Allah her şeyi bildiğine göre neden imtihan ediyor” sorusu inanan Müslüman tarafından sorulmaz. Fakat inanmayan, tereddüde düşen kişiler tarafından sorulabiliyor. Onun için uygun cevaplar aranmalı ve kalbe düşen şüpheler giderilmelidir. Sorular kapalı kapıları açan anahtarlardır. Dışarıdakilere içeridekilerin görünmesini veya içeridekilerin dışarıdakilere görmesini sağlar. Böylece görülmeyenler görülür, ulaşılamayanlara ulaşılır. Şüpheler ve zanlardan kurtulunur, kalbler sükunete erer.
İnsan çekici eline vurur, düşünmeden çekice kızar. Çekici fırlatıp atar. Bir nevi çekice ceza verir. Çocuk başını koltuğa çarpar, annesi koltuğa vurarak koltuğu cezalandırır. Çocuk da hakkını aldığına, hakkın yerini bulduğuna inanır susar. Her işin sebebi ve hikmeti anlaşılmayabilir. Ehlinden sorularak öğrenilebilir. Ama bazı soruların cevabı kabul etmeye bağlıdır. Her sorunun cevabı bilinemeyebilir, bulunamayabilir.
Bir Öğretmen öğrencisinin kesin sınıfta kalacağını bilse ona; “sen zaten sınıfta kalacaksın, senin imtihana girmene gerek yok” demez. Dese öğrenci Öğretmene itiraz eder. “Ben dersime iyi çalıştım, imtihana girsem bilirdim” der. Öğretmen, öğrencinin itirazına meydan vermemek için bütün öğrencileri imtihana sokar. Sınıfta kalacak öğrenciler yine sınıfta kalır. Diğerlerinin alacağı not dereceleri belli olur, adalet tecelli eder.
Aklı yaratan Allah, kulları için emir ve yasaklar göndermiştir. Allah mutlak adalet sahibidir. İmtihan etmeden önce de kulunun ne yapıp, ne yapmayacağını bilendir. Fakat gönderdiği emir ve yasaklara uyanın ve uymayanın durumu belli olsun, ahirette; “suç işlemedim, niçin cezalandırıldım, haksızlığa uğradım” denmesin diye imtihan eder.
Allah mülkünde adalet eder. Allah’ın mülkü olmayan hiçbir yer ve hiçbir şey yoktur. Başkasının mülkünde tasarruf etmek tecavüzdür, zulümdür. Her şey Allah’ın mülküdür. O, mülkünde tasarruf sahibidir.
İnsan da Allah’ın mülküdür. Mülkü üzerinde dilediği şekilde tasarruf eder. Yaratılanın yaratıcıya itirazı olamaz. Nasıl ki bir sanat, sanatkarına itiraz edemezse kul dahi Rabbine itiraz edemez!. Rabbin kulu üzerinde gösterdiği her şey kulun hayrınadır. Ebeveyn de çocuğuna yaptığı her muameleyi çocuğunun iyiliği için yapar…
İmtihan herkesi belli bir ölçüde heyecanlandırır. Ben heyecanlanmıyorum diyen istisnalar olabilir.
Dünyada imtihanı kazanmak için; akıl ve vicdan önde tutulmalı, nefis başa çıkarılmamalı. Nefsin yeri ayak altıdır. Nefsini ayağının altına alan yükselir ve kazanır. Çünkü insanın burnunu sürttüren nefsidir
İnsan çekici eline vurur, düşünmeden çekice kızar. Çekici fırlatıp atar. Bir nevi çekice ceza verir. Çocuk başını koltuğa çarpar, annesi koltuğa vurarak koltuğu cezalandırır. Çocuk da hakkını aldığına, hakkın yerini bulduğuna inanır susar. Her işin sebebi ve hikmeti anlaşılmayabilir. Ehlinden sorularak öğrenilebilir. Ama bazı soruların cevabı kabul etmeye bağlıdır. Her sorunun cevabı bilinemeyebilir, bulunamayabilir.
Bir Öğretmen öğrencisinin kesin sınıfta kalacağını bilse ona; “sen zaten sınıfta kalacaksın, senin imtihana girmene gerek yok” demez. Dese öğrenci Öğretmene itiraz eder. “Ben dersime iyi çalıştım, imtihana girsem bilirdim” der. Öğretmen, öğrencinin itirazına meydan vermemek için bütün öğrencileri imtihana sokar. Sınıfta kalacak öğrenciler yine sınıfta kalır. Diğerlerinin alacağı not dereceleri belli olur, adalet tecelli eder.
Aklı yaratan Allah, kulları için emir ve yasaklar göndermiştir. Allah mutlak adalet sahibidir. İmtihan etmeden önce de kulunun ne yapıp, ne yapmayacağını bilendir. Fakat gönderdiği emir ve yasaklara uyanın ve uymayanın durumu belli olsun, ahirette; “suç işlemedim, niçin cezalandırıldım, haksızlığa uğradım” denmesin diye imtihan eder.
Allah mülkünde adalet eder. Allah’ın mülkü olmayan hiçbir yer ve hiçbir şey yoktur. Başkasının mülkünde tasarruf etmek tecavüzdür, zulümdür. Her şey Allah’ın mülküdür. O, mülkünde tasarruf sahibidir.
İnsan da Allah’ın mülküdür. Mülkü üzerinde dilediği şekilde tasarruf eder. Yaratılanın yaratıcıya itirazı olamaz. Nasıl ki bir sanat, sanatkarına itiraz edemezse kul dahi Rabbine itiraz edemez!. Rabbin kulu üzerinde gösterdiği her şey kulun hayrınadır. Ebeveyn de çocuğuna yaptığı her muameleyi çocuğunun iyiliği için yapar…
İmtihan herkesi belli bir ölçüde heyecanlandırır. Ben heyecanlanmıyorum diyen istisnalar olabilir.
Dünyada imtihanı kazanmak için; akıl ve vicdan önde tutulmalı, nefis başa çıkarılmamalı. Nefsin yeri ayak altıdır. Nefsini ayağının altına alan yükselir ve kazanır. Çünkü insanın burnunu sürttüren nefsidir