Nefsinizle aranız nasıl? Aranızda bir savaş var mı? Yoksa barış mı yaptınız? Barış yaptıysanız, hangi taraftasınız? Galiplerden misiniz yoksa ona teslim olarak her dediğini yerine mi getiriyorsunuz?
Bir Hadis-i Kudside Nefsine düşman ol! Çünkü o, bana düşmanlıkla dikildi. uyarısında bulunuyor Rabbimiz... Demek ki, ölçüleri bilerek nefse düşman olmak düşmanlıkların en güzeli. Onu alt ettiğinde sen cennete gidiyorsun, o sana galip geldiğinde ise son durağın cehennem!
Bediüzzaman Said Nursî (K.S.)nin dilinden şöyle uyarıyorlar: Nefsini beğenen ve nefsine itimat eden bedbahttır. Nefsinin ayıbını gören, bahtiyardır.
Ebul Hasan Harkanî (K.S.) alıyor sözü: İnsanoğlu şu üç şeyle sürekli taat yaparsa, sorgusuz-sualsiz cennete gidebilir: nefs, kalp ve dil.
Ve işin esasını şöyle özetliyorlar: Tasavvufî terbiyenin yolunun bütün çalışmaları nefsi öldürmek içindir. Nefis ölüp gittikten sonra her şey düzelmeye başlar... İnsan nefsini bilmeli, eğer nefsini bilirse halk da ondan istifade eder... Her türlü günah, kullara yapılan zulüm ve hakaretin hepsi nefisten geliyor, onun büyüklük taslamasından ve kibrinden geliyor. Ne zaman ki insan fakirliğini, aczini, nefsani bakımdan kendinden aşağı bir mahluk olmadığını idrak etse, insanda kibir ve azamet kalmaz. İşte o zaman ALLAH ın emirlerine göre hareket etmeye başlar.
Artık bize düşen, samimi olarak nefsimizle hesaplaşmak ve Yüce Mevlânın rızası yolunda önümüzdeki engelleri kaldırmaktan başka ne olabilir?
Bir Hadis-i Kudside Nefsine düşman ol! Çünkü o, bana düşmanlıkla dikildi. uyarısında bulunuyor Rabbimiz... Demek ki, ölçüleri bilerek nefse düşman olmak düşmanlıkların en güzeli. Onu alt ettiğinde sen cennete gidiyorsun, o sana galip geldiğinde ise son durağın cehennem!
Bediüzzaman Said Nursî (K.S.)nin dilinden şöyle uyarıyorlar: Nefsini beğenen ve nefsine itimat eden bedbahttır. Nefsinin ayıbını gören, bahtiyardır.
Ebul Hasan Harkanî (K.S.) alıyor sözü: İnsanoğlu şu üç şeyle sürekli taat yaparsa, sorgusuz-sualsiz cennete gidebilir: nefs, kalp ve dil.
Ve işin esasını şöyle özetliyorlar: Tasavvufî terbiyenin yolunun bütün çalışmaları nefsi öldürmek içindir. Nefis ölüp gittikten sonra her şey düzelmeye başlar... İnsan nefsini bilmeli, eğer nefsini bilirse halk da ondan istifade eder... Her türlü günah, kullara yapılan zulüm ve hakaretin hepsi nefisten geliyor, onun büyüklük taslamasından ve kibrinden geliyor. Ne zaman ki insan fakirliğini, aczini, nefsani bakımdan kendinden aşağı bir mahluk olmadığını idrak etse, insanda kibir ve azamet kalmaz. İşte o zaman ALLAH ın emirlerine göre hareket etmeye başlar.
Artık bize düşen, samimi olarak nefsimizle hesaplaşmak ve Yüce Mevlânın rızası yolunda önümüzdeki engelleri kaldırmaktan başka ne olabilir?