Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

*sümeyye*

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Mar 2006
Mesajlar
99
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
Ankarada doğdum, büyüdüm. İstanbul Üniversitesinde Tıp öğrenimi yapıyordum. Orta halin de altında bir gelir seviyesine sahip olan ailem beni okutmak için, inanılmaz fedakârlıklar gösteriyordu. Hatta zaman zaman da, dayanılmaz yokluk çekiyordu. Böbrek hastası olan annem, beni okutmak için temizlikçiliğe gidiyor, yaşlı ve sakat olan babam ise, yine benim için inşaat işçiliği yapıyordu. Bütün dünya malımız, iki odalı gecekondumuzdu.

Bu çetin mücadeleyle 5. sınıfa kadar gelmiştim. Çok başarılıydım. Her yıl birincilikle üçüncülük arasında değişen dereceler alıyordum. Tek amacım, çok mağdur durumda olan ve benim için her şeyini feda eden ailemin emeklerini boşa çıkarmamaktı. Çok çalışıyordum.

Çevremdeki arkadaş grubum ise sıradan insanlardı. Bir çoğu dünyaya boş vermiş, nerde akşam, orda sabah misali, pek kural tanımaz kimselerdi. Dünyaya geliş amaçları zevk, eğlence ve kendilerini tatmin etmekti. Bunların başıboş halleri beni üzüyordu. Ama çıkamıyordum. Onlara takılıp, anlamsız bir hayat felsefesinin peşinde, düzensiz ve dağınık yaşantılarla huzur arıyordum.

Toplumun aydını ve sağlık dağıtacak bir bireyi olarak, bu kendi yaşantımı zaman zaman kendi içimde değerlendiriyorum, sonuçta hiç de hoşuma gitmeyen bir anlam çıkarıyordum.

Bir Perşembe günüydü. Kadıköyde bir banka şubesine gitmiştim. Temizlikçi annemin, bin bir güçlükle kazandığı ve bana harçlık diye gönderdiği parayı alacaktım. O parayı her alışta ağlar, bu benim hazin hayatımın bir an önce düzelmesi için Allaha yalvarırdım. Ama gariptir ki, Allaha her yalvarışta utanır; Ne yüzle dua edip, istekte bulunuyorum diye kendi kendime kızardım.

Banka şubesinde sıra beklerken, banka memuresinin önünde bir kitap ilişti gözüme; Kendini Arayan Adam Bu isim bana çok ilginç geldi. Belki de olayın ilginç yanı, farkında olmadan kendi yaşantımla bir paralellik kurmuş olmamdı. Çünkü, ben de kendi içimde, daha iyi bir ben arıyordum.

Kitaba merakla ve dikkatlice bakmış olacağım ki, bu davranışım banka memuresinin dikkatini çekti ve bana bakarak:

Buyurun, bakabilirsiniz diyerek kitabı uzattı. Kendisi işleri yapana kadar ben de k,tabı aldım ve şöyle bir açtım. Açtığım sayfada sanki beni saran ve çok önemli yankılar uyandıran şu satırlarla karşılaşmıştım:

İnsan, ipi boğazına sarılıp, istediği yerde otlamak için, başıboş bırakılmamıştır. Belki bütün amellerinin sûretleri alınıp, yazılır ve bütün fiillerinin neticeleri, muhasebe için zaptedilir. (Bediüzzaman Said Nursî)

En güzel şekilde yaratılan insan, şu kâinat ağacının bir meyvesi olarak halkedilmiş ve onun bütün güzelliklerinden ve nimetlerinden istifade edebilecek bir tarzda yaratılmıştır... Bu âlemin dikkatli bir seyircisi olmuş... Koca dünya, kendisi için güzel bir ev olarak hazırlanmış... Dağlar ve denizler, onun emrine verilmiş, hava lâtif bir bineği olmuş... Arılar ona bal yapmış, ipek böceği onu giydirmiş, koyun ve kuzular onu beslemiş, kendisi çamur yiyen ağaçlar, ellerini uzatarak en lezzetli meyveleri ona takdim etmiş... Ve insan, Kâinat Sultanının birliğini ve haşmetini, her birisi kendi hususi lisanıyla ilan eden sayısız varlıkların, topyekûn tercümanı ve takdimcisi olmak vazifesiyle şereflenmiş.

60-70 yıllık bir hayat uğruna, kâinatı bütün sanat eserleriyle insanın emrine veren bir Zât, onu kabirde başıboş bırakır mı? Bunca masrafın hesabını sormaz mı? Emrine itaat edenlere mükâfat, isyan edenlere ceza vermez mi?

Bu satırlar benim aradığım hayatı ve insan modelini anlatıyordu. İnanın beynime öylesine işledi ki, banka memuresi birkaç kez bana seslenmiş, duymamışım. Ne kadar anlamlı ve müthiş bir gerçek; kâinat insan için yaratılacak ve bunun hesabı da bir gün sorulacak. Ya bizim hayatımız?.. Banka memuresi elime dokununca kendime geldim.

Çok mu sevdin? dedi.

Evet dedim. Daha fazlasını anlatamadım, içimde tekrarladım. Hemen oracıkta karar verdim: Ben Allahın kuluyum. Kul olduğumu unutmamalıyım. Gerçek kulluğu bilmeliyim ve yaşamalıyım

Banka memuresi:

 Kitap sizde kalsın, benim size hediyem olsun dedi. Hiç itiraz etmeden teşekkür ettim. İlave etti:

Bizler bazı hanım arkadaşlarla, cumartesi ve Pazar günleri bir araya gelip, bu tür kitaplardan istifade ediyoruz. Eğer isterseniz, sizi de davet edebiliriz. Yine hiç itiraz etmedim, kabul ettim. Paramı aldım, bankadan çıktım. SANKİ HAYAT BENİM İÇİN ÇOK FARKLI BİR ANLAM TAŞIMAYA BAŞLAMIŞTI...

Kendini Arayan Adam kitabını okudum. Beni çok etkiledi. Aradığım bir çok olguyu buldum. Banka memuresinin bahsettiği sohbetlere gittim. Allah kabul etsin, namaza başladım, kazalarımı da kılmaya devam ediyorum. Artık okula tesettürlü gidip geliyordum.


Aradığımız huzur denen şeyin ne kadar yakınımızda olduğunu bilmeden, karanlık, tatsız ve elemli olarak geçen yıllarıma çok acıdım. Ama içimi ve hayatımı güzelleştiren, ruhumu aydınlatan mutluluğu ve huzuru çevreme bir türlü anlatamadım. Dünyayı nefsin zevklerinde ibaret sayan arkadaş gurubum beni alaya aldılar. Hocalar bizi gerici ilan ettiler. Halbuki değişen bir şey yoktu. Yine bölümümün en çalışkan öğrencisiydim. Başımı örttüğüm için bilgilerim ve kapasitem sıfırlanmadı. Tam tersine, hayatı daha disiplinli, daha anlamlı, daha tertipli ve daha düzenli yaşamaya başlamıştım. Geçen yıllarda derece alınca beni göklere çıkaran hocalarımız, örtülüyüm diye bana takdir belgesini törenle değil, postayla verdiler. Halbuki bir bilim adamına göre insanın kafasının dışı değil, içi önemli olmalıydı.

Annem-babam, benim okuldan atılmam ve ekmeğimi kaybetmem endişesiyle örtünmeme karşı çıktılar. Bir taraftan Allahın emri olan kulluk, bir taraftan okulun baskıları, diğer taraftan da anne ve babamın başını aç istekleri...

Tam bir yıl mücadele ettim. Geceleri ağlayarak sabahladım... Hayata boş vermiş insanlar baş tacı ediliyor, Allaha kulluk yapanlar böylesi dayanılmaz baskılara maruz bırakılıyor. Allahım bu ne ağır bir imtihan! Herhalde ahirzaman imtihanı da ağır oluyor.

Sonunda h,ç acımadan ve kıymadan beni okuldan attılar. Allaha şükür kulluğumdan hiçbir taviz vermedim. Okuldan ayrılırken, başları açık bir çok arkadaşım bana sarılarak ağladılar. Vedalaştım, okuluma hazince baktım. İnşallah, bir gün başı kapalı olanlar da, başı açık olanlar kadar sıkıntısız bir öğretime kavuşur diye dualar ettim.

Annem ve babam çok üzüldüler. Doktor olmama tam bir yıl kalmıştı. Felaketler bununla da bitmedi. Altı ay içerisinde babam ve annem rahmetli oldu. Ben çok fena olmuştum. Yeniden dünya başıma yıkılmıştı. Bir gecekondu evinde, iki kardeşimle baş başa kaldım. İşte o zaman gerçek dostlar yardımımıza koştular.

En büyük tesellim, mânevi kuvvetim ve dayanağım, Risale-i Nur eserleri oldu. İnsanın mahiyetini, dünyanın fâniliğini ve âhiretin kavuşma yeri olduğunu aklî ve mantıkî delillerle okuyup, teselli buluyordum.

Allah bir kapıyı kapatırsa, bir diğer kapıyı açarmış. Benim için de öyle oldu. Benimle aynı okulu paylaşan bir doktor ile evlendim. Mutluyum. Cenab-ı Hak cümlemize âhiret mutluluğu versin.
 

@Cihan**

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
26 Ağu 2005
Mesajlar
3,994
Aldığı Beğeniler
9
Konum
Sinop&Egypt
Takım
Beşiktaş
ALLAH razi olsun kardesim ...

ellerine saglik ..cok guzel bir hayat hikayesi ..
kendini arayan adam kitabi cogu kisinin hayatini degistirdi
bundan eminim ..

cunku harika bir kitab oldugunu biliyorum ...

herkesede tafsiye ederim ..

rabbim bizleri dogru yoldan ayirmasin ..Amin..
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
İnsan, ipi boğazına sarılıp, istediği yerde otlamak için, başıboş bırakılmamıştır. Belki bütün amellerinin sûretleri alınıp, yazılır ve bütün fiillerinin neticeleri, muhasebe için zaptedilir. (Bediüzzaman Said Nursî)


bende okudum,çok güzeldi...ALLAH halit ertuğrul hocadan ve sizlerden binlerce kez razı olsun,ve başı boş yaratılmadığımız idrak edip,hayatını MEVLA sının istediği şekilde yaşayan muminlerden etsin cümlemizi.
 
Üst Alt