Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Niçin Biat?

Bi'at eden kimse nefsini, malını, canını ve herşeyini cennet karşılığında Hz. Peygamber sallâllahü aleyhi ve sellem'e ve Allah yoluna adadığı için bu merasime, arapçada satış ma'nâsına gelen «Bi'at» adı verilmiştir.

Alış-veriş işlerinde satışı sağlamlaştırmak, muameleyi garantiye almak ve karşılıklı güven te'sis edebilmek için taraflardan birinin elini diğerinin eli üzerine koyması insanlar arasında alışıla gelmiş âdetlerden biridir. Bu yüzden belli konularda andlaşma yapan iki kişinin yaptığı bu merâsim, alış-verişe benzediği için adına «mübâya'a» denmiştir.

Ümmetlerin peygamberlerine bi'atı: onlara itâata devam ve sabredecekleri, ilâhi emir ve yasaklara ri'âyet husûsunda bütün güçlerini kullanacakları ve her hâl ü kârda onlara yardım edecekleri ma'nâsına geldiği gibi, peygamberin bu bi'atı kabûl etmesi de; kendilerine ecir ve sevab va'di, onların işlerini, zâhiri ve bâtıni düşmanlara karşı galebe edecek şekilde düzenleme, bu sözleşmeye sâdık kaldıkları takdirde kıyâmet günü onlara şefâ'at garantisi ma'nâlanna gelir.

SORU :

Kadınlardan bi'at alma, erkeklerde olduğu gibi musâfaha ile elele tutuşarak mı? yoksa sâdece karşılıklı sözleşme ile mi yapılır?

CEVAP:

Kadınlarla bi'at yalnızca sözleşme ile icrâ edilir. Hz. Peygamber'in Mekke-i Mükerreme'nin fethi günü kadınların bi'atını nasıl kabûl ettiği konusunda farklı rivâyetler bulunmaktadır.

Bir rivâyette: Hz. Peygamber sallâllahü aleyhi ve sellem erkeklerin bi'at merâsimi bitince Safâ tepesine oturdu. Bilâhare kadınların bia'tını almağa başladı. İçerisinde su bulunan bir kap getirtti. Önce O, elini, sonra da kadınlar ellerini birbirine dokunmayacak şekilde suya daldırdılar.

Diğer bir rivâyette ise: Elinde bulunan kumaş parçasının bir ucundan Peygamberimiz, diğer ucundan da kadınlar tutunmuş ve öylelikle bi'atlarını kabûl etmişti. Bunu yabancı kadınlarla musâfaha etmemek
ve onlara dokunmamak için yapmıştı.

Başka bir rivayette de: Biraz aşağısında Hz Ömer radıyallahü anh'in bulunduğu bir sırada Rasûlüllah sallâllahü aleyhi ve sellem) kadınların da kendisine bi'at etmeleri gerektiğine işâret etti. Bilâhare Hz. Ömer'in kadınlarla musâfaha etmesiyle bi'at merâsiminin akdedildiği nakledilmektedir. Bu hâdise başka bir rivâyette şöyle anlatılmaktadır: «Hz. Ömer, Rasûlüllah'ın emri ile kadınların bi'atını kabûl ve onlara uymaları gerekli olan şartları tebliğ ediyor, kendisi Safâ Tepesi'nde Efendimizin biraz aşağısında bulunuyordu.

Ayrı bir rivâyette ise: Rasûlüllah sallâllahü aleyhi ve sellem) kadınlardan birine vekâlet verdi. O da Safâ Tepesi'nde durarak kadınların bi'atlarını kabûl etti. Bu kadın Hz. Peygamber sallâllahü aleyhi ve sellem'in hanımı Hadice radıyalllahü anhâ vâlidemizin, kız kardeşi Ümeyme radıyallahü anhâ idi.

Bu farklı rivâyetler arasında en meşhûr ve en açık olanı Hz. Âişe vâlidemizin anlattıklarıdır. O bu merâsimin icrâ şeklini şöyle izah buyuruyorlar: «Allah'a yemin ederim ki, Allah'ın Rasûlü, Cenâb-ı Hakk'- ın dokunmasına müsâade ettikleri dışında hiçbir yabancı kadınla musâfaha etmemiştir. Rasûlüllah'ın avucu yabancı hiçbir kadının avucuna değmemiştir. Hz. Peygamber sallâllahü aleyhi ve sellem kadınlardan bi'at ile söz aldığında; «sizin bi'atınızı toptan kabûl ettim» buyurmuştu. İnanan kadınlar Hz. Peygamber'e geldiklerinde Rasûlüllah onları imtihan ediyor, onlar bu konuları kendi sözleriyle kabul ve ikrâr ettiklerinde de onlara: «Ayrılın, gidin, sizin bi'atınızı
kabûl ettim» buyuruyordu.

Bu husûsta merhûm İsmail Hakkı Bursevî Hazretleri şu yorumu yapmaktadır.

Muhakkak Rasûlüllah erkeklerin bi'atmı musâfaha ederek, kadınlarınkini ise elleri ellerine dokunmaksızın kabûl etmiştir. Çünkü şeri'at ve kânun koyucunun makâmı her hâl ü kârda ihtiyatlı ve tedbirli davranmayı gerektirir.

İnsanların ta'lîm ve irşâdı maksadıyla - bazı rivâyetlerde yer aldığı gibi - Hz. Ömer radıyallahü anh'- in kadınlarla musâfahası uygun olsaydı eğer, Rasû lüllah'm musâfaha etmesi daha uygun ve yerinde, olurdu. Çünkü O bir peygamber ve Hz. Ömer ise sahâbesi ve halifesidir. Böyle bir durumda O, Hz. Ömer'- den daha üstün bir mevkîye sâhiptir.

Ancak zamanımızda görülen ve güvenilir birtakım kaynaklardan duyduğumuza göre, şi'îliğe temâyül etmiş bazı şeyh taslaklarının, inkârcı zimmilerin âdetlerine benzer bir şekilde erkek ve kadın musâfahasına müsâ'ade etmeleri, haramlılığı kesin olan çok çirkin
bir davranış ve apaçık bir sapıklıktır. (Rûhü'lbeyân)

Bir rivâyette ise: Kadınlar Rasûlüllah'ın huzûrunda toplandıkları zaman, onlar elele sözleşme yapmak ve öylece söz vermek istediler. O ise: «Benim elim şimdiye kadar yabancı hiçbir kadının eline dokunmadı. Ancak benim tek bir kadına söylediğim sözlerim, yüz kadına söylenmiş gibidir» buyurdu. Ve onların bi'atlarını karşılıklı söz ve kabûl ile aldı. Sonra kadınlar Rasûlüllah sallâllahü aleyhi ve sellem'den kendisiyle musâfaha şerefine nâil olmayı istediklerinde O da elini bir suya soktu, sonra o suyu kadınlara göndererek onlar da ellerini o suya daldırdılar» şeklinde anlatılmaktadır. (Ravdatü'l-Enîfe)
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Cenab-i Hak razi olsun Bayram bey kardesim verdigin bilgiler icin tesekkürler paylasan yüregin dert görmesin
Selam ve Dua ile.......
 
Üst Alt