- Üyelik Tarihi
- 7 Eki 2005
- Mesajlar
- 138
- Aldığı Beğeniler
- 0
- Takım
- Galatasaray
verilen nimetlere ne kadar şükretsek az...
Adamın biri ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan bir çocuğa;
-Buraların yabancısıyım demiş. Parkın hemen yanıbaşındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.
Çocuk arabanın penceresini iyice açtıktan sonra bende buraya ilk defa geliyorum demiş, ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor sanırım herhalde demiş. Adam çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.
-Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş çocuk. Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.
-İyi ama demiş adam bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malum?
Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez diye atılmış çocuk.
Üstelik manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız.Adam gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra teşekkür etmek için döndüğünde farketmiş çocuğun kör olduğunu. Çocuk ise konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış adamın kendisini farkettiğini. Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken çocuk; “üç yıl önce bir kaza geçirmiştim,görmeyi o kadar çok özledim ki; sizinkiler sağlam öyle değil mi?” demiş.
Adam çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken
-Artık emin değilim demiş, emin olduğum tek şey benden iyi gördüğündür.
Bu nedenle;
Gösterdim............Gördü anlamına gelmez.
Söyledim........ Duydu anlamına gelmez.
Duydu...... ............Doğru anladı anlamına gelmez.
Anladı...................Hak verdi anlamına gelmez.
Hak verdi..............İnandı anlamına gelmez.
İnandı..... ..............Uyguladı anlamına gelmez.
Uyguladı... ...........Sürdürecek anlamına gelmez.
Adamın biri ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan bir çocuğa;
-Buraların yabancısıyım demiş. Parkın hemen yanıbaşındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.
Çocuk arabanın penceresini iyice açtıktan sonra bende buraya ilk defa geliyorum demiş, ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor sanırım herhalde demiş. Adam çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.
-Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş çocuk. Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.
-İyi ama demiş adam bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malum?
Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez diye atılmış çocuk.
Üstelik manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız.Adam gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra teşekkür etmek için döndüğünde farketmiş çocuğun kör olduğunu. Çocuk ise konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış adamın kendisini farkettiğini. Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken çocuk; “üç yıl önce bir kaza geçirmiştim,görmeyi o kadar çok özledim ki; sizinkiler sağlam öyle değil mi?” demiş.
Adam çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken
-Artık emin değilim demiş, emin olduğum tek şey benden iyi gördüğündür.
Bu nedenle;
Gösterdim............Gördü anlamına gelmez.
Söyledim........ Duydu anlamına gelmez.
Duydu...... ............Doğru anladı anlamına gelmez.
Anladı...................Hak verdi anlamına gelmez.
Hak verdi..............İnandı anlamına gelmez.
İnandı..... ..............Uyguladı anlamına gelmez.
Uyguladı... ...........Sürdürecek anlamına gelmez.