Süfyan-ı Sevri şöyle demiştir: "Benim dünyada en çok korktuğum şey, hadis-i şerif öğrenip de, daha sonra onunla amel etmemektir."
Hakikaten insanın, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)in hadis-i şeriflerini okuyup öğrendikten sonra, onu tatbik etmesi lazımdır. İnsan ilmiyle amel etmelidir.
Geçenlerde bir mümin kardeşimizin söylediği şu söz hakikaten çok yerindedir:
- Sadat-ı Kiram, bizim ya cennete veya cehenneme gitmemize sebep olacaklardır. Arkadaşları ona:
- Niçin? Diye sorunca, o şöyle demiştir:
- Sadat-ı Kiram, hiç bir şey bırakmamak suretiyle dindeki her şeyi bize söylemektedirler. Biz de bunları bilip de icaplarını yerine getirmez, onlar gibi davranmazsak, cehenneme gideriz. Fakat onların söylediklerini yerine getirir, onlar gibi davranırsak, cennete gideriz.
İnsan ilim öğrendikten sonra, elinden geldiği kadar, o ilmi tatbik edip amel yapmalıdır.
Tabii, biz ne kadar amel etsek de Allah-u Zülcelal’in hakkını yerine getiremeyiz. Fakat, buna rağmen takatimiz yettiği kadar, kuvvetimizi Allah yolunda sarf etmemiz lazımdır. Herkes, ben cennetin ve cehennemin olduğunu biliyorum demektedir. Evet, hepimiz bunu biliyoruz. Fakat sadece bilmek yeterli değildir.
Bazı insanlar dünya maişetinin (geçiminin) sevgisiyle sarhoş olmaktadırlar. Bunu da hepimiz görüyoruz. Tüccarlar sabahtan akşama kadar çalışmakta, bazıları işiyle uğraşmaktan rahat bir yemek bile yiyememektedirler. Hatta hesaplarını bitiremeyip akşam da onunla meşgul olup uyumakta, sabahleyin yine aynen bu şekilde devam ederek işleriyle meşgul olmakta, böylece dünya işinin sevgisi onları sarhoş etmektedir.
İşte, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) 1400 küsür sene önceden bizim bu zamanımızı görmüş, bizi ikaz etmiştir.
Hakikaten insanın, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)in hadis-i şeriflerini okuyup öğrendikten sonra, onu tatbik etmesi lazımdır. İnsan ilmiyle amel etmelidir.
Geçenlerde bir mümin kardeşimizin söylediği şu söz hakikaten çok yerindedir:
- Sadat-ı Kiram, bizim ya cennete veya cehenneme gitmemize sebep olacaklardır. Arkadaşları ona:
- Niçin? Diye sorunca, o şöyle demiştir:
- Sadat-ı Kiram, hiç bir şey bırakmamak suretiyle dindeki her şeyi bize söylemektedirler. Biz de bunları bilip de icaplarını yerine getirmez, onlar gibi davranmazsak, cehenneme gideriz. Fakat onların söylediklerini yerine getirir, onlar gibi davranırsak, cennete gideriz.
İnsan ilim öğrendikten sonra, elinden geldiği kadar, o ilmi tatbik edip amel yapmalıdır.
Tabii, biz ne kadar amel etsek de Allah-u Zülcelal’in hakkını yerine getiremeyiz. Fakat, buna rağmen takatimiz yettiği kadar, kuvvetimizi Allah yolunda sarf etmemiz lazımdır. Herkes, ben cennetin ve cehennemin olduğunu biliyorum demektedir. Evet, hepimiz bunu biliyoruz. Fakat sadece bilmek yeterli değildir.
Bazı insanlar dünya maişetinin (geçiminin) sevgisiyle sarhoş olmaktadırlar. Bunu da hepimiz görüyoruz. Tüccarlar sabahtan akşama kadar çalışmakta, bazıları işiyle uğraşmaktan rahat bir yemek bile yiyememektedirler. Hatta hesaplarını bitiremeyip akşam da onunla meşgul olup uyumakta, sabahleyin yine aynen bu şekilde devam ederek işleriyle meşgul olmakta, böylece dünya işinin sevgisi onları sarhoş etmektedir.
İşte, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) 1400 küsür sene önceden bizim bu zamanımızı görmüş, bizi ikaz etmiştir.
Son düzenleme: