- Üyelik Tarihi
- 11 Nis 2007
- Mesajlar
- 24,205
- Aldığı Beğeniler
- 22,175
- Takım
- Fenerbahçe
NUR-I AYNIM
Sevmeyi bilmeyene bilmeyi sevmek ne ki
Nur-i aynim, iki gozum, Bildin mi neydi sabir? Ya neydi kirpiginin kivrimina tutulup kalan burukluk? Hani neydi nesre cevrilemeyen soz? Neydi bilgiye adanmis ayazlarin derununu dolduran aci?
Sabir bir aydinlik, sabir bir teselli... Buyuk Sahra'ya yagmur, istiridyeye inci...
Sabir goz pinarlarini kurutan ferahlik; sabir huzunler kulubesinin isigi..Eyyub ile Yakup, dervis ile sultan... Nur-i aynim, iki gozum, Bildin mi neydi sabir? Hasre dek yokluga hukum giymis bir guzelin kadehindeki iksir miydi;son gezginin gozyaslariyla suladigi bir cicek mi, issiz harabelerin esiginde istirabi emerek buyumus nazenin bir kelebek mi? Karli caddelerin kiyisinda acmis ayin ondordu zambaklar bilir sabri, nur-i aynim, altin sehirlere ucan ebabiller bilir. Sadik ruyalarda bir gemi Agri Dagi'na cikar sabirla ve yarali suvariler gecer kehkesanlardan darussifalara dogru. Serazad turkusuyle hercaî bir bulbul konar Kitab'in son sayfasina, sabri seydalanir seherler ve sabahlar boyu nur-i aynim, sabri seydalanir. Sabir bir hazine ki... Yilanlar bekler gercek!.. Bir hazine ki... Tek miskali Yusuflar satin alir...… Bir hazine ki... Besigi âb-i hayat sukunetiyle suslenen bebekler buyur hendesesinde nur-i aynim, ve tahammul renkli guzellikler yansir esyaya bakislarindan. Bir hikaye anlat bana sabra dair, nur-i aynim, bir hikaye anlat; gercek olsun.
Kalbinin rengi damlarken hani, cekik gozlu nakislar vururdu sevincleri, onu anlat. Yanagina dusen her gunes damlasi yeni maglubiyetler asardi boynuna ve eksik olan sey hep bir adim onde giderdi hani, onu anlat. Kafesi taslara calip icindekini salivermediginden mi nur-i aynim, yoksa bir derya mavisinde buruk toprak kokusuna dalivermediginden mi, bir imtihan icre iplik iplik baglanmissin sah yuregine ve kirkitler erislere vuruyor, argiclar kirislere...
Sabir bir kilim oluyor nur-i aynim, kilimi anlat...… Sabri bildin mi nur-i aynim, bildin mi sabri? Hani yagmur camur okula gidip de tipi boran kapida bekleyen var ya?!.. Hani masumiyeti Kandehar tepelerinden bosluga bir sahin gibi suzulen beyaz kugu?!.. Sonsuz koseli dayatmalarda hani zamani biriktiren nazenin yasemen var ya?!.. Hani nisan dallarinda vurulup kani akmayan kanarya?!.. Helvaya durdu koruklari, acimsilik lezzet oluyor dimaglarinda.
Onlar ki, soluk almadan bekleyislerin sirrini ogrendiler kalpleri henuz
durmadan, ve bulamayacaklari carelere adreslenmis mektuplarin, acilmayacak kapilara gizlenmis umutlarin sirrina erdiler; adi sabirdi!.. Isteksiz gulusler serpildi kanayan yaralara nur-i aynim, sabir adina bilincsiz koselere asilan afisler kirlendi, yollarin ustune uzaklar dustu, hep uzaklar... Karsiliksiz sevmelerin sarkisi eski plaklarda kaldi iki gozum, ve bir gece daha sancidi yildizlar, bir gece daha...
Simdi geceler en ince yerinden bolunmede nur-i aynim, sehir bir denize dogru aglamakta. Bildin mi sabri nur-i aynim, neydi sabir? Sabir adina, ve umut adina... Kol kanat edinip umutlari, bereketli
baharlara bir kosu baslar mi acep? Mum gibi eriyen ve mum rengince
uzulenlerin; yandikca aglayan ve gozyaslarinca yananlarin can ipliklerinde dumani tutmez alevler parildiyor, aydinliklar tel tel yuzlerine vuruyor.
Mutsuzlugun besledigi uzak arzular degil oysa umutsuzluk... Ve yakinlarda, cok yakinlarda bir sabir heykelinin eli degiyor eline. Zirvede bir imtihan var nur-i aynim, zirvede bir imtihan var.
12.12.2001 - ISKENDER PALA
Sevmeyi bilmeyene bilmeyi sevmek ne ki
Nur-i aynim, iki gozum, Bildin mi neydi sabir? Ya neydi kirpiginin kivrimina tutulup kalan burukluk? Hani neydi nesre cevrilemeyen soz? Neydi bilgiye adanmis ayazlarin derununu dolduran aci?
Sabir bir aydinlik, sabir bir teselli... Buyuk Sahra'ya yagmur, istiridyeye inci...
Sabir goz pinarlarini kurutan ferahlik; sabir huzunler kulubesinin isigi..Eyyub ile Yakup, dervis ile sultan... Nur-i aynim, iki gozum, Bildin mi neydi sabir? Hasre dek yokluga hukum giymis bir guzelin kadehindeki iksir miydi;son gezginin gozyaslariyla suladigi bir cicek mi, issiz harabelerin esiginde istirabi emerek buyumus nazenin bir kelebek mi? Karli caddelerin kiyisinda acmis ayin ondordu zambaklar bilir sabri, nur-i aynim, altin sehirlere ucan ebabiller bilir. Sadik ruyalarda bir gemi Agri Dagi'na cikar sabirla ve yarali suvariler gecer kehkesanlardan darussifalara dogru. Serazad turkusuyle hercaî bir bulbul konar Kitab'in son sayfasina, sabri seydalanir seherler ve sabahlar boyu nur-i aynim, sabri seydalanir. Sabir bir hazine ki... Yilanlar bekler gercek!.. Bir hazine ki... Tek miskali Yusuflar satin alir...… Bir hazine ki... Besigi âb-i hayat sukunetiyle suslenen bebekler buyur hendesesinde nur-i aynim, ve tahammul renkli guzellikler yansir esyaya bakislarindan. Bir hikaye anlat bana sabra dair, nur-i aynim, bir hikaye anlat; gercek olsun.
Kalbinin rengi damlarken hani, cekik gozlu nakislar vururdu sevincleri, onu anlat. Yanagina dusen her gunes damlasi yeni maglubiyetler asardi boynuna ve eksik olan sey hep bir adim onde giderdi hani, onu anlat. Kafesi taslara calip icindekini salivermediginden mi nur-i aynim, yoksa bir derya mavisinde buruk toprak kokusuna dalivermediginden mi, bir imtihan icre iplik iplik baglanmissin sah yuregine ve kirkitler erislere vuruyor, argiclar kirislere...
Sabir bir kilim oluyor nur-i aynim, kilimi anlat...… Sabri bildin mi nur-i aynim, bildin mi sabri? Hani yagmur camur okula gidip de tipi boran kapida bekleyen var ya?!.. Hani masumiyeti Kandehar tepelerinden bosluga bir sahin gibi suzulen beyaz kugu?!.. Sonsuz koseli dayatmalarda hani zamani biriktiren nazenin yasemen var ya?!.. Hani nisan dallarinda vurulup kani akmayan kanarya?!.. Helvaya durdu koruklari, acimsilik lezzet oluyor dimaglarinda.
Onlar ki, soluk almadan bekleyislerin sirrini ogrendiler kalpleri henuz
durmadan, ve bulamayacaklari carelere adreslenmis mektuplarin, acilmayacak kapilara gizlenmis umutlarin sirrina erdiler; adi sabirdi!.. Isteksiz gulusler serpildi kanayan yaralara nur-i aynim, sabir adina bilincsiz koselere asilan afisler kirlendi, yollarin ustune uzaklar dustu, hep uzaklar... Karsiliksiz sevmelerin sarkisi eski plaklarda kaldi iki gozum, ve bir gece daha sancidi yildizlar, bir gece daha...
Simdi geceler en ince yerinden bolunmede nur-i aynim, sehir bir denize dogru aglamakta. Bildin mi sabri nur-i aynim, neydi sabir? Sabir adina, ve umut adina... Kol kanat edinip umutlari, bereketli
baharlara bir kosu baslar mi acep? Mum gibi eriyen ve mum rengince
uzulenlerin; yandikca aglayan ve gozyaslarinca yananlarin can ipliklerinde dumani tutmez alevler parildiyor, aydinliklar tel tel yuzlerine vuruyor.
Mutsuzlugun besledigi uzak arzular degil oysa umutsuzluk... Ve yakinlarda, cok yakinlarda bir sabir heykelinin eli degiyor eline. Zirvede bir imtihan var nur-i aynim, zirvede bir imtihan var.
12.12.2001 - ISKENDER PALA