Nefsin Elinden Kurtulmak
Büyük velayet sahibi,yüce halleri ayan olmuş alim bir zat olan İmam Şibli Hazretleri (k.s.) tasavvuf ve nefsi terbiye yoluna nasıl girdiğini şöyle anlatmaktadır:’Sıcak bir yaz günü,bir dere kenarında serinlemeye çalışıyordum.Az sonra dere kenarına çok susamış bir köpek geldi.Suya doğru eğildi.Tam içecekken geri çekildi.Suda kendi aksini görmüş ve onu başka yabancı bir köpek sanmıştı.Tekrar suya doğru eğildi ve kendi aksini görünce hızla geri çekildi.Bunu birkaç kez tekrarladı.Suya yaklaşıyor fakat gördüğü köpek karşısında suyu içmekten vazgeçiyordu. Susuzluktan perişan olan köpek sonunda gözünü kararttı ve kendini suya olduğu gibi attı.Artık kana kana su içebiliyordu.Bu olay bana gösterdi ki ben kendim kendime perdeyim.O andan sonra benlik iddiasından vazgeçtim,gözümün önündeki perde açıldı.’
Nefse muhalefet etmek,onu hayırda sebat etmeye ve Allah (c.c.) için toparlanmaya çağırmak gerekmektedir.İnsan kendisi için bir çare aramalı,ebedi kurtuluş için bir çözüm yolu bulmaya çalışmalıdır. Şah-ı Nakşibend Hazretleri (k.s.) buyuruyorlardı ki; ’Allah’a (c.c.) ulaşmak sadece iki adımdır.Birinci adımda nefsinin üzerine bas,onu ez ikinci adımda Allah’a (c.c.) ulaşmış olacaksın.’
Aynı konuda Şeyh Muhammed Haznevi Hazretleri (k.s.) ise bir sohbetlerinde ; "Ey Nefs ! Sen değerli eşyaları ucuza almak istiyorsun. Maalesef çalışmadan ve amelsiz o değerli eşyalara sahip olman mümkün değildir. İnsan bal yemeyi istiyorsa, bal almaya gittiği zaman arıların sokmasına dayanması gerekir. Maksuda ve matluba varabilmesi için mutlaka meşakkatlere, eziyetlere ve sıkıntılara tahammül etmesi gerekir.’ buyurmuşlardır.
İnsan azmi oranında değer kazanmakta olan bir varlıktır.Gayretli olmak ve çalışmak insan için en büyük sermayedir.Bunun için yapılması gereken insanın bu yolda örnek alabileceği önder insanları bulması ve onlara tabi olmasıdır.Haznevi ilim havzasının kurucusu olan Şeyh Ahmed Haznevi Hazretleri(k.s.) de aynı konu ile ilgili olarak bir sohbetlerinde su hususlara dikkat çekmişleridir; ’Kardeşlerim! Terbiye edilmeden bakımsız olarak kendi kendine yetişmiş ağacın meyvesi yoktur.Şayet olsa da, tatsız olur. Her şeyin bir sebebi olmasının gerektiği, Allah’ın cari kıldığı adetidir.Çocuğun doğumu anne ve babasız olmadığı gibi, manevi ilerleme de,eğitimsiz mümkün değildir.Fırsat buldukça Sadatların (tasavvuf yolunun büyüklerinin) sohbetlerinden istifade etmek gereklidir. Zira sohbetlerinden hasıl olan manevi faydalar, uzun müddet yapılan şiddetli riyazet ve meşakkatli mücadele ile hasıl olmaz.Çünkü bu yol Sahabe-i kiramın (r.anhüm) yoludur.’
Bir gün bir talebe mürşidine şöyle bir soru sormuştu:’ Bütün üstadlarımız, mana hazinesini ancak kendi çabamız ve arayışımız sayesinde keşfedebileceğimizi söylüyorlar.Madem öyle neden burada bir aradayız?
Neden size bağlanmış,sizin halkanıza katılmış bulunuyoruz? Mürşidi ona şöyle cevap verdi:’Bir arada yaşıyoruz,bir arada bulunuyoruz.Çünkü bir orman her zaman tek bir ağaçtan daha güçlüdür.Orman nemi tutar,firtınalara karşı direnir ve toprağın verimli olmasına yardımcı olur.Ama bir ağacı güçlü yapan,kendi kökleridir.Ve bir ağacın kökleri, başka bir ağacın büyümesine yardımcı olamaz.Sözün kısası evlat,aynı gaye için bir arada olmak,herkesin kendi istidadınca büyümesine imkan tanımaktır.Rabbinin rızasına kavuşmak isteyenlerin beraberliği, işte bu sebeptendir.’
Şeyh Muhammed Muta (k.s.) söyle buyurmuştur: ’Değerli kardeşlerim, tezkiye edilen ruh, temizlenen ruh, onun yanında oturulup ondan istifade edilebilen bir ruhtur.Ondan menfaatler alınabilir.Ama ruhsuz beden, yani tezkiye edilmeyen ruh, onda fayda yoktur.Onun bir değeri yoktur ve onun yapacak hiçbir şeyi de yoktur.’
Büyük velayet sahibi,yüce halleri ayan olmuş alim bir zat olan İmam Şibli Hazretleri (k.s.) tasavvuf ve nefsi terbiye yoluna nasıl girdiğini şöyle anlatmaktadır:’Sıcak bir yaz günü,bir dere kenarında serinlemeye çalışıyordum.Az sonra dere kenarına çok susamış bir köpek geldi.Suya doğru eğildi.Tam içecekken geri çekildi.Suda kendi aksini görmüş ve onu başka yabancı bir köpek sanmıştı.Tekrar suya doğru eğildi ve kendi aksini görünce hızla geri çekildi.Bunu birkaç kez tekrarladı.Suya yaklaşıyor fakat gördüğü köpek karşısında suyu içmekten vazgeçiyordu. Susuzluktan perişan olan köpek sonunda gözünü kararttı ve kendini suya olduğu gibi attı.Artık kana kana su içebiliyordu.Bu olay bana gösterdi ki ben kendim kendime perdeyim.O andan sonra benlik iddiasından vazgeçtim,gözümün önündeki perde açıldı.’
Nefse muhalefet etmek,onu hayırda sebat etmeye ve Allah (c.c.) için toparlanmaya çağırmak gerekmektedir.İnsan kendisi için bir çare aramalı,ebedi kurtuluş için bir çözüm yolu bulmaya çalışmalıdır. Şah-ı Nakşibend Hazretleri (k.s.) buyuruyorlardı ki; ’Allah’a (c.c.) ulaşmak sadece iki adımdır.Birinci adımda nefsinin üzerine bas,onu ez ikinci adımda Allah’a (c.c.) ulaşmış olacaksın.’
Aynı konuda Şeyh Muhammed Haznevi Hazretleri (k.s.) ise bir sohbetlerinde ; "Ey Nefs ! Sen değerli eşyaları ucuza almak istiyorsun. Maalesef çalışmadan ve amelsiz o değerli eşyalara sahip olman mümkün değildir. İnsan bal yemeyi istiyorsa, bal almaya gittiği zaman arıların sokmasına dayanması gerekir. Maksuda ve matluba varabilmesi için mutlaka meşakkatlere, eziyetlere ve sıkıntılara tahammül etmesi gerekir.’ buyurmuşlardır.
İnsan azmi oranında değer kazanmakta olan bir varlıktır.Gayretli olmak ve çalışmak insan için en büyük sermayedir.Bunun için yapılması gereken insanın bu yolda örnek alabileceği önder insanları bulması ve onlara tabi olmasıdır.Haznevi ilim havzasının kurucusu olan Şeyh Ahmed Haznevi Hazretleri(k.s.) de aynı konu ile ilgili olarak bir sohbetlerinde su hususlara dikkat çekmişleridir; ’Kardeşlerim! Terbiye edilmeden bakımsız olarak kendi kendine yetişmiş ağacın meyvesi yoktur.Şayet olsa da, tatsız olur. Her şeyin bir sebebi olmasının gerektiği, Allah’ın cari kıldığı adetidir.Çocuğun doğumu anne ve babasız olmadığı gibi, manevi ilerleme de,eğitimsiz mümkün değildir.Fırsat buldukça Sadatların (tasavvuf yolunun büyüklerinin) sohbetlerinden istifade etmek gereklidir. Zira sohbetlerinden hasıl olan manevi faydalar, uzun müddet yapılan şiddetli riyazet ve meşakkatli mücadele ile hasıl olmaz.Çünkü bu yol Sahabe-i kiramın (r.anhüm) yoludur.’
Bir gün bir talebe mürşidine şöyle bir soru sormuştu:’ Bütün üstadlarımız, mana hazinesini ancak kendi çabamız ve arayışımız sayesinde keşfedebileceğimizi söylüyorlar.Madem öyle neden burada bir aradayız?
Neden size bağlanmış,sizin halkanıza katılmış bulunuyoruz? Mürşidi ona şöyle cevap verdi:’Bir arada yaşıyoruz,bir arada bulunuyoruz.Çünkü bir orman her zaman tek bir ağaçtan daha güçlüdür.Orman nemi tutar,firtınalara karşı direnir ve toprağın verimli olmasına yardımcı olur.Ama bir ağacı güçlü yapan,kendi kökleridir.Ve bir ağacın kökleri, başka bir ağacın büyümesine yardımcı olamaz.Sözün kısası evlat,aynı gaye için bir arada olmak,herkesin kendi istidadınca büyümesine imkan tanımaktır.Rabbinin rızasına kavuşmak isteyenlerin beraberliği, işte bu sebeptendir.’
Şeyh Muhammed Muta (k.s.) söyle buyurmuştur: ’Değerli kardeşlerim, tezkiye edilen ruh, temizlenen ruh, onun yanında oturulup ondan istifade edilebilen bir ruhtur.Ondan menfaatler alınabilir.Ama ruhsuz beden, yani tezkiye edilmeyen ruh, onda fayda yoktur.Onun bir değeri yoktur ve onun yapacak hiçbir şeyi de yoktur.’
Son düzenleme:
