Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Mertcan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Şub 2007
Mesajlar
270
Aldığı Beğeniler
0
MAHMÛD GUNNAR ERİKSON (İsveçli)


Allahü teâlâya hamd-ü senâ ile söze başlıyorum.Allahü teâlâdan başka bir mabûd bulunmadığına ve Muhammed aleyhisselâmın Onun kulu ve resûlü olduğuna şehâdet ederim

Dostlarımdan biri, birgün, Kurân-ı kerîmi merak etdiğini ve onu okumağa başladığını söylemişdi. O zemâna kadar, Kurân-ı kerîm hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Arkadaşımın Kurân-ı kerîm okumağa başladığını öğrenince, onun yanında küçük düşmemek için ben de Kurân-ı kerîmi tedkîk etmeğe karâr verdim ve İsveççe bir Kurân-ı kerîm tercemesini bulmak için şehrimizin kütübhânesine mürâceat etdim. Oradan, böyle bir terceme buldum ve okumağa başladım. Kütübhâneden aldığım bir kitâbı ancak onbeş gün yanımda tutabiliyordum. Fekat, Kurân-ı kerîm, benim üzerimde o kadar büyük bir tesîr yapdı ki, onbeş gün kâfî gelmedi. Kitâbı geri verdikden birkaç gün sonra, tekrar kütübhâneye gidiyor ve onu tekrar alıyordum. Böylece, her 15 günde bir geri vererek ve birkaç gün sonra tekrar alarak, bu Kurân-ı kerîm tercemesini defalarca okudum. Kurân-ı kerîmi okudukça, ona hayrân oluyor ve müslimânlığın hakîkî dîn olduğuna inanmağa başlıyordum. 1950 senesi Kasım ayında, artık müslimân olmağa karâr vermişdim. Fekat islâmiyyetin hakîkî manâsına vâkıf olmak ve onun derinliğine nüfûz etmek için biraz dahâ beklemek ve bu dîni biraz dahâ tedkîk etmek istiyordum. Bunun için, Stockholmda umûmî kütübhâneye giderek, islâm dîni hakkında yazılmış eserleri araşdırdım. Bu eserler arasında, Muhammed Alînin Kurân-ı kerîm tercemesini buldum. Muhammed Alînin, Kadıyânî ve Ahmedî denilen bir sapık teşkîlâtın mensûblarından olduğunu sonradan öğrendiğim hâlde, bu kifâyetsiz kimsenin yapmış olduğu tercemeden bile, çok fâidelendim. Artık müslimân olmak için hiç bir şübhem kalmamışdı. Müslimânlarla görüşmem işte o zemân başladı. 1952 senesinden itibâren onlarla birlikde ibâdetlere iştirâk etdim. Büyük bir tâli eseri olarak, Stockholmda müslimânlar tarafından tesîs edilmiş bir cemiyyet buldum. Onlarla tanışdım. Onlardan da, birçok şeyler öğrendim. 1372 hicrî senesinin Ramezân bayramında İngiltereye gitdim ve bayramın birinci günü (Woking) câmiinde resmen müslimân oldum.

Müslimânlıkda beni kendisine en çok cezb eden şey, müslimânlığın son derece mantıkî bir din olmasıdır. İslâmiyyetde, akl-ı selîmin kabûl etmediği hiçbir şey yokdur. İslâmiyyet, Allahü teâlânın bir olduğuna inanmağı emr eder. Allahü teâlâ gafûr ve rahîm (afv edici ve çok merhametli)dir. İnsanlara râhat ve huzûr içinde yaşıyabilmeleri için, her an sayısız lutf ve ihsânlarda bulunur.

İslâm dîninde en çok sevdiğim şeylerden biri de, islâm dîninin yalnız Arabların dîni olmayıp, bütün insanların dîni olmasıdır. Allahü teâlâ, bütün âlemlerin rabbidir. Hâlbuki yehûdîler, kendi kudsî kitâblarında, hep (İsrâîlin Allahı)ndan bahs ederler. Yanî, Allahü teâlâyı sırf kendilerine tahsîs ederler.

Yine İslâm dîninde sevdiğim bir husûs, bu dînin şimdiye kadar gelen bütün Peygamberleri aleyhimüssalevâtü vetteslîmât kabûl etmesi, hepsine hurmetkâr olması ve başka dîne inananlara büyük bir şefkat ile muâmele etmesidir. Bir müslimân, temiz olan her yerde, tarlada, hattâ bir kilisede bile nemâz kılabilir. Hâlbuki bir hıristiyan, bir câmiin yanına bile yaklaşmaz


BÖYLE BİR FİKİRLE DİNİMİZİ KABUL ETMİŞTİR ALLAH ONDAN RAZİ OLSUN
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
ne mutlu RABBİM ADETLERİNİ ZİYADE KILSIN BİZLERİDE İSLAM SANCAĞI ALTINDAN ÇIKARMASIN...
 
Üst Alt