Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Başak

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
1,488
Aldığı Beğeniler
5
Bilmiş ol ki; günün ilk vaktinde insan kendine hakkı tavsiye edip,
ona göre hareket edeceği gibi,
akşamda kendini hesaba çekmesi için bir zaman ayırmalıdır.

Eğer insan her günahı için evine bir çakıl taşı atsa,
evi taşla dolardı.Ne yazık ki kendisi günahlarını hesap etmez.
Halbuki melekler onları yazar.Allah'ü Teala'da
o yaptıklarından onları hesaba çekecektir.

Yine bir haberde, günün dörde bölünmesi ve bunun bir cüzünde
nefis muhasebesi yapılması istenmiştir.

Nefis muhasebesi, ömrün her günü her saati dikkate alınarak
ve vücudun bütün azaları hesaba katılarak yapılmalıdır.

İbni Samte (r.a.) daima kendini hesaba çekerdi.
Bir gece hesaba oturmuş ve altmış yaşına geldiğini, bunun da 21.500 gün
ettiğini görünce "Vay başıma gelene ! Her gün bir günahım olsa 21.500 günahla Allah'ın huzuruna çıkıyorum. Halbuki her gün binlerce günahım vardır." diyerek bayıldı ve düştü.
Bir daha ayılmayarak ruhunu teslim etti. Bu sırada "Sana Firves-i Ala ile müjde olsun !" Diye gaipten bir ses duyuldu.

Hz. Ömer r.a.'dan şöyle rivayet olunmuştur. "Hesaba çekilmezden evvel nefislerinizi hesaba çekiniz ve tartılmadan önce amellerinizi tartınız."

Meymun bin Mihran Hz'leri ise "Kul iki ortağın birbirini hesaba çekmesinden daha şiddetli bir şekilde nefsini hesaba çekmedikçe
müttakilerden olamaz." demiştir.

Allah dostlarından İmam-ı Şibli her akşam kendini hesaba çekerdi.
Bir akşam Allah cc'den hayua ve korkusundan bayıldı ve kendisinden geçti.
"Beni halk eden ve bana rızık veren Allah' a layıkıyla ibadet ve hizmet edemiyorum" dedi.

Muhakkak ki Meşayih-i Kiramdan bir cemaat muhasebe yolunuseçtiler.
Her gece uykudan hemen önce günlük amel defterlerini, sözlerini,
hareket ve sekenatlarını mütaala ederlerdi ve tafsilatıyla her birinin
hakikatlerini güzelce anlamaya çalışırlardı.
Gaffar ve Aziz olan Allah'a Tazarru,iltica, istiğfar ve tevbe ile
günahlarını ve taksiratlarını telafi ederlerdi.
Ve Salih amelleri üzerine Allah-ü Teala'ya Hamd ve şükürle,
muvaffak kılması için ondan yardım dilerlerdi.

Cenab-ı Hak mealen buyurdu ki;"Oku kitabını. Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter."


(Fazilet Takvimi)
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Niçin Nefis Muhasebesi ?

İnsanın aslı, kendisi, arzu ve istekleri olarak tarif edebileceğimiz nefis, gerek Kurân-ı Kerîm de, gerekse hadîs-i şeriflerde çok zikredilen bir kavram olması sebebiyle ilk dönemlerden itibaren İslam âlimlerinin araştırmalarına konu olmuştur. Bu araştırmaların yapıldığı ilk dönemlerde nefsin müzakeresi, fıkıh teriminin muhtevâsı içinde değerlendirilmiştir. Hattâ İmâm-ı Âzam Ebû Hanifenin fıkıh tarifi tam anlamıyla nefis muhasebesini işaret eder mahiyettedir. İmâm-ı Âzam, fıkhı şöyle tarif eder : Fıkıh, nefsin leh ve aleyhinde olan şeyleri bilmesidir. [6] Öncelikle, nefse fayda ve zarar verecek olan şeylerin tanınması gerektiği için fıkıh böyle tarif edilmiştir. Çünkü nefsin yapısını, ona sevap ya da günah kazandıracak olan davranışları tanımadan tam anlamıyla Allaha kulluk yapmak mümkün değildir. Allahı tanımak, insanın kendi kendisini tanıması, nereden nereye geldiğini anlaması ve yaptıklarından dolayı hesaba çekileceğinin şuurunda olmasına bağlıdır. Keşfül-Hafâ müellifinin tahlîline göre; İbn-i Teymiyyenin mevzû, İmam Nevevînin sabit değil dediği, sadece Muhyiddîn-i Arabî gibi tasavvuf ehli arasında hadis olarak kabul edilen :

Nefsini bilen, Rabbini bilir. [7] rivâyeti de buna işaret eder. Kurân-ı Kerim ise, nefsi tanımanın insanı ilâhî hakîkatlere ulaştıracağını beyan eder :

İnsanlara, ufuklarda ve kendi nefislerinde âyetlerimizi göstereceğiz. [8]

Arzularına boyun eğmekten kurtularak, yaratılışındaki incelikleri kavrayan bir nefis, kendini yaratan Rabbini ve Onun kudretinin delillerini tanıma fırsatını yakalar. Bu fırsat insanoğluna, sahip olduğu dünya nîmetlerinin en üstünü olan îman şerefini kazandırır. Dolayısıyla, nefsi kontrol ederek onun niteliklerini kavramanın öncelikli ve en önemli sebebi Allahı tanıyarak Ona kul olma ayrıcalığını elde etmektir.

Allah inancını benimsemiş olan bir insan, tabîî olarak, hayat anlayışını Rabbinin kendisinden istediği şekilde düzenleyecektir. Bu anlayış, ibâdetinden alış-verişine, eğitiminden çalışmasına, yeme-içmesinden uyku uyumasına varıncaya kadar, çok geniş bir yelpazeyi içine alır. Böylesine farklı aktivitelerle yaşayan insan, bunları inandığı değerlere uygun olarak yerine getirebilecek şekilde teçhiz edilmiştir. Kurân-ı Kerim ise Allahın insana lutfettiği hayatı ve bu hayat sonundaki kaçınılmaz ölüm gerçeğini insanları imtihan etmek için yarattığını ifade eder.[9] Böyle bir imtihanda muvaffak olabilmenin şartı, aynı âyette en güzel davranışı sergilemek olarak belirtilir. En güzel davranışı sergilemek ise insanın sadece kendisi için değil, aynı zamanda başkaları için yaşamasıyla mümkündür. İnsan kendi sınırları içinde serbest hareket etme imkânına sahiptir ama, aynı zamanda toplum içinde diğer şahıslarla sıkı bir işbirliği yürütmeye ve ictimâî bir hayat yaşamaya mecburdur. İnsanın sosyal bir varlık olarak tarif edilmesinin sebebi budur. Sadece kendisi için yaşayan kişinin nefsinden fedakârlık yaparak başkalarına faydalı olması beklenemez. Hz. Peygamber (s.a.v.)in, Enes b. Mâlikten rivâyet edilen hadis-i şerifte mümini tarif ederken işaret ettiği nokta da budur :

Sizden biri kendi nefsi için istediği şeyi kardeşi için de istemedikçe (kâmil bir) mümin olamaz. [10]

Allahın insandan istediği görevler dikkatle incelendiğinde, bunların sadece yerine getiren kimseye sevap kazandırmakla kalmadığı, aynı zamanda bu görevleri hakkıyla yapan fertlerin karşılıklı olarak birbirlerine fayda sağladıkları müşâhede edilir. Aslolan, sadece Cennete gitme düşüncesiyle ibadet etmek değildir. Çünkü böyle bir anlayış, kendi içinde yine nefsîliği ön plana çıkarmak demektir. Halbuki, samimi bir inanç içinde kulluk yapmak gayesiyle hareket eden bir müslüman, her şeyden önce, bünyesinde enâniyet kokan böyle bir tavırdan sıyrılmak zorundadır. Bunun için, ideal mümin, bir arada yaşadığı insanlarla ortak hareket eden, onların problemlerini kendi problemi gibi algılayan ve çözüm bulmaya çalışan, elde etmek istediği şeyin, toplumun diğer fertleri tarafından da kazanılmasını arzulayan, hoşlanmadığı bir şeyi başkalarına da revâ görmeyen örnek bir insan olmalıdır. Yukarıda zikrettiğimiz hadis-i şerifin müslümana kazandırmak istediği ruh budur. Bu ruhun dinamik tutulmasını sağlamak için de nefsî hesaplaşmaya ihtiyaç vardır.


Seyfi BOZKUŞ
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
[span=orange]Hesaba çekilmezden evvel nefislerinizi hesaba çekiniz ve tartılmadan önce amellerinizi tartınız."

RABBİM razı olsun....
[/span]
 

Başak

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
1,488
Aldığı Beğeniler
5
Sizden de Allah cc Razı olsun kardeşim, çok önce yazdığım bu konuyu güncellediğiniz için...

Teşekkür ederim.
 

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Allah (cc) razı olsun güzel paylaşımdı ellerine sağlık...
 
Üst Alt