Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Devir İstanbul'u Bizans'tan alıp Hz. Peygamber'in "sallallahü aleyhi ve sellem" müjdesine nail olan ve çağ açıp çağ kapayan Fatih Sultan Mehmet Han'ın "rahmetullah-i teala aleyh" devridir. Büyük bir sükunet ile yönetilen koca bir devlet& Herkes mutlu ve mesut. Zira Müslüman ibadetinde, camisinde, medresesinde; Hıristiyan da kilisesinde rahat, Yahudi de havrasında huzurlu. İslam ile yönetilen bu koca topraklar adeta dünyanın en güveniler ve yaşanacak yerleriydi. Koca Sultan Fatih, yalnız bir padişah değil aynı zamanda devrinin Allah dostlarındandı. Öyle olmasa İstanbul'u fethettiğinde Ayasofya'da namaz kıldırırken, Allahü Teala onun önüne Kabe'yi getirir miydi? İşte o, böyle inançlı ve inananlara sahip çıkan bir insandı...

Bir gün Topkapı Sarayı'nın burçlarından İstanbul'u seyrediyordu. Peygamberin bile andığı ve Müslümanlar bile onu baş tacı etmişti.
Babası dahi hocasına:
Bu Mehmet çok haylaz, bundan bakalım ne olacak?! diyerek umutsuz konuşmuş,
hocası ise:
PEDER NE DER, KADER NE DER! diyerek adeta onun büyük bir insan olacağını hissetmişti. İşte bunları düşünüp muhteşem şehri seyrederken birden olağanüstü bir hal zuhur etti. Koca padişah şaşkınlık içinde bir yere bakarken adeta öylece olduğu yerde çakılıp kalmıştı. Onu bu kadar şaşırtıp hayrete düşüren şey, yağan nurdu. Evet, resmen Mevla bir yere nur yağdırıyordu ve bunu Sultan Fatih de görüyordu. Hiç şüphesiz bunu herkes göremezdi.

Sultan Fatih bir an kendini topladı, tebdili kıyafet ederek, derhal atına bindi ve saraydan bir yıldırım hızıyla ayrıldı. Sultanın yakın çevresi ne olduğunu anlayamamış, neye uğradıklarını şaşırmışlardı. Fatih Sultan atını dörtnala nurun yağdığı yere sürüyordu. Çok merak ediyordu, acaba Cenabı Allah nurunu nereye ve kime yağdırıyordu? Geldiğinde gördü ki, çok eski bir ev. Kapısı zor görev görüyordu, eski ve yıpranmıştı. Usulca içeri girdi. Biraz sağına soluna bakınca, buranın bir medrese olduğunu anladı. Zira etrafta Kur'anı Kerim'ler ve ders kitapları vardı. Talebeler ise, uykudaydı. Ama içeriden bir ses geliyordu Usulca sesin geldiği tarafa yöneldi.

Padişah kapıyı açtığında ne görsün? Altı yedi yaşlarında iki minik talebe yatmamış, oyun oynuyorlar. Aralarına bir kemik koymuşlar, birbirlerine hav hav deyip köpekçilik oynuyorlar. Ve şanı pek yüce olan Cenab-ı Hak buraya nur yağdırıyor...

Koca Sultan, bu manzara karşısında gözyaşlarına engel olamamıştı. Sakalları yaşlardan ıslanmıştı. O minicik yavrulara sevgiyle bakıyordu. Daha fazla dayanamadı, onların yanına gitti ve:
EY BENİM GÜZEL YAVRULARIM, BENİ DE ARANIZA ALIR MISINIZ, BEN DE SİZİNLE OYUN OYNAYA BİLRMİYİM? dedi...
 

DuayaSevdali

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Eki 2007
Mesajlar
872
Aldığı Beğeniler
9
Takım
Diğer
Allahu Ekber!

Ne hos bir Hikaye bu böle!?
Rabbim (c.c.) razi olsun Abim senden ve Cümle Ümmet-i Muhammedden insAllah, Tarih'den yeni bir Kesinti ögrenmeme vesile oldun.
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Allah razı olsun katre kardeşim çok hoş bir kesit.
 

Hafız_70

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Eyl 2007
Mesajlar
8,243
Aldığı Beğeniler
6,432
Takım
Fenerbahçe
Paylaşımınız için Allah razı olsun kardeşim.

Muhabbetle kalın.
 
Üst Alt