Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
İslâm beşerî ihtiyaçları yok sayan asık suratlı bir din değil.

Belli ölçüler içinde şakaya da mizaha da gülmeye de kapı aralıyor. Fakat bunların meslek haline getirilmesine ve sürekliliğine cevaz vermiyor.

Mutluluğun kahkaha atmaya irca edildiği, gülmenin amaç haline getirildiği; insan haysiyetini ve mukaddesatı hiçe saymanın, yalanın, hayasızlığın, bayağılığın mizah sanıldığı şu son zamanlarda “ölçü”yü hatırlayalım istedik.

Bu mesele öyle “Canım bundan ne çıkar?” dedirten, gülüp geçilecek, ayrıntı kabilinden bir şey değil.

Neredeyse tamamı müslüman olan bir ülkede son derece seviyesiz bir mizah anlayışı devasa bir sektöre dönüşmüşse, sorumluluğumuz büyük.

Gurbet hüzünlendirir insanı. Zira sizin aslî vatanınız değildir. Bağlılıktan, muhabbetten, kıymet veriyor olmaktan değil, bir zaruretten dolayı gurbettesinizdir; sıla burnunuzda tüter her daim. Nerden geldiğinizi biliyorsanız, ahdinize sadıksanız, bu böyledir.

Bazıları unutmuş görünse de dünya bütün insanların gurbetidir. Bu sebeple dünya gurbetinin farkında olan yahut farkında olması gereken müslümanın şiarıdır hüzün. Asil bir duygudur; çünkü fark etme şuurunun, dolayısıyla asl’ı hatırlamanın bir nişanesidir.

Gülmekse unutmanın, gafletin, kaybolmuşluğun işareti olduğu için hoş karşılanmamış, bayağılık sayılmıştır müslüman terbiyesinde.

İstanbul’lar feth eylediğimiz zamanlarda çocukların terbiyesi için el kitabı hükmünde yazılmış “Ta’lim-i Edeb” kitapları vardı. Bu kitaplarda, “Gülerek konuşmak, çok gülmek ayıptır; namazda gülmenin namazı fasit eylediğini bildiğin halde, yeryüzünün mescit kılındığını, her an Allah’ın huzurunda bulunduğunu unutup, olura olmaza niye gülersin?” ikazları yer alırdı.

18. asırda “Gülelim, eğlenelim, kâm alalım dünyadan.” mısraını mırıldandığımız sıralar Osmanlı Devleti çatırdamaya başlamıştı. Nihayet “melâli anlamayan bir neslin” bütün eski değerleri yer ile yeksan ettiği günden beri Süper Güçler’in ayak işlerini yapıyor, ekmeğini yiyor, kılıcını çalıyoruz.

Bugün artık melâli anlamayan nesle aşina olmakla kalmadık, “melâl”i kelime olarak da lügatimizden çıkardık. Artık mutluluğu gülmenin neticesi kabul ediyoruz. Mutlu olmak için de bol bol gülüyor, kahkahalar atıyor, güle güle “ölüyoruz”.

İslâm beşerî ihtiyaçları yok sayan asık suratlı bir din değil. Belli ölçüler içinde şakaya da mizaha da gülmeye de kapı aralıyor. Fakat bunların meslek haline getirilmesine ve sürekliliğine cevaz vermiyor.

Mutluluğun kahkaha atmaya irca edildiği, gülmenin amaç haline getirildiği; insan haysiyetini ve mukaddesatı hiçe saymanın, yalanın, hayasızlığın, bayağılığın mizah sanıldığı şu son zamanlarda “ölçü”yü hatırlayalım istedik.

Bu mesele öyle “Canım bundan ne çıkar?” dedirten, gülüp geçilecek, ayrıntı kabilinden bir şey değil. Neredeyse tamamı müslüman olan bir ülkede son derece seviyesiz bir mizah anlayışı devasa bir sektöre dönüşmüşse, sorumluluğumuz büyük. Kur’an, müminleri “...dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin” (Mâide, 57) diye uyarıyor çünkü. Ayetlerin inkâr edildiği, hafife alındığı ortamlardan uzak durmamızı istiyor.

Ne kadar komik olursa olsun, ölçülerimize uymayan, mukaddesatımızı alaya alan bir mizah anlayışına itibar etmek de, şimdiki ağırlığını ve yaygınlığını kabullenerek alternatif oluşturmaya çalışmak da bizim ayıbımız.

Basında, televizyonlarda, sahnelerde, perdelerde karşımıza çıkan “mizah”a bir de aklederek, kalp gözüyle bakalım ve kendimize soralım:

Aslında neye gülüyoruz, niye gülüyoruz?

Ali YURTGEZEN sı makalesinden alıntı.
 
Son düzenleme:

dilsitan

Ya HaY
 
Üyelik Tarihi
24 Ağu 2009
Mesajlar
14,031
Aldığı Beğeniler
9,655
Takım
Galatasaray
RAbbim razi olsn abi
ömrüne berekt
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Emegine paylasan yüregine saglik agbim tesekkürler
Cenab-i Hak razi olsun
Selam ve Dualarimla......
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
Tebessüm etmek, güler yüzlü olmak çok iyidir. Peygamber efendimiz kahkaha ile gülmezdi. Fakat herkese güler yüz gösterir, tebessüm ederdi. Kahkaha ile gülmek mekruhtur.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Hayrı, iyiliği güzel yüzlü olanların yanında arayınız!) [Dare Kutni]

(Mümin kardeşinin yanında suratı asık durana, melekler lanet eder.) [Hatib]

(İyiliği, güzel yüzlü kimselerden talep ediniz.) [Beyhekî]

İmam-ı Gazali hazretleri, İhya’da, Allah korkusundan ağlamanın faziletini anlatırken, (Az gülüp, çok ağlasınlar) mealindeki âyet-i kerimeyi bildirmektedir. Bir bayan okuyucu, imam-ı Gazali hazretlerini tenkit ediyor, (O âyet kâfirler için inmiştir. Müslümanın ağlaması doğru değildir) diyor. İmam-ı Gazali hazretleri o âyetin kim için indiğini bilmez mi? Demek ki müslümanların da az gülüp çok ağlaması gerekiyor ki, o âyeti bildirmiştir. Âyeti en iyi anlayan Peygamber efendimiz, bu konuda şunları buyurmaktadır:
(Eğer Cennet ve Cehennemi görseydiniz, az güler çok ağlardınız.) [Müslim]

(Gülerek günah işleyen, ağlayarak Cehenneme gider.) [Ebu Nuaym]

(Çok gülmek kalbi öldürür ve müminin değerini düşürür.) [Tirmizi]

(Allahü teâlânın kendinden razı olup olmadığını bilmeden kahkaha ile gülene şaşılır.) [E. Nuaym]

(Mescitte gülmek, kabirde karanlıktır.) [Deylemi]

Peygamber efendimiz, Hazret-i Mikail’in gülmeyişinin sebebini Hazret-i Cebrail’e sual eder. O da, (Cehennem yaratıldığından beri hiç gülmemiştir) cevabını verir. (İ. Ahmed)

Bezzar ve Buhari’de bildiriliyor ki, Peygamber efendimiz de, rastgele gülenleri görünce, (Benim bildiğimi siz bilseydiniz, az güler, çok ağlardınız) ve (Kur'an-ı kerim, Cennet ve Cehennemin halini bildirirken nasıl böyle gülersiniz) buyurdu. Sonra şu mealdeki âyet-i kerimeler nazil oldu:
(Kullarıma haber ver ki, çok bağışlayıcı ve pek merhametli olduğum gibi, azabım da çok şiddetlidir.) [Hicr 49, 50]

Enbiya ve ulema buyurdu ki:
Ey havariler, sizde iki cahillik alameti vardır. Hayret veren bir şey olmadan gülüyor ve sabaha kadar hiç kalkmadan uyuyorsunuz. (Hazret-i İsa)

Güler yüzlü ol, hiddetlenme! Hep faydalı iş yap, az da olsa zararlı iş yapma! Boş yere gülme, lüzumsuz dolaşma, hiç kimseyi kusurundan dolayı ayıplama, husumette kötü konuşmaktan kaçın! Bir işin olmadan bir yere gitme, günahların için ağla! (Hazret-i Hızır)

Çok gülenin heybeti azalır, çok şaka yapan hafife alınır. (Hazret-i Ömer)

Ömrümde bir defa güldüm, ona da pişmanım. (İmam-ı a'zam)

Cennette ağlamak ve Cehennemde gülmek çok tuhaftır. Fakat Cennete mi, Cehenneme mi gideceğini bilmeden gülmek daha çok tuhaftır. (Muhammed bin Vasi)

Dört şey, mümini gülmekten alıkoymalıdır: Ahiret işleri, geçim derdi, günahların verdiği sıkıntı, musibetlerden gelen elem. (Yahya bin Muaz)

Hasan-ı Basri hazretleri de, kahkaha ile gülen bir gence, (Oğlum, Sıratı mı geçtin veya Cennete gideceğine dair bir garantin mi var da böyle gülüyorsun?) buyurmuş, O gencin de bir daha boş yere güldüğü görülmemiştir.
 
Üst Alt