- Üyelik Tarihi
- 23 Eyl 2010
- Mesajlar
- 199
- Aldığı Beğeniler
- 3
- Takım
- Galatasaray
Akşam saatleri.
Otobüs durağında sonu gelmeyecekmiş gibi bir bekleyiş içindeyim.Yaklaşık kırkbeş dakikadır Kadıköy otobüsünü bekliyorum.Durağa gelen otobüslere umutla bakıyor,beklediğim otobüs olmadığını anlayınca da arkalarından oğlunu askere gönderen bir anne gibi üzüntüyle,içim burkularak bakıyorum.Sonra gözlerim tekrar otobüslerin geldiği yöne çevriliyor.bakıyor,bakıyor, bakıyorum....
Ara sıra gözlerim başka yerlere takılıyor.Nereye baksam bekleyen,koşuşturan insanlar görüyorum.Durakta benimle birlikte bekleyen insanları çaktırmadan incelerken sağ tarafımda otobüs bekleyen yaşlı bir adam çekiyor dikkatimi.Elinde,sıkı sıkıya tuttuğu bir demet kır çiçeği var.
İhityar adam,benim kendisine baktığımı fark edince yüzümü tekrar otobüslerin geldiği yöne çeviriyorum fakat ihtiyar adamın da düşüncelerime girmesine engel olamıyorum.Onda beni etkileyen bir şeyler var...
Bir süre sonra içimdeki merağa yenik düşüyor ve tekrar gözlerimi ona çeviriyorum.Ve tekrar baktığımda ihtiyar adamın ne kadar temiz bir yüzü olduğunu fark ediyorum.Beni etkileyen bu olmalı.Tertemiz bir yüz ve sımsıcak bakan iki yeşil göz.
Ve giysilerine takılıyor gözlerim.Tam o anda bir otobüs daha geliyor ve ihtiyar adam ağır dımlarla otobüse biniyor.Ben de hiç düşünmeden arkasından atlıyorum otobüse.
Otobüs tıklım tıklım dolu.Kalabalığın içinde kendime tutunacak bir yer arıyorum.İğne atsan yere düşmeyecek kadar dolu olan otobüste onu bir anda kaybediyorum.Etrafım bir kale gibi insanlarla çevrili.Ben ise esir düşmüş bir savaşçı gibiyim aralarında..Ve insanlar sanki bana işkence ediyorlar.
Boğucu çemberde alnımdan ter damlacıkları damla damla akıyor aşağıya.Siliyorum terimi fakat yine geliyor,kaynağını bulmuş su gibi...
Otobüs bir ara durduğunda yolcuların ''Hastaneye geldik.''dediklerini duyuyor ve kendime geliyorum.Otobüs boşalınca da özgürlüğüne kavuşan mahkumlar gibi rahatlıyor ve derin bir nefes alıyorum.
Tam o sırada onu görüyorum...Sol tarafta bir koltuğa oturmuş.Yanındaki bayanın beş yaşlarındaki kızı ihtiyara,ihtiyar da,ihtiyar da ona şefkatle bakıyor.Sarı saçlı küçük kız,o bukleli saçlarıyla,masum bakışlarıyla sanki tatlı bir bela.
İhtiyar adam şefkatle çocuğu izlerken çocuk da ona bıraksalar sarılacakmış gibi masum,sevecen ve gülümseyen gözlerle bakıyor.Bakışlarını kıskanır gibi oluyorum.
İçimden ihtiyar adamın bu küçük kıza neden bu kadar sevecen baktığını çözmeye çalışıyorum.''Ailesinden ayrı yaşıyor,galiba kimsesi yok''diye içimden geçiriyorum.''Ya da çocukları çok seviyordur.''Ama bunların hepsi bir varsayım ve benim düşüncem.
Ben bunları düşünürken ihtiyar adam,elinde sıkıca tuttuğu kır çiçeklerini küçük kızın kucağına bırakıyor ve süratle yerinden kalkıp otobüsten iniyor.
Yine dalıyor ve düşünüyorum.''Kimbilir o yaşlı adam çiçekleri nereye götürüyordu,ya da kim vermişti ona o kır çiçeklerini?''
O çiçek,cocuk çiçek,ihtiyar adamın sevgi belirtisi olarak verdiği çiçek..!
Elbet bir gün solacak...çünkü dalından koparıldığı için solmaya mahkumdur .Ama kızın elinde ama başka bir vazoda ama ihtiyarın elinde.Önemli olan ''an''ı ifade etmesi.Önemli olan,''an''ı güzelleştirmesi..!
ihtayar adama camdan bir daha baktığımda onun huzurevine girdiğini görüyorum.Ne yalan söyleyemi içim burkuluyor..
Kendi kendime ''An''ımızın değerini bilmek,dünyayı,insanları yaşamı sevmek gerekir.''diye düşünüyorum çünkü yaşam çok kısa,en güzel şekilde sevdikleirmizin kıymetini bilerek değerlendirmek lâzım.
Ve bu düşünceyle daha bir istekle ve daha sıkı tutunuyorum hayata.Dünyaya,sevgiye ve tüm insanlığa bağlı kalmak umuduyla,bırakmazcasına...
O ihtiyarı,o tatlı sarışın kızı ve onlarla ilgili tüm düşüncelerimi o durakta,o otobüste bırakarak...
Yazan:Gökkuşağı
Otobüs durağında sonu gelmeyecekmiş gibi bir bekleyiş içindeyim.Yaklaşık kırkbeş dakikadır Kadıköy otobüsünü bekliyorum.Durağa gelen otobüslere umutla bakıyor,beklediğim otobüs olmadığını anlayınca da arkalarından oğlunu askere gönderen bir anne gibi üzüntüyle,içim burkularak bakıyorum.Sonra gözlerim tekrar otobüslerin geldiği yöne çevriliyor.bakıyor,bakıyor, bakıyorum....
Ara sıra gözlerim başka yerlere takılıyor.Nereye baksam bekleyen,koşuşturan insanlar görüyorum.Durakta benimle birlikte bekleyen insanları çaktırmadan incelerken sağ tarafımda otobüs bekleyen yaşlı bir adam çekiyor dikkatimi.Elinde,sıkı sıkıya tuttuğu bir demet kır çiçeği var.
İhityar adam,benim kendisine baktığımı fark edince yüzümü tekrar otobüslerin geldiği yöne çeviriyorum fakat ihtiyar adamın da düşüncelerime girmesine engel olamıyorum.Onda beni etkileyen bir şeyler var...
Bir süre sonra içimdeki merağa yenik düşüyor ve tekrar gözlerimi ona çeviriyorum.Ve tekrar baktığımda ihtiyar adamın ne kadar temiz bir yüzü olduğunu fark ediyorum.Beni etkileyen bu olmalı.Tertemiz bir yüz ve sımsıcak bakan iki yeşil göz.
Ve giysilerine takılıyor gözlerim.Tam o anda bir otobüs daha geliyor ve ihtiyar adam ağır dımlarla otobüse biniyor.Ben de hiç düşünmeden arkasından atlıyorum otobüse.
Otobüs tıklım tıklım dolu.Kalabalığın içinde kendime tutunacak bir yer arıyorum.İğne atsan yere düşmeyecek kadar dolu olan otobüste onu bir anda kaybediyorum.Etrafım bir kale gibi insanlarla çevrili.Ben ise esir düşmüş bir savaşçı gibiyim aralarında..Ve insanlar sanki bana işkence ediyorlar.
Boğucu çemberde alnımdan ter damlacıkları damla damla akıyor aşağıya.Siliyorum terimi fakat yine geliyor,kaynağını bulmuş su gibi...
Otobüs bir ara durduğunda yolcuların ''Hastaneye geldik.''dediklerini duyuyor ve kendime geliyorum.Otobüs boşalınca da özgürlüğüne kavuşan mahkumlar gibi rahatlıyor ve derin bir nefes alıyorum.
Tam o sırada onu görüyorum...Sol tarafta bir koltuğa oturmuş.Yanındaki bayanın beş yaşlarındaki kızı ihtiyara,ihtiyar da,ihtiyar da ona şefkatle bakıyor.Sarı saçlı küçük kız,o bukleli saçlarıyla,masum bakışlarıyla sanki tatlı bir bela.
İhtiyar adam şefkatle çocuğu izlerken çocuk da ona bıraksalar sarılacakmış gibi masum,sevecen ve gülümseyen gözlerle bakıyor.Bakışlarını kıskanır gibi oluyorum.
İçimden ihtiyar adamın bu küçük kıza neden bu kadar sevecen baktığını çözmeye çalışıyorum.''Ailesinden ayrı yaşıyor,galiba kimsesi yok''diye içimden geçiriyorum.''Ya da çocukları çok seviyordur.''Ama bunların hepsi bir varsayım ve benim düşüncem.
Ben bunları düşünürken ihtiyar adam,elinde sıkıca tuttuğu kır çiçeklerini küçük kızın kucağına bırakıyor ve süratle yerinden kalkıp otobüsten iniyor.
Yine dalıyor ve düşünüyorum.''Kimbilir o yaşlı adam çiçekleri nereye götürüyordu,ya da kim vermişti ona o kır çiçeklerini?''
O çiçek,cocuk çiçek,ihtiyar adamın sevgi belirtisi olarak verdiği çiçek..!
Elbet bir gün solacak...çünkü dalından koparıldığı için solmaya mahkumdur .Ama kızın elinde ama başka bir vazoda ama ihtiyarın elinde.Önemli olan ''an''ı ifade etmesi.Önemli olan,''an''ı güzelleştirmesi..!
ihtayar adama camdan bir daha baktığımda onun huzurevine girdiğini görüyorum.Ne yalan söyleyemi içim burkuluyor..
Kendi kendime ''An''ımızın değerini bilmek,dünyayı,insanları yaşamı sevmek gerekir.''diye düşünüyorum çünkü yaşam çok kısa,en güzel şekilde sevdikleirmizin kıymetini bilerek değerlendirmek lâzım.
Ve bu düşünceyle daha bir istekle ve daha sıkı tutunuyorum hayata.Dünyaya,sevgiye ve tüm insanlığa bağlı kalmak umuduyla,bırakmazcasına...
O ihtiyarı,o tatlı sarışın kızı ve onlarla ilgili tüm düşüncelerimi o durakta,o otobüste bırakarak...
Yazan:Gökkuşağı