Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

fadikhatun

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
13 Haz 2013
Mesajlar
1,424
Aldığı Beğeniler
2,870
Konum
adana kozan
Takım
Beşiktaş
Mâlik b. Dînar rahmetullahi aleyh’in bir çocukla karşılıklı olarak hikmetli konuşması meşhurdur.
Ruhu’l-Beyan tefsirinde nakledilen ve bizlere ibret dersi veren bu menkıbeyi Mâlik (rh.) kendisi şöyle anlatır:
“Bir gün toprakla oynayan bir çocuğa rastladım. Bazen gülüyor, bazen ağlıyordu. Önce ona selam vermek istedim fakat nefsim beni engelledi. Çocuktur anlamaz diyerek vazgeçtim. Sanki nefsim onu hor görüp aşağıladı. Kibir ve gururum, enâniyetim çocuğa selam vermeme mâni oldu. Bu davranışın yanlış olduğunu anlayıp kendi kendime nefsime şöyle seslendim:
“-Ey nefis! Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz, büyük küçük ayırmaksızın herkese selam verirdi.” dedim ve çocuğa selam verdim.
O da bana:
“-Ve aleyküm selâm ve rahmetullahi ve berekâtüh ey Mâlik b. Dînar!” diye ismimi söyleyerek hitab etti.
Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi senin de üzerine olsun ey Malik! diye karşılık verdi.
Ben hayret içerisinde kalarak çocuğa:
“-Sen beni hiç görmediğin halde nasıl tanıdın? Benim ismimi nereden biliyorsun?” dedim.
O da:
“-Rûhum, rûhuna melekût âleminde ülfet etti de ölümsüz, her dâim diri olan Allah seni bana tanıttı.” dedi.
NEFİSLE AKIL ARASINDAKİ FARK

Bu hikmetli cevap üzerine çocuğa şöyle bir soru yönelttim:
“-Nefisle akıl arasındaki fark nedir?”
O da:
“-Nefis, seni bana ilk önce selam vermekten alıkoyandır. Akıl ise, seni buna teşvik edendir.” diye cevap verdi.
Ona ikinci bir soru yönelterek:
“-Niçin toprakla oynuyorsun?” dedim.
O da şöyle cevap verdi:
“Biz toprakdan yaratıldık ve yine onun bağrına döneceğiz” dedi.
Bu sefer ona şöyle dedim:
“-Peki! Ben seni bazen gülerken, bazen de ağlarken görüyorum. Bunun sebebi nedir?”
Çocuk şu ibret dolu cevabı verdi:
“-Rabbimin azâbını hatırlayınca ağlar, rahmetini hatırlayınca gülerim.”
Ona gülümseyerek:
“-Ey oğul, senin ne günahın var da ağlıyorsun? Sen henüz mükellef bile değilsin.” dedim.
O da bana:
“- Ey Mâlik! Böyle söyleme. Çünkü ben ateş yakarken anneme bakıyorum. Görüyorum ki büyük odunları küçüklerle tutuşturuyor. Bundan ibret almak lazım.” dedi.
Evet, Yaratılanı Yaratandan ötürü sevmek lazımdı. Küçük büyük her insana Allah’ın bir kulu olduğu için değer vermek ve onu muhatab kabul edip konuşmak, kâmil insanların davranışıydı.
Nefse fırsat vermeden, onun tuzaklarına düşmeden yaşayabilmek insanlık şerefiydi. Mükerrem olarak yaradılışımızın bir göstergesiydi.
Rabbimiz bizleri bu şerefe layık eylesin. Böylesine duygulu, rakik bir kalbe sahib olarak hâdiselerden ibret dersleri alabilmeyi cümlemize nasib eylesin. Amin.
Kaynak: Mustafa Eriş, Altınoluk Dergisi, Sayı: 289, Mart 2010
 
Üst Alt