Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

benefşe

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
10 Ara 2005
Mesajlar
299
Aldığı Beğeniler
0
HACI KEMAL ERİMEZ ABİMİZ...
VEFATININ 9 YILININ ÜZERİNE....

Kendini gençlere adayan bir insan; Hacı Kemal Erimez
erimez0py.jpg
Aklı binlerce kilometre ötelerdeydi. Kafasında evirip çevirdiği şeylere kendisini öyle kaptırmıştı ki, yüreğindeki sıkıntıyı fark edemiyordu. Daralan damarlar ve sıkışmaya başlayan kalp, beyne ihtiyacını arz edecek bir yol bulmaktan aciz kalmıştı. O esnada telefon çalmaya başladı.
Telefonun öbür ucunda bulunan Kadir Bey, Hocent şehrinde okul açmak için yaptıkları başvuruya olumsuz cevap verildiğini bildiriyordu. Telefonu kapattı. Ardından bir telefon daha geldi. Aldığı ikinci haber de pek iç açıcı değildi. Zihni dağılmış ve biraz kendine döner gibi olmuştu ki kalbindeki sıkışmayı fark etti. Çocuklarını çağırdı, borçlarını, verdiği sözleri ve üzerindeki emanetleri bir bir saydı. Ardından vasiyetini bildirdi. Hastaneye ulaştıklarında komaya girmişti. Dokuz gün komada kaldı. Rabbine yürüdüğü zaman takvimde 13 Mart 1997 Perşembe yazıyordu. Şanlı tarihimizi sırtında taşıyan küheylanlar gibi koşmuş, koşmuştu... Ve bir seher vakti kalbi çatlamıştı. Taciklilerin Hacı Atası, Türklerin Hacı Ağabeyi Hacı Kemal Erimez artık aramızda olmayacaktı...


haci31ri.jpg

Kendisine has tebessümü ile Bizi Tacikistan kurtardı. demiş Hacı Ata rüyada bir sevenine. Biz de Kadir Tufan Beye sorduk o yılları. Okulların eğitim temsilciliğini yapan Kadir Bey, Tacikistan yıllarında Hacı Atanın hep yanında olmuş birisi. Anlatmaya yolculuktan başlıyor Kadir Bey. Direkt uçuş yoktu Tacikistana. diyor. Önce Özbekistanın başkentine iniyor uçak. Oradan ikinci bir uçakla Sarasya şehrine gidiliyor. Sonra başka bir vasıtayla sınıra geliniyor ve 300 metrelik tampon bölge yaya olarak geçiliyor. Ardından bir başka vasıtayla 70 kilometre daha kat edilerek Duşanbeye varılıyor. Kalp damarları kapalı ve defalarca kriz geçirmiş bir pîr-i fâninin sık sık yapmak zorunda olduğu seyahatin en kestirme yolu böyle. Tabii ki bu yolculuğa bir de Hacı Atanın prensiplerini ilave etmek gerekiyor. Hacı Ata asla eli boş gitmezmiş ziyaretlere. Bu sebeple yolculuktan üç gün önce alışveriş stresi sararmış yaşlanmış yüreciğini. En az beş bavulla yola çıkardık. diyor Kadir Bey. Bir keresinde uçak küçük olduğu için bavullarının uçağa sığmadığını görmüş ve yolculuğu ertelemiş, Hacı Ata. Nasıl gitsin ki? Uğradığı yerlere küçük de olsa bir yadigâr bırakmadan geçmek olur mu?

Devlet ricaline karşı çok saygılıymış Hacı Ata. Bakanlarla direkt görüşebildiği halde asla bu yolu kullanmazmış. Sekreteri arar, randevu yazdırır ve öyle gidermiş rical-i devletin ziyaretine. Protokol kurallarını bir bir yerine getirirmiş. Kendisini Ata kabul eden genç bürokratların karşısında bile ceketinin düğmesi hep ilikli, kendisi de bir adım geride olurmuş. Taşkente indiği zaman önce oradaki okulları tek tek ziyaret edermiş. Ardından Özbekistan eğitim bakanına, valiye ve Taşkent eğitim müdürüne uğramak yer alırmış rutin programında.

haci64hl.jpg
Yolculuğun en zor kısmını eldeki bavullarla 300 metrelik tampon bölgeyi geçmek oluştururmuş. Ne var ki, Duşanbeye ulaşmakla da bitmezmiş bu uzun yol. Hacı Ata, Dursunzâde kentinde kalmayı tercih edermiş. İlk okulumuzu burada açtık. Burası bizim ilk göz ağrımız. dermiş. Duşanbe ile Dursunzâde arasında 12 polis noktası varmış ve bu noktaların hepsinde kontrolden geçerlermiş. Kontrol noktası bol bu etap, Hacı Atanın her gün iki defa kat ettiği yolmuş; çünkü işler Duşanbede görülüyormuş.

İlk göz ağrımız deyince duraklıyor Kadir Bey. Birlikte o günlere gidiyoruz.

Tacikistana okul açmak için geldikleri zaman bir otele yerleşmişler. Çalışmaları devam ederken iç savaş patlak vermiş. Eğitim bakanı, Sizin hayatınızı garanti edemeyiz. Türkiyeye dönün. demiş. Karşımda bir yangın var. Alevi göklere yükseliyor. İçinde evladım yanıyor..! sözleriyle yola çıkmış bir şefkat abidesi hiç geri döner mi? Sayın Bakanım! Bize isabet edecek kurşunda adımız yazılıdır. Biz buraya okul açmaya geldik. İzniniz olursa açmadan dönmek istemiyoruz. demiş.

haci24ly.jpg
Bize isabet edecek kurşunda adımız yazılıdır. sözü bizi tarihin derinliklerine götürüyor. Plevne müdafaası esnasında Gazi Osman Paşanın tüm apoletlerini takarak avcı hattında dolaşması geliyor aklımıza. Askerler Paşam, düşman sizi fark etti, atışlarını üzerinizde yoğunlaştırdılar. ikazında bulunur. Paşa zaten bu refleksi beklemektedir. Gelecek yardımdan ümidini kesmiş, eldeki kıt imkânlarla sonuna kadar birlikte dayanmak zorunda olduğu kader arkadaşlarına moral vermek istemektedir. Evladım! der, Bize isabet edecek kurşunun üzerinde ismimiz yazılıdır. Endişe etmeyin.

Milli ruh kim bilir kaç defa ve değişik insanların dilinde aynı kelimelerle ifadesini bulmuştu.

İç savaşa rağmen Allah (cc), 1993 yılında Dursunzâde kentinde ilk okulu açmayı nasip eder. Bu arada iç savaş bütün hızıyla devam etmektedir. Hacı Ata ve öğretmenler okulun kalorifer dairesini sığınak olarak kullanır ve geceleri orada yatarlar. 80 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan savaşta öfke silah olup patlarken, şefkat mermi vızıltıları arasında eğitim gergefi üzerinde sevgi nakışları işlemektedir. Kadir Bey sert bir şekilde çalınan kapının sesiyle uyanır bir gece. Endişe içinde kapıyı açar. Karşı odada uyuyan Hacı Ata kalp krizi geçirmiş ve yerde sürünerek Kadir Beyin odasına ulaşmaya çalışmaktadır. Ulaşamayacağını anlayınca ayağındaki terlikle kapıya vurmaya başlamış. Hemen doktor çağırmışlar. Krizi atlatan Aksakal, hiçbir şey olmamış gibi kaldığı yerden devam etmiş. Bu arada altı kolej, bir international school, bir üniversite yurdu, bir tane de bilgisayar ve dil kursu açılmıştır.

haci58nh.jpg
Hacı Atanın kalorifer dairelerinde yatarak inşasına çalıştığı okullar mezun veriyor şimdi. Kalbi vefa ile çarpan Tacik gençlerini Hacı Atalarının kabrini çevrelemiş görünce ağaç misali geldi aklıma. Ağaç, meyve yüklü dallarını yere doğru eğerek tohumuna sanki şöyle der: Bak ben vefasızlık etmedim. Sen kendini feda ederek beni doğurdun. Ben de üzerimdeki binlerce meyvenin kalbine senin gibi olsun diye çekirdekleri gömdüm. Acaba hangi gencin yüreğinde Hacı Kemal ağabeyin niyeti ve iradesi yatıyor?

Kim bilir?

Belki birinin, belki de her birinin...
Hiç Hacı Atayı ziyaret ettiniz mi?

haci106br.jpg

Hacı Kemal Beyin mezarı İstanbul Topkapıda anıt mezarların bulunduğu alandadır. Her yıl vefat yıldönümü olan 13 Mart günü başta olmak üzere çeşitli vesilelerle sürekli ziyaret edilir. Yurt dışında görev almış bir kişi, Eyüp Sultan hazretlerinden sonra onu da ziyaret etmeden kutlu görevine gitmeyi düşünmez. Ulaşımı da çok basit. Turgut Özal merhumun mezarının olduğu alana giderken 2. çeşmeden sola dönüyoruz, Turgut Özalın kabri arkamızda kalıyor. İleri doğru sağ sıradaki 9 mezarı geçtikten sonra sağdan ikinci mezarda merhum yatıyor.

* * * * *
[ Fethullah Gülen Hocaefendi: O, HEP BiR ADIM ÖNDE YAŞADI ]

gulen9jc.jpg


Hacı Kemal Bey ile eskilere dayanan bir dostluğunuz var. Onun sizde iz bırakan en belirgin vasıfları nelerdir?


Hacı Kemal Bey, zannediyorum çoğumuzdan, çoğundan birkaç kalem öndedir. Çok kimseye hakkı geçmiştir. Çok kimsenin elinden tutmuştur. Eskiden beri doğru bildiği şeyde koşturup dururdu. Çok vefalı biriydi. Bu açıdan bazı insanlar vardır ki, işte birkaç insanla aralarında alacakları verecekleri vardır. Hakları vardır. Fakat Hacı Kemalin çok kimseden alacağı vardır. Civanmertliği, bu hizmette inandığı çizgide -nasıl inanıyorsa- o uğurda niyetine göre ömür boyu koşması... Hele son zamanlarda Orta Asyada yaptıklarıyla belgeselleştirilmesi gerekli olan bir irfan abidesi, bir değerler abidesiydi o.
 

benefşe

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
10 Ara 2005
Mesajlar
299
Aldığı Beğeniler
0
30 yılı aşkın bir süredir hizmet eden Hacı Kemal Ağabeyin hizmet etmeyi irade etmesi ile Allahın ona olan lütufları arasında nasıl bir irtibat vardır?


Bu koordinasyon veya münasebeti tenasüb-ü illiyet prensibi açısından ele alıp ifade etmemiz mümkün değil. İnsan iradesiyle bu mazhariyeti hasıl etti desek, o zaman iradeyi çok abartmış oluruz. Ama şart-ı adi planında Bütün insani değerlere, insani faziletlere, insanın yükselmesine, o irade, yerinde bir rıhtım, yerinde bir alan ve yerinde de bir rampa olur. Onunki nasıl bir iradeydi, onun takdiri bize düşmez. Hele şu ilk misafir olduğu gecede onu kendi Rabb-i Kerimi bilir. Hakimlik ve hakemlik vazifesini bize vermemişler.

haci44es.jpg
Bir diğer yanı da bazen, insanlardaki küçük istidat ve liyakatlara tedelli yoluyla, tenazul yoluyla İlahi inayet geliyor, ulaşıyor. Bu defa da o İlahi inayet yönlendirici oluyor. Tıpkı seyr-i süluku ruhanide, cezbi iczaba gelen insanların halleri gibi. Artık onlar pek de iradelerini kullanmıyorlar. Belki o cezb-i incizab dalgalarıyla sürekli bir kuvve-i kudsiye, bir cazibe merkezi tarafından çekiliyorlar.


Benim itikadım daha ziyade o merkezde. Rabiatul Adviye Hazretleri Cenab-ı Hakka tazarru ederken, Allahım Benim sana olan alakam ve aşkım değil; Senin bana olan alakan ve muhabbetin hürmetine.. diyor. Bu açıdan o tedelli ve tenezzul çok önemlidir. Allah öyle diledi, Allah öyle eyledi şeklinde bakmak garantili bir şeydir. Çünkü insan bir sebeple belli bir noktaya gelmişse ve o sebebi az da olsa seziyorsa -ki o sebebin sezilmemesi ayrı bir ihsan-i İlahidir- o zaman o ihsan bir mekre dönebilir. Az bir şey aklının köşesinden yaptım, ettim, çattım, becerdim.. gibi şeyler geçse mekre dönmüş olur. Çünkü bunlar Kuran-ı Kerimde hep Allah düşmanları tarafından söylenmiştir.

Hiçbir peygamber ben bilirim demez. Hususiyle Alemin Efendisi Ne nezdimde hazineler olduğunu iddia ediyorum, ne de bir şey bildiğimi buyuruyor. Ben bilmem diyor. Ben bilmem sözü o kadar çok ağzından çıkıyor ki gerçekten hiçbir şey bilmediğini zannedersiniz. Ama bütün insani bilgiler bilgisinin yanında deryadan bir katre kalan Allahın bilgisine göre Hızır vari meseleye yaklaşmak icap ediyorsa öyle demek düşer. Cenab-ı Hakkın o inayeti bize sadece bilme, bildirme, duyurma, hissettirme ve sevk etme mevzuunda değil. Hemen hayatın her safhasında öyledir. Bu sebeple İlahi inayet öncelikli yaşıyoruz şeklinde yaklaşmak daha isabetli olur. Ama onun belki bir istidadı, bir liyakati vardı. Sonradan da bu insan bu işleri böyle ortaya koyunca, -biraz evvel de 30 sene ciddi bir vefa hissi ile hizmet ettiğini söyledim- onun gibi bu kadar hizmet etmiş olan başka insanlar da vardır ve muhakkak küçük hataları olmuştur. Hata edenlerin hayırlıları tövbe edenlerdir fehvasınca hata yapanlar hakkında konuşanlar, hata edenin tövbe etmiş olması ihtimaline binaen affedilmez bir hataya düşmüş olurlar. Hele bir de hata ettin, hata etti dedikleri kimse ile buluşup helallik alamamışlarsa Hafazanallah!

Şimdi bu insan (merhum Hacı Kemal Ağabey) bir ihsan dalga boyunda istifadeleri olmuş, sonra bu yol girmiş ve bu yolun hakkını yerine getirmişse -Eğer getirmişse şayet- liyakatini ortaya koymuş demektir. Bu da şu demek olur: Allah gelecekte onun çok yüksek bir performans ortaya koyacağını biliyordu, bildi ve dolayısıyla başta onu böyle hidayet etti dersiniz.
Hali vakti yerinde olmasına rağmen gözü dünya malında pek olmadı. Çok mütevazı bir hayat yaşadı. Bunun altında yatan sır perdesi nedir?
haci85xw.jpg

Ben onun geniş imkanlara sahip olduğu dönemleri bilirim. Dükkanlarını sattı, evini sattı... Ve ben doğru mu söyledim, yanlış mı söyledim, kendi hakkımda hüküm vermeseydim daha rahat konuşurdum ama... Yani, Hacı Kemal, senle benim evimiz olmaması lazım, dünyaya çalışıyoruz hissini etrafa uyarmayalım. diye söylerdim hep. Oysaki, objektif düşünce olarak çoluk çocuğu olanın başını sokacağı bir evi olmalı. Kira, evden eve taşınma çok şirin değil. O, zannediyorum çoklarından akıl almış, çoklarına akıl vermişti. Eskiden evi vardı, fakat vefat ederken ilk sekerata girdiği anda bir garip olarak ölüm anına girdi, yabancı bir evdeydi, hatta çocukları bile yanında yoktu. Allah o lütfu da ona ihsan etti. Çünkü buyuruluyor ki; Garip ölen şehittir. İlk sekerata girdiği zaman yanında kimsesi yoktu.


Hizmet-eğitim aşkından ve cömertliğinden biraz bahseder misiniz?


Çok cömertti. Bunu bütün arkadaşları bilirler. Ben Egede gezici olduğum zaman da -onun çocukları o zaman küçüktü, ben evinde de kaldım- teybi elinde ben nereye gittiysem o da oraya geldi. Bizim yaptığımız bir hizmet olmayabilir. Fakat onlar bir hizmet kabul ettiklerinden dolayı niyetlerine göre sevap alırlar. Cömertlik çok önemlidir, bir iki defa size arz etmiştim, kuyrukluyıldızlar gibi gezen büyük veliler vardır. Mesela İbn-i Ethem gibi ve bunlardan birisi de İbrahim Havas. Bunlar belde belde dolaşırlar, Anadoluyu kaç defa baştan aşağı taramışlardır. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: Cömert insan fasık da olsa cennete girer. Hacı Kemal fasık değildi. Fakat cömert bir insandı. Çocuklarının bugünkü sarraflık işleri olmasa Hacı Kemalin şahsı adına hiçbir şeyi yoktu. Onun bir şahidi de Yahya Beydir. Benim onda takdir ettiğim çok evsaf vardır. Kendini unutacak kadar fenafid-dava, fenafil-hizmet bir insandı. Arz ettiğim gibi 80 senesi, bütün arkadaşların bir Civanmertliği vardır da, -6 sene çok ciddi sıkıntı yaşadım- bu sıkıntı zamanlarında o, ilk günden itibaren hep yanımda oldu. Aramızda böyle de bir uyum vardı. Tabii insanın bunları unutması mümkün değil. Yani hayatımda onun o kadar çok civanmertliğine şahit olmuşumdur ki saymakla bitiremem.


Rus Tereza, Hacı Atayı anlatıyor
haci99hc.jpg

Ben Tereza, 17 yaşındayım. Rusum. İki yıl önceye kadar Tacikistanda yaşıyordum. Annem Hacı Kemal Erimez ile birlikte çalışıyordu. O sıralar Hacı Atamız ilk liseyi Tursunzadeye açmıştı. Ben daha ufaktım. Sık sık okula annemin yanına gelirdim. Annem okulda şef aşçı olarak çalışıyordu.

Hacı Ata bizle karşılaştığında, ablama ve bana her zaman tebessüm eder, başımızı okşardı. Biz o zaman Türkçeyi bilmiyorduk. Onun sıcaklık ve sevgisi bize karşı davranışlarıyla anlaşılıyordu. Bizi sadece annemiz büyüttü, babamız yoktu. Hacı Kemal abi bizim için dede gibiydi. Biz ailecek o zaman Hristiyandık. Gerçek Müslümanları o zamana kadar tanımamıştık. Bir yıl geçti. Okuldaki abileri ve öğretmenleri, özellikle de Hacı Dedeyi çok sevdik. 13 Mart 1997de Hacı Dedenin ölümü, bizim hayatımızı değiştirdi. O güne kadar hiç düşünmemiştik hayatımızdaki önemini. O bizim için örnek insandı. 14 Mart 1997de biz Müslümanlığı kabul ettik, yeni bir hayata başladık. O zamanlar ben 12 yaşındaydım. İslamiyeti oradaki öğretmenlerin hanımlarından öğrendik. Başlarda hiç kolay olmadı, özellikle de annem için. Çünkü biz Rustuk. Daha sonra ablam Türk abilerden birisiyle evlendi. Bir yıl sonra 12 Mart 1998de bir oğlu oldu. Ona tabii ki Hacı Dedenin ismini verdik. İnşaallah o bu ismi layıkıyla taşır. Hacı Dedemiz gibi. Üç ay sonra ablam ve eniştem Türkiyeye dönüş yaptılar. Sekiz ay sonra biz de annemle Türkiyeye yerleştik. Şu sıralar Küçük Dünyam isimli kitabı okumaktayım.
 

benefşe

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
10 Ara 2005
Mesajlar
299
Aldığı Beğeniler
0
Hizmetle dolu bir ömür
haci6zj.jpg


Sevenlerinin Hacı Kemal Ağabeyi 22 Nisan 1926 yılında Samsunun Havza ilçesinde dünyaya gelir. Ama, hayatının büyük bir kısmını Egede geçirir. Ege Bölgesinde geçen hayatının ilk yılları, daha sonraları kök salacak olan hizmetin ilk tohumlarının atıldığı dönemlerdir. Kabına sığmayan bir insan olan Kemal Erimez gençlik yıllarında Ege Bölgesinde deve güreşleri tertip eder. Aydın-İncirliovada ilk defa mehter takımını kurar. Sevincinden mehterin ilk gösterisinin yapıldığı gün de mehterin en önünde kendisi yürür. İçinde milletine, yurduna ve dahası inancına olan hizmet aşkıyla kavrulan Hacı Ağabeyi nerede hayır işi varsa orada görmek mümkündür o dönemler.

Erimez, onda eriyeceği bir öğretici, yol gösterici, milletine ve dinine hizmette tavsiyelerini, hatta imalarını emir telakki edeceği birini aramaya ta o zamanlar başlamıştır. İlk zamanlar Konyalı Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi ile başlayan münasebetleri, daha sonraları Edirneden İzmir Kestanepazarına tayini çıkan Yaşar Tunagür Hocaefendi ile devam eder. Hali vakti yerinde olmasına rağmen dünya malına aldırmaksızın Tunagür Hoca ile birlikte hayır işlerine koşturur, bir dediğini iki etmez; Tunagür Hocanın vaazlarını yanında hiç eksik etmediği teybi ile kaydeder; daha sonra onları çoğaltarak civar kasabalara dağıtırdı.

haci31kk.jpg

Aydınlı Hacı Kemal zengindi. Türkiyenin nabzını ve siyasetini elinde tutan insanlara çok yakındı. Adnan Menderesi karşılamak için kamyonlara insanları doldurur götürürdü. Başbakan Demirel Aydına geldiğinde doğru Hacı Kemalin evine gider, orada ağırlanırdı. O, çevre insanının isteklerini Ankaraya taşıyan kişiydi. Kimseye açıklamadı, çünkü kendisinden övgüyle söz edilmesi onu sıkıyordu. büyük ihtimalle siyasete girmeyi teklif etmişti Demirel ona, evinde misafir kaldığı bir gün.. veya Menderes. Bütün bunları es geçti Hacı Kemal. Kendi taşralı muhayyilesinden hareketle, bu millette eksik olan bir şeylerin bulunduğunu seziyor, adını koyamıyordu. Ta ki, onda çok ama çok şey bulduğu genç Fethullah Gülenle karşılaşana kadar.. Hacı Kemal Ağabey Fethullah Gülen Hocaefendi gibi bir kılavuzun işaretleriyle coştukça coştu. Anadolu karış karış oldu Erimezin ayaklarının altında. Yanında başka Hacı Kemaller de yok değildi. Yetmedi. Eğitim, ille eğitim diyen ve tarihî bir restorasyon için reçeteyi veren hocasının gözyaşlarını kendine enerji yapıp bu defa bilmediği, tanımadığı Orta Asyaya koştu.

HAMDULLAH ÖZTÜRK

70 KÜSÜR YAŞINA BAKMAKSINIZ O ÜLKE SENİN BU ÜLKE BENİM DİYE KOŞTURUP DURMUŞ YERİ GELMEMİŞ KALBİ TEKLEMİŞ AMA HİZMETTEN BİR AN GERİ DURMAMIŞ!KALP VE ŞEKER HASTALIĞINA BAKMAKSINIZN ÜLKESİ HARİCİ YERLERDE HİZİMET ETMEYİ BİR ŞEREF BİLİRDİ!ZORU NEYDİ Kİ ONUN HASTALIĞINA BAKMASIZIN EVİNDE RAHATCA OTURUP TORUNLARIYLA EVLADLARIYLA GEÇİRMEK VARKEN BU KADAR ZAHNETE KATLANMIŞTI!ÇÜNKÜ ONUN İÇİN BİR GZÖ YERİNE BİNLERCE GÖZ TERCİH EDİLİRDİ....

ALLAH BU FİKİR İŞÇİSİNİDEN,GÖNÜL ERİNDE,MUHABBET FEDAİSİNDEN EBEDEN RAZI OLSUN!!!!
HACI ATA ŞİMDİKİLER SENİ GÖRMEMİŞ AMA BİZ ŞAHİTİZ TACİKİSTANLI ARKADAŞLARIMIZ SENİ HACI ATA OLARAK TANIMIŞLAR; VE SENİN ADIN ANILNCA ONLARIN GÖZLERİ DOLUYOR.....ÇÜNKÜ ONLAR SENİN YATIRMLARIN ÜZERİNE ATILMIŞ TEMELLER...
ALLAH RAZI OLSUN!MEKANIN CENNET KOMŞUN DA EFENDİMİZ (SAV)OLSUN HACİ ABİ...
benefşe
 

DuaM

cici anne :)
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
1,561
Aldığı Beğeniler
10
Takım
Galatasaray
O, HEP BiR ADIM ÖNDE YAŞADI
 

YaMusaB

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
1,716
Aldığı Beğeniler
5
hacı kemal abinin birde videosu vardı, onu orda tanımıştım, Allah razı olsun ondan
 

Onur

Geliştirici
 
Üyelik Tarihi
1 Eki 2005
Mesajlar
7,571
Aldığı Beğeniler
4,846
Konum
Karaman
Takım
Galatasaray
Allah razı olsun..
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
Hacı Kemal Ağabeyimizi hatırlayalım

Hacı Kemal Erimez, 22 Nisan 1926 tarihinde Samsunun Havza kazasında doğmuştur. Hayatının büyük bir bölümü Aydın-İzmirde geçmiştir. Ama o bir İstanbul beyefendisinin özelliklerini hep üzerinde taşımıştır.


Gençlik yıllarında Ege Bölgesinde deve güreşleri tertip etmiştir. Senesini tam hatırlamıyorum (tahminen 1968 olabilir) Aydının köylerinden bir arkadaşımla onların yaylalarına gitmiştim. Dönüşte Aydına uğradık. Aydın İmam-Hatibi adına muhteşem bir mehter gösterisi tertiplenmişti. Hacı Kemal Ağabeyi organizenin başında gördüm. Zaten zaman zaman sevinçli ve heyecanlı olduğu vakitlerde hemen mehterden bir parça okur. En çok da Artar cihadla şevkimiz parçasını okurdu. O zaman biz anladık ki, işler iyi gidiyor.

Ben kendisini ilk defa 1961-1962 yıllarında Ramazan aylarında İzmire vaaz vermek için gelen Hacı Tahir Büyükkörükçü Hocamızın heyecanlı konuşmalarını dinlerken gördüm. 1963 yılında da Yaşar Tunagür Hocamızın Kestanepazarı Camiine hem vaiz hem de yurt müdürü olarak gelmesiyle, hep onun yanında görürdüm. O zaman İzmirde pek sakallı insan görünmezdi. Ama hem Yaşar Hocamızın hem de Kemal Ağabeyimizin simsiyah çok güzel sakalları vardı. Boy olarak da birbirlerine yakınlardı. Onun için akşam karanlığında Kestanepazarı Camiine gelen insanların çoğu Hacı Kemal Ağabeyi görünce Yaşar Hocamız zannederek saygıyla kenara çekilirlerdi.

Fethullah Gülen Hocamız 1966nın başında vaiz ve yurt müdürü olarak Kestanepazarına geldiğinde de yine Hacı Kemal Ağabeyi elinin teybi ile vaazlarda görmeye başladık. Cuma namazından sonra Hocaefendiyi birkaç defa İzmir Başoturak Camii civarındaki balık lokantasına götürdüğünü hatırlıyorum. Daha sonra Mesut Kızılhisarlının işyerine de beraber balık yemeye gittiğimiz hatırımdadır.

Seçilme arzusu ile siyasete hiç bulaşmamış bu temiz insan, sağ partileri desteklemiştir. Bunu yaparken de ezanın aslına çevrilmesi hizmeti gibi gayretlerden dolayı dinî bir gaye gütmüştür. Zamanla tamamen din-i mübin-i İslama hizmet ettiklerine inandığı hocaefendilerin peşine düşmüş ve onlardan hiç ayrılmamaya gayret etmiştir.

Dedesinin İstanbulda imam olması ve bizzat Hacı Ağabeyin sık sık hacca gitmesi dolayısıyla İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerin dindar esnaf ve işadamları ile çok münasebetleri olmuştur. Onun için Hocaefendi Bornovada vaazlar verip sohbetler ederken pek çok işadamını İstanbuldan davet edip getirmiştir. Onun için 1970li yılların sonunda Hacı Kemal Ağabey, Artık bundan sonra Hocaefendinin İstanbula gidip yerleşmesi lâzım. İstanbul, Türkiye demektir. diyordu. Zaten 1980den sonra İstanbula mecburî bir gidiş oldu.

Hocaefendi bir konuşma yapıp bir tavsiyede bulunsa hemen Hacı Kemal Ağabey söylenen sözleri kendi üzerine alır, Bunları bana söylüyor. Hemen yerine getirmem lazım. derdi. Onun için hizmetlerde hep ilklere imza attı. Zaman Gazetesinde büyük emekleri vardır. İlk günlerin sıkıntılarını şöyle dile getirirdi: Gazetenin ilk günlerinde sobamız yoktu. Küçük tüpte hem çay pişirir hem de ısınırdık. Sonra Allah nasip etti, arsa bulduk. İş artık inşaata gelmişti. Şu andaki yedi katlı binanın iki katını yapma planımız vardı. Benim maddi sıkıntım vardı. Kendime göre bir plan yapıp hâli vakti yerinde bir hayır sahibinden çimento almayı planladım. Vereceğinden emindim. Fakat bütün izahlarıma rağmen yardım edemedi. Yıkılmıştım. En büyük ümidim sönmüştü. Ağlayarak çıktım. Yolda ağlayarak yürüyordum, belki yarım saat yürüdüm. Birden karşıma henüz bir-iki hafta önce tanışmış olduğum biri çıktı. Cadde ortasında ağlayışıma hayret ve hüzünle bakarak Niye ağlıyorsun Hacı Abi? dedi. Derdimi ona açmak istemiyordum. Fakat ısrar edince olanları anlattım. Bizim eğitim ve kültür hizmetlerimizi yeni tanıyor olmasına rağmen gazete binasını kendisinin finanse edeceğini söyledi.

Hacı Kemal Ağabeyimizin gönlünü hoş eden; fakat isminin gizli tutulmasını isteyen ve cömert gönlünü açabildiği kadar açan bu ulvî hedefli ağabeyimizden de Cenab-ı Hak ebeden râzı olsun ve bütün işlerini âsân eylesin. Âmin.

Hacı Ağabeyimizin eğitim hizmetleri İstanbul Fatih Koleji ile Türkiyede belli bir zirveye yükseldikten sonra Orta Asya ülkelerinde, bilhassa ömrünün son zamanlarında Tâcikistanda şâhikaya ulaşmıştır. Onun bu son gayretleri destan çapındadır ve gelecek nesillere ders ve ibret olması için mutlaka senaryoların yazılması ve filmlerinin çekilmesi lâzımdır..
 

benefşe

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
10 Ara 2005
Mesajlar
299
Aldığı Beğeniler
0
Allah razı olsun hekimoglu kardeşim çok güzel eklemelerde bulunmuşsun!
 
Üst Alt