Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Acemi bir hizmetçi ilk defa gemiye binmişti. Gemi dalgalarla boğuşmaya başlayınca irkildi, korkup titremeye başladı. Efendisi ne yaptıysa teskin edemedi. Gemide bulunan bilge bir kişi “Müsaade ederseniz onu ben teskin edeyim” dedi. Herkes merakla beklerken bilge onu denize attırdı. Hizmetçi birkaç defa battı çıktı, sonunda geminin bir kenarına tutundu. Bilge kişi onu aldırttı. Gerçekten hizmetçide ne korku, ne titreme kalmıştı. Hizmetçinin sahibi sordu: “Bunu nasıl başardın ey bilge kişi?”

Bilge anlattı: “Hizmetçi içinde bulunduğu nimetlerin, rahatlığın, gemideki huzurunun farkında değildi. Denizde birkaç defa batıp çıkınca gemide bulunmanın kıymetini anladı. Sahip olduğumuz nimetler de böyle değil midir? Kaybettiğimizde değerlerini anlarız.”


Uygulama da, verilen cevap da efendinin hoşuna gitmişti.

Ne dersiniz, sahip olduğumuz, bahşedilen nimetlerin kadir ve kıymetini hakkıyla bilebiliyor muyuz? Allah Resûlünün (a.s.m.), “Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini bilin” tavsiyesi ne kadar önemli değil mi? Ne buyuruyordu Allah Resûlü (a.s.m.): “Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini bilin buyurmuyor muydu? Bu beş şey:

1. Hastalık gelmeden önce sağlığın,

2. Ölüm gelmeden önce hayatın,

3. Fakirlik gelmeden önce zenginliğin,

4. İhtiyarlık gelmeden önce gençliğin,

5. Dolu vakit gelmeden önce boş vaktin kıymetini bilmektir.


Gerçekten altın değerinde hakikatler.

Ne gariptir ki nice insan bu ve bunlar gibi nice önemli nimetlere sahiptirler de ellerinden kaçtıktan sonra ancak kıymetini anlarlar.

Nice hastalıktan kıvranan insan vardır ki ah vah etmekten kendini alamaz. “Keşke şunları şunları yapmasaydım! Şöyle şöyle davransaydım!” diye sızlar.

Kur’ân’da dikkat çekildiği gibi ölüm gelip çattığında, “Keşke şöyle yapsaydım” diyen nice insana rastlarız. Son pişmanlık fayda vermez. Hayat bir kere insanın eline geçer. İkinci bir denemesi yoktur. Kur’ân açıkça yarına, geleceğe hazırlanmamızı emretmez mi?

Elindeki imkânların kıymetini bilemeyip de har vurup harman savuran, hesapsız kitapsız hareket eden, iflâs bayrağını çektikten sonra bin pişmanılk içine giren insan acaba eski imkânlarını yeniden bulabilecek midir?

Gençliğini istenildiği şekilde kullanamamış bir ihtiyarın pişmanlıklarının da hiçbir faydası yoktur.

Ya kendisine ihsan edilen elmas değerindeki ömür dakikalarıyla ebedî saadeti kazanmak için gerekli çalışmaları yapması gereken insanın vaktini boş, lüzumsuz, faydasız şeylerle öldürmesi kadar acı ne olabilir? Elmas ve altın, bozuk para harcar gibi harcanır mı?

Bu öğütler hatalara düşmemek için değil midir? Ama gerçekler değişmiyor: Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az geliyor.

ŞABAN DÖĞEN
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
evet maalesef bazen diyemiyeceğim çoğu zaman bu şekilde yanılanlardanız
elimizdekinin kıymetini gidince anlıyoruz..

teşekkür ederiz..
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Cenab-i Hak herdaim razi olsun kardesim paylasimin icin tesekkürler
Selam ve Dua ile.......
 

ilminur

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Ara 2007
Mesajlar
8,908
Aldığı Beğeniler
128
Takım
Fenerbahçe
Rabbim razı olsun kardeş çok güzel konulara değiniyorsunuz Mevla gönlünüze göre versin tüm güzellikleri...
 

Acizane

hizmet..hicret..sehadet..
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2007
Mesajlar
3,148
Aldığı Beğeniler
27
Konum
ankara
Takım
Diğer
yüreğine sağlık abimbu konuda çok eksiğiz her seyin kadrini bilen insanalrdan eylesin ebeden

rabbim razı ve hoşnut olsun
selametle selamunaleyküm
 
Üst Alt