Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

HACI BORAN

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eyl 2005
Mesajlar
2,198
Aldığı Beğeniler
6
Hak Sübhanehü Ve Teala (CC) Hz.leri ne zaman ki nefsi yarattı, ona: Beni bildin mi diye sordu. Nefse ve onu (İnsan biçiminde) düzenleyene; ..Sonra da o nefse isyanını ve itaatini ö retene ki,Muhakkak (Allah'ın (CC) küfür ve isyandan) temizledi i nefis kurtulmuştur.[1]

Yüce Allah (CC) Hz.leri nefse: Ben kimim, ve sen kimsin? diye sordu. Nefs cevap verdi: Sen sensin, ben de benim. Nefs, Allahü Teala (CC) Hz.lerinin huzurunda senlikbenlik davasında bulundu undan beri bu davayı bırakmamıştır.

Bunun üzerine Hak Celle ve Ala Hz.leri nefse hışım eyledi ve o hışmın pırıltısından Cehennem yaratıldı. Buyurdu ki: Cehennemi üç bin yıl yaksın ve ısıtsınlar. Cehennem öyle karardı ve karanlık oldu ki, cehennemin içinde göz gözü görmez oldu. Ve iyice ısındı. Hak Teala (CC) Hz.lerinin buyru u ile nefsi Cehennemin içine attılar. Orada bin yıl yandı. Sonra Cehennemden çıkararak Hakkın (CC) huzuruna götürdüler, yine soruldu: Ey nefs! Bildinmi? Sen kimsin? Ben kimim? Nefs yine cevap verdi: Ben benim, Sen sensin.

Hak Teala (CC) Hz.leri buyurdu, bin yıl daha Cehennemde yaktılar. Yine aynı soru soruldu ve aynı cevap alındı. Götürüp bin yıl daha yaktılar. Cehennemde azab ettiler, aynı cevabı tekrarladı. Görüyor musun? Nefsi emmare üç bin yıl Cehennemde yandı ı halde senlikbenlik davasından vazgeçmedi.

Bu defa Hak Teala (CC) Hz.leri gıdasının kesilmesini irade buyurdu, gıdasını kestiler. Aradan üç gün geçmeden nefs feryada başladı. Beni Rabbıma götürün. dedi. Cehennem ehli buna şaşıp kaldılar. Kendi kendilerine: Bu ne acep sırdır ki, bu nefs üç bin yıl Cehennemde yandı, türlü türlü azaplar gördü de bir kere Rabbim Sensin demedi, Senlik benlik davasından vaz geçmedi, üç gün gıdası kesilmekle Beni Rabbime götürün. Bana mevlam gerektir, başka hiçbir birşey gerekmez demeye başladı.

Cehennem Malikleri Hak Teala Hz.lerine niyaz ettiler: İlahi Sen Allamül Guyubsun (CC) (Gaibleri bilicisin). Şu nefs cehennemde üç bin yıl yandı da hiç kimseye baş e medi. Şimdi üç gün aç kalınca Beni Rabbime götürün diye feryada başladı. dediler. Hak Teala (CC) Hz.leri nefsi Huzuruna getirmelerini irade buyurdu ve nefse sordu: Ya nefs! Bildin mi? Ben kimim ve sen kimsin? Nefs bu defa şu cevabı verdi: Sen benim Mevlamsın ben senin zaif kulunum.

Hak Tealanın (CC) nefse bu şekilde muamele yaptırmasından muradı, nefsi açlıktan başka hiçbir şeyin acze düşüremeyece ini ve kulluk makamına getirilemeyece ini bildirmektir. Şunuda iyi bil ki, az yemek gönlü saflaştırır. Nefsin karanlık ve bulanıklı ını giderir. Kişinin zihni pak ve kuvvetli olur. Gönül yumuşak olur. Açlık kişinin gafletini giderir.

Az yiyen kişiler ibadet taatlerinden zevk ve lezzet bulurlar. Zikirden tesbihten Namazdan, Oruçtan ve bütün Hakkani işlerden Sefa alırlar. Bütün batıllardan kaçınır az yiyenler alçak gönüllü ve merhametli olurlar. Gece gündüz Hakk (CC) Hz.lerini zikrederler, dillerinde daima hayır kelam olur. Gözlerinde, gönüllerinde hikmet bulunur. Kendi acizliklerini bilirler. Ölümü unutmazlar, günahlarından ötürü pişman olurlar ve çok açlık çeken kişiler Arifi billah da olurlar. Çok açlık çektiklerinden dolayı kendilerine Marifet kapıları açılır az yiyen kişiler, nefsani gıdalardan kesilir ve Ruhani gıdalara erişirler. Gönüllerine Hakkın Muhabbeti dolar. O muhabbetin nuru dima larına çıkar. Az yemekle gönüle Hakkın Muhabbeti dolar. Bu sebeple Resülüllah (SAV) Efendimiz: Amellerin efendisi açlıktır. buyurmuşlardır.

Ey Salik (Sülük eden) kişi bütün saadetler hep az yemekle az yemekten elde edilir. Bütün minnetlerde çok yemekten başa gelir.

Hak Teala (CC), Hz. İsaya (AS) buyurdu: E er beni görmek istersen, aç ol. O halde ebedi Saadeti isterseniz açlı ı ihtiyar ediniz. Şu bir kaç günlük ömürü az yemekle ve nefs mücahedesiyle geçiriniz. Zira Mucizel beyanda şöyle buyrulur: Ben nefsimi temize de çıkarmıyorum. Çünkü nefis gerçekten kötülü ü şiddetle emreder. Ancak Rabbimin esirgedi i nefis müstesnadır.. Çünkü Rabbim Ğafûrdur, Rahimdir (CC).[2]

Yine Resülüllah (SAV) Efendimiz buyurmuşlardır ki: Yüksek makamlara vasıl olmanın sebepleri açlıktır.

İmdi ey kardeş açlı a kendini alıştır ve bunu mutlaka adet et. Nefsine riyazat ve mücahedeyi ö ret ki, mücahede insanı müşahedeye erdirir. Şunu muhakkak olarak bil ki, açlık Nebilerin, Velilerin ve Salihlerin; tokluk ise kafirlerin, münafıkların ve hayvanların hasletidir.

Bir beyit:

Çok yiyenlerdir ibadet etmeyen

Çok yiyenlerdir do ru yola gitmeyen

Çok yiyenlerdir bu işi başarmayan

Çok yiyenlerdir Hak (CC) didarın görmeyen

Çok yiyenlerdir nefs arzusun koyan

Çok yiyenlerdir iş bu dünyayı seven



Çok yiyenlerin olur nefsi a ır

Çok yiyenlerin olur uykusu a ır

Çok yiyenlerin olur kula ı sa ır



Çok yiyenler gaflete dalmışlardır

Çok yiyenler dünyaya kalmış durur

Çok yemek kafir münafık hasleti

Çok yiyenler göre yarın mihneti



Çok yiyenlerin gözü görmez olur

Çok yiyenler Hakk'ı (CC) zikretmez olur

Çok yemeklik Ulu mihnet durur

Az yemeklik büyük devlet durur



Az yemektir Enbiyalar Hasleti

Az yiyenlere Hakk'ın (CC)inayeti

Az yiyenlerdir Hakk'a (CC) gönül veren

Az yiyendir Hakk (CC) didarin gören



Az yemekten Evliya olur kişi

Az yiyenlerden giderir teşvişi



Az yiyendir Cennete do ru giden

Az yiyendir dünü gün Taat eden



Az yiyenlerin olur nefsi halim



Az yiyenler söylese Hikmet durur

Az yiyenin baktı i ibret durur

Az yiyenlerin Hakk (CC) ile Sohbeti

Az yiyenlerindir Ali himmeti



Esrefo lu Rumi çok yeme i ko

Az yeme i edegör sana HUUU[3]





--------------------------------------------------------------------------------

[1] Eş-Şems S. A.789.

[2] Yusuf. S. A.53

[3] Müzekkin Nüfus S.301,302





©2003 - 2004 Gavsulazam.de Her hakkı
 

HACI BORAN

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eyl 2005
Mesajlar
2,198
Aldığı Beğeniler
6
Nefsin yedi sıfatı vardır. Bunlar sırasıyla şöyledir:

1- NEFS-İ EMMARE

Azizim! Malum ola ki, nefsin mertebesi evvela emmaredir ki, onun ehli hayvan gibi, belki daha da kötüdür. Zira, o kimsenin ruh-u sultaniyesi, nefs-i emmaresine esir olmuştur ve bu halde kaldı ı için ço u imansız gider ve cehenneme yerleşirler. Zira nefs-i emmare bütün gücü ile kötülü ü emreder. Yüce Allah (CC) Hz.leri bu hususta buyuruyor: Çünkü nefis gerçekten kötülü ü şiddetle emreder.[1] Nefs-i emmare, bütün kafirlerin, münafıkların ve fasıkların nefisleridir ki, buna ruh-u hayvani adı verilmiştir.



2- NEFS-İ LEVVAME

Azizim! Malum ola ki, Cenab-ı Hakkın (CC) İlahi ihsanı yaver olursa, Mürşid-i Kamilin himmeti ve kudsi kuvveti berekatı ile, ruh-u hayvaniyye, emmare sıfatından çıkarak, levvame sıfatına girer ki, bir derece ruh-u sultanın hükmü allında bulunur ve emirlerine boyun e er. Fakat eline fırsat geçince dayanamaz, yine masiyyet işler. Bu nefis mertebesi hususunda Yüce Mevla (CC) Hz.leri buyuruyor: Yine kasem ederim pişmankâr nefse ki, (muhakkak öldükten sonra dirileceksiniz.)[2]



3- NEFS-İ MÜLHİME

Azizim! Malum ola ki, sıfat-ı mülhimede bulunan salikin hali levvamede olan salikin hali gibi de ildir. Yani, nefsine levm ederek, tevbe ve isti far etti i günahını, fırsat geçince kendini tutamayarak bir daha işlemesi vuku bulmaz. Zira nefis bir derece daha ruh-u sultanın, hali ile hallenmiştir, artık salik tevbcsinde sabit olarak durur. Bu hususta Yüce Allah (CC) Hz.leri: Allah (CC) ona fücur ve takvasını ilham etti.[3] Ayet-i Kerimesiyle bildirdi i için nefsi natıkasının adı nefsi mülhime olmuştur. Bu makamda salik, sırlara vakıf oldu undan esrar ile meşgul bulundu u cihetle bunun üstünde olan kemalden mahcup kalmıştır. Bu makamın seyri Allah (CC) Hz.leri oldu u için salikin batınında imanın hakikati zuhur etmiş olmakla müşahedelerinde masiva kalmamıştır. Bu makamın alemi, ervahtır, salik arzu etti ini görür ve tasarrufa bile kadir olur.



4- NEFS-İ MUTMAİNNE

Azizim! Malum ola ki, sıfat-ı mutmainnede bulunan zevatın halleri şöyle olur: Bunlar, artık tereddütlerden ve iç kuruntulardan kurtulmuşlardır. Ve teslim-i külli ile teslim olmuşlardır. Yani kendilerine kalb itminanı mülk olmuş, zahiren ve batınen işitti i şeyleri tereddüt etmeden kabul etmeye başlamışlardır ki, bunlar üzerine öylesine bir sebat ile sabit olur. Sıfat-ı mutmainne ile sıfatlanan zevat ne vakit murakabeye otursalar, tecelli ihsan olunur. Bu zevata veli adı verilir. Bu mertebede olanlara Yüce Allah (CC) Hz.leri Mucizel Beyanında şöyle hitap etmektedir: Sonra Allah (CC) mümin kimseye şöyle buyurur: (Ey imanda sebat gösteren, Allahı (CC) anmakla huzura kavuşan) itaatkâr nefis. Dön Rabbine (CC), (cennette sana hazırladı ı nimetlere) Sen Ondan (CC) (sana verdiklerinden ötürü) razı, O da (CC) senden (imanın sebebiyle) razı olarak Haydi gir (salih) kullarımın içine... Gir cennetime.[4] buyurur. Onun için bütün Ehlullah, sıfat-ı mutmainneye ayak basınca, hakikatta erginlik ça ına ermiş olurlar. Bundan sonra salik, Ehlullah kıdemine ayak basar ki, artık tarikatte de erginlik ça ına ermiştir. O zaman salik, Yüce Allah (CC) Hz.lerinin şu Ayet-i Kerimesinin muhatabı olur: Ancak Allahı (CC) zikirle kalbler mutmain olur.[5] Ayet-i Kerimedeki aşka ve muhabbete nail olur, Zikrullah ile gönlü rahat eder, kalbi mutmain olur.



5- NEFS-İ RADİYYE

Azizim! Malum olsun ki, nefs-i radiyye sıfatında olan bu zatlar, yine bu hal ile bazan ilerler, bazan da gerilerler ve böylece zikrine ve fikrine devam ve sebat ederlerse, Cenab-ı Hakktan (CC) kendilerine teveccüh eden her şeye rıza-i külli ile razı olurlar ve onlar için keder ile sürur müsavi olur. Çünkü Yüce Allah (CC) Hz.leri onları Mucizel Beyanında müjdelemiştir: Rabbine razı ve marzi olarak dön.[6]

Hitab-ı Sübhanisiyle muhatab olmak sırrına ermişlerdir ve seyr-i süluk edenler bu makamın ne oldu unu bilmişlerdir. Bu makam seyr-i Fillahtır. Bu makam dördüncü makamın fevkindedir. Bu bakımdan sıfat-ı radiyye ve radiyye adı verilmiştir. Nefisleri sıfat-ı radiyye ile sıfatlanan zatların gerileme halleri anlatıldı ı gibi olur. İlerleme halleri ise sıfat-ı merdiyye olur. Alameti şudur ki, kendisinin devam ve sebatı, mürşidinin hüsn-ü teveccühü ve Cenab-ı Hakkın (CC) lütuf ve keremiyle kendisine isabet eden şeylerin hepsine razı olurlar. Her şeyin Hakk (CC) Hz.lerinden geldi ini bilirler, eza ve cefalara daima sabırlı olurlar. Allah (CC) Hz.lerinin vermiş oldu u belalara tahammül gösterirler ve: Ondan (CC) gelen her şey güzeldir. Lütfu da hoş, kahrı da hoş. derler, Eyvallah! Hoş geldi, safa geldi! derler, Cenab-ı Hakk (CC) Hz.leri'nden gelenleri öpüp başlarının üstüne koyarlar.



6- NEFS-İ MERDİYYE

Azizim! Malum olsun ki, radiyye halleri, bir zatta alışkanlık haline gelir. Allah (CC) Hz.lerinin korkusunda ve kendisini küçük tutmakta devam ve sebat üzere bulunursa, ihsan buyurulan imtihanlar neticesinde sadakat mührü ile mühürlenerek öyle bir derece verilir ki, kendisine bir masumiyyet hilati giydirilir. Bu makamda olanlara hilafet-i kübra elbisesi giydirilir ve Yüce Allah (CC) Hz.lerinin şu Kudsi Hadisinin sırrına mazhar olur: Onun işiten kula ı olurum, gören gözü olurum, konuşan lisanı olurum, yürüyen aya ı olurum. Benimle işitir, benimle görür, benimle konuşur, benimle tutar ve benimle yürür.[7]

Bu mertebede olanların aralarında korku ve düşmanlık kalmamış, birbirlerine alışmış ve birbirleriyle Allah (CC) Hz.lerinin rızası için sevişmişlerdir. Bunlar birbirlerinden emin ve razı olduklarından bu makama da sıfat-ı merdiyye adı verilmiştir. Alameti, sıfat-ı merdiyye ehlinin ilerlemelerinde gösterilen haller, o kimsede alışkanlık haline gelmiş ve her zaman böylece zuhur etmeye başlamıştır. O zaman, Cenab-ı Hak (CC) Hz.leri o kimseye vekil tayin olunan Kiramen Katibiyn meleklerinin ellerinden, o zatın amel defterini alır, gelmiş geçmiş küçük büyük zelleye varıncaya kadar bütün kusurlarını affeder ve masumiyyet hilatini giydirerek, Kiramen Katibiyn meleklerine buyurur ki: Ey Meleklerim! Bunca zamandır sizleri bu kulumun hizmetine tayin etmiştim. Şimdi ben bu kulumdan razıyım. Sizler razımısınız? Onlar da şahitlik ederler ve: Ya Rab! Bizler, bu kuluna hizmet edeliden beri zerre kadar rızana aykırı bir halde bulunmadı. Bizleri üzüp bizlere eziyet etmedi. Bizler de kendisinden kat kat razıyız. derler. Bu hususta Yüce Allah (CC) Hz.leri şöyle buyurur: (Şunu da bilin ki) Allah (CC) dilemeyince siz (hayır ve şerri) dileyemezsiniz. Çünkü Allah (CC) alimdir, her şeyi bilir. Hakimdir, hikmet sahibidir. Diledi i kimseyi rahmeti içine kor. Zalimlere ise acıklı bir azab hazırlamıştır.[8]



7- NEFS-İ SAFIYYE

Azizim! Malum ola ki, ruh-u hayvanın kendisine mahsus olan yaratılışı sıfat-ı emmare ve ruh-u sultanın kendisine mahsus olan yaratılışı sıfat-ı safiyyedir. Ruh-u hayvan, Cenab-ı Hakkın (CC) ihsanı, mürşidin himmeti ve ruh-u sultanın ra bet göstermesiyle kendi sıfatı olan emmarelikten geçer. Yani başlangıcından bu hale gelinceye kadar, hayvanlık sıfatlarından arta kalan eserler de tamamen mahvolur ve ruh-u sultanın kendisine mahsus olan sıfat-ı insaniyye ile sıfatlanır. Bu makamda olan salik, Cenab-ı Hakkın şu Ayet-i Kerimesinin muhatabı olur: Onun (CC) vechinden başka her şey helak olucudur.[9] Ayet-i Kerimesinin sırrını seyr ile müşahade eder. İşte bu büyük ihsana malik olan zatlara insan-ı kamil denilir. Sözün kısası, sıfat-ı safiyye ile sıfatlanan zatların nefisleri, ruh-u sultana döner. Nefs-i hayvaniyetten eser kalmaz. Bu bahtiyar insanlar tasavvuf (tarikat) yolunda çalışarak nefs-i hayvaniden tamamiyle kurtularak sıfat-ı insaniyye ile muttasıf olurlar.[10]





--------------------------------------------------------------------------------

[1] Yusuf S. A.53

[2] El-Kıyame S. A.2

[3] Eş-Şems S. A.8

[4] El-Fecr S. A.27-30

[5] Er-Rad S. A.28

[6] El-Fecr. S.A.28

[7] Buhari Rikak 38. İbn Hanbel. IV. 256

[8] El-İnsan S. A.30-31

[9] El-Kasas S. A.88

[10] Miftahul Kulub. S.135
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
ellerine saglık kardeşim

RABBİM nefsin şerrinden bizleri muhafaza buyursun
 
Üst Alt