allah derim, başka hiçbir şey demem!

Her defa haberi taze bir müjde;
O var!
Her defasında geç gafletten vecde;
O var!
Ne sen varsın, ne ben, ne yar, ne kimse;
O var!
Bütün sevdiklerin elden gittiyse;
O var!
Kalacak kim var ki, dost tomarından?
O var!
Sana daha yakın şah damarından;
O var!
Arama, ilaç yok eczahanede!
O var!
Gayede, sebepte ve bahanede;
O var!
Sevdiğini ebed boyu tutan dinç,
O var!
Ölümsüzlük şevki, ilahi sevinç;
O var!
Yıkılmaz dayanak, kırılmaz destek;
O var!
Tekten de tek, bir tek, tek başına tek;
O var!

:gul::gul::gul:​

Rabbim, Rabbim, bu işin, bildim neymiş Türkçesi;
Senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi…

Aşk korkuya peçedir, korku da aşka perde,
ALLAH’tan nasıl korkmaz, insan O’nu sever de.

Verirler ‘ben acizim, kudret senin’ dedikçe
Verenin şanı büyük, sen iste istedikçe!

Bu yük senden ALLAH’ım, çekeceğim, naçarım!
Senden sana sığınır, senden sana kaçarım!

Yaradan, rahmetini kahrından üstün saydı;
Ne olurdu halimiz, gözyaşı olmasaydı?

Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten,
Affet senden habersiz aldığım her nefesten… ...


:gul::gul::gul:​


O'nun ümmetinden Ol**

Beri gel serseri yol!
O'nun ümmetinden ol!
Sel sel kümelerle dol!
O'nun ümmetinden ol!

Sen hiçliğe karşı yön
Hep sıfır arka ve ön
Dosdoğru kıbleye dön!
O'nun ümmetinden ol!

Gel, dünya murdar kafes
Gel gırtlakta son nefes
Gel arşı arayan ses
O'nun ümmetinden ol!

Solmaz, solmaz bu bir renk,
ölmez, ölmez bir ahenk,
insanlık; hevenk, hevenk
O'nun ümmetinden ol!

Gökte çakıyor haber:
Geber, çelik put geber!
Doğrul yeni seferber!
O'nun ümmetinden ol!...
 

azerin

uhuvvetnur
 
Üyelik Tarihi
13 May 2010
Mesajlar
724
Aldığı Beğeniler
12
Konum
ikamet-İstanbul... / memleket Azerba
Sakarya
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Herşey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.

Akışta demetlenmiş, büyük-küçük kâinat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;

Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabb’im isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakarya’nın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah eyvah, Sakarya’m, sana mı düştü bu yük?
Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük! ..

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal.

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan;

Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!

Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağı’nı assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu’nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, son Peygamber kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! ..
 

azerin

uhuvvetnur
 
Üyelik Tarihi
13 May 2010
Mesajlar
724
Aldığı Beğeniler
12
Konum
ikamet-İstanbul... / memleket Azerba

Hep bu ayak sesleri, hep bu ayak sesleri,

Dolaşıyor dışarda, gün batışından beri,

Bu sesler dokunuyor en ağrıyan yerime,

Bir eski çıban gibi işliyor içerime,

Ey şimdi kara haber gibi bana yaklaşan,

Sonra saadet olup yanımdan uzaklaşan,

Sesler, ayak sesleri kesilmez çıtırdılar!

Bana gelen müjdeyi galiba caydırdılar,

Böyle adım atarlar, ayrılanlar eşinden,

Böyle yürür, gidenler, bir tabutun peşinden,

Kimsesiz gecelerim, bu kesik sesle doldu,

Artık, atan kalbimde bir ayak sesi oldu

Bir gün, sönük göğsüme düştüğü vakit başım

Benden ayrılıyormuş gibi bir can yoldaşım,

Gittikçe uzaklaşan bu sesi duya duya,

Yavaşça dalacağım, o kalkılmaz uykuya
 

azerin

uhuvvetnur
 
Üyelik Tarihi
13 May 2010
Mesajlar
724
Aldığı Beğeniler
12
Konum
ikamet-İstanbul... / memleket Azerba
Ben böyle olmamalıydım!
İsmini duyunca, boynum düşmeliydi omzuma,
İçime bir ateş düşmeliydi,
Ayaklarımın feri kesilmeliydi,
Kendimden geçmeliydim sonra,
Adını sayıklamalıydım adımı unuttuğumda,
Ama bunu kimse duymamalıydı,
Seni mahşere kadar saklamalıydım…

Ben böyle olmamalıydım!
Nisan akşamlarını ıslatırken yağmur,
Bahar, şarkılarını söylerken karanlığa,
Çalan her kapıya, “sensin” diye koşmalıydım…
Gece yıldızlarını serpince göğe, seni görmek için uyumalıydım.
Ayak sesleri gelmeliydi uzaktan, ben hep sana yormalıydım.
Şarkılar kime söylenirse söylensin, sana diye dinlemeliydim.
Türküler dolmalıydı odama.
“Ben bir selvi boylu yardan ayrıldım” deyince bir ses, “selvi boylu yar” sen olmalıydın.
“Kömür gözlüm, ateşine düşeli” senin için söylenmiş söz olmalıydı
Ama bunu kimse bilmemeliydi.
Seni mahşere kadar saklamalıydım.

Böyle olmamalıydım!
Kelimeler Taif’i taşıyınca kulaklarıma, daha yüzüme çarpmadan Taif rüzgarı,
Taşların izi çıkmalıydı yüzümde.
Uhud anılırken, dişlerime sızı düşmeliydi.
Haremde bir ikindi vakti, kem gözler çevrilince sana,
Ve vefasız eller uzanınca yakana,
İçim daralmalı, nefesim kesilmeliydi.
Sen ötelere hazırlanırken, öteler senin için süslenirken,
Son kez baktığın pencerede hayal edip seni,
Perdenin son kez kapanması gibi kapanmalıydı gözlerim.
Sonra içime doğru gerilip, seni bize lutfedenin ismini haykırıp,
“ALLAH”(cc) deyip, düşmeliydim yere.
Ama bunu kimse bilmemeliydi.
Seni mahşere kadar saklamalıydım.

Ve mahşer günü, uzaktan seni seyretsem, sana yakın olmak için can atsam,
Beni engelleseler, “sen kim, yakınlık kim” deseler,
Ben ağlamaktan konuşamasam, gözlerini çevirsen bana,
Benim cennetim bana bakan gözlerindir ve tebessüm etsen
Ama bunu kimse görmese, seni ebede kadar saklasam
 

azerin

uhuvvetnur
 
Üyelik Tarihi
13 May 2010
Mesajlar
724
Aldığı Beğeniler
12
Konum
ikamet-İstanbul... / memleket Azerba
Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar

Geçti istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme artık neye yarar
 

Ataberk

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 May 2009
Mesajlar
159
Aldığı Beğeniler
1
Konum
istanbul
Takım
Diğer
bir üstad hayranı olarak paylaştığın için teşekkürler.
 

an-ı seyyale

br garip gezgin
 
Üyelik Tarihi
27 Ağu 2009
Mesajlar
1,673
Aldığı Beğeniler
16
Konum
bir garip dünya
Takım
Diğer
teşekkürler emeğine sağlık kardeşim

o demdeki perdeler kalkar, perdeler iner,
azraile "hoşgeldin" diyebilmekte hüner

tüm şiirlerinden etkilendiğim türkçesini en çok büyük şiir üstadı mekanı cennet olsun
 

aldimeola1122

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
8 Ağu 2010
Mesajlar
3
Aldığı Beğeniler
2
Takım
Galatasaray
necip_fazil_kisakurek5.jpg

Necip Fazıl Şiirleri
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
Nerde yahudi, nerde gerçek İsrail oğlu?
Yahudi, tıkayandır Allah'a giden yolu!
Aynı ırk mayasından, ayrı hamur, ayrı döl;
Sonra hep aynı parça, istersen milyona böl!
Yahudi, dölleşmesi, Resule hiyanetin;
Ve hedefi, Kur'ânda, Haktan gelen lânetin.
İlk defa hiyaneti, kendi öz nebisine;
İnsanlık yahudide şahit en habisine.

Evet, zehirlilerin zehirde en korkuncu!

İman kervanlarına pusu kurmuş soyguncu.

Medinede kuruldu, onunla münafıklık;

Peşinden, dümdüz giden yolda binbir sapıklık...

İlk iş, alçak bir tuzak bir Müslüman kadına.

Sürüldü Medine’den, bakamadan ardına.

Derken Nadr Resule karşı hile;

Tepelendi, andini tepeleyen kabile.

Nihayet yüzündeki kaatil peçeyi yırttı.

Küfrü İslâma karşı hizip hizip kışkırttı.

Mekkeye haber saldı: «Çabucak birleşelim!

Kaynaşıp tunçlaşalım, pişip demirleşelim!

Bizde kılıç, bizde ok, bizde at, bizde pusat;

Bu, gelişen İslâmı toslamaya son fırsat!

Yapışmanın zamanı, artık yakalarından;

Siz önlerinden vurun, biz de arkalarından!»

Yahudi kışkırtması bütün küfrü bürüdü.

Ve hizipler toplanıp Medineye yürüdü.

Necip Fazıl Kısakürek
 
Üst Alt