Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

(Kun Fe Yekun)

Liva-ül Hamd
 
Üyelik Tarihi
30 Eyl 2010
Mesajlar
1,233
Aldığı Beğeniler
22
Konum
İstanbul-Malatya
sen Rabbi'nin hükmüne sabret,balık sahibi gibi olma.Hani o,sıkıntıdan yutkunarak ağlamıştı...


"Su Üstüne Yazı Yazmak " / Muhyiddin Şekûr
 

ervah

Başyücelik
 
Üyelik Tarihi
14 Eyl 2010
Mesajlar
515
Aldığı Beğeniler
3
Takım
Fenerbahçe
**Hayat duraksadığı yerde ölüm başlıyor demektir. İslam dini, kaç asırdır duraksamakta olduğundan tehlike büyüktür. Bu tehlikeyi önliyecek olan, asırlarca İslam'ınn ruh ve adalet mefkûresini her kavimden daha samimiyet ve daha büyük bir kuvvetle yaşatmış olan Tütk milletinin ve Anadolu'da hiçbir zaman ölmeyen İslam ruhunun, bu memleketin şuurlu çocuklar elinde İslam'ın ruh ve ahlâkını, bir fikir ve felsefe hareketinin temelleri üzerinde tekrar canlandırmaya çalışmaları onu kalp ve düşünce mevzuu yapıncaya kadar bu yolda cihad açmaları olacaktır.


**Bir taraf ruhtan habersiz, öbür taraf aydınlığa düşman.


**Ömürleri; aklın "nizam"ına bürünmedikçe, hürriyet dâvaları "mesuliyet" mefkûresi haline gelmedikçe bu insanlara kurtuluşun imkânı yoktur!


**İnsan denen varlığımızın bu vatanla, bu cemiyetle ilgisi nedir? Neden böyle sefil bir hayatın mahkûmlarıyız? Sefaletimizin asıl sebebi ne olsa gerek? Bu insanlara ve bu toprağa ne verebiliyoruz?


**Din ile fikir ve kültür birbirlerine sırt çevirmiştir.

**Uzun uzun ve derin düşünmenin böyle bir şehirde, yolsuz bir beldede mümkün olmayacağını anladım. Zira bitkindim, bedbaht ve harap olmuştum. Ömürlerinin yarısı mânâsız kalırdılar, dedikodu ile geçen kadınlarımızın düşünmeye vakitleri var mı? Onlar rönesansımızı yapsalar bari!

**Hiçbir çarem, hiçbir kuvvetim, hiçbir silâhım kalmamıştı. Nereye gideceğimi bilmeksizin kendimi sokağa attım. Arabaların sanki hiç yol bırakmayarak şehri tıka basa dolduran bu evlerde nasıl dinlenirler, nasıl düşünürler, nasıl yaşarlar? Bu evlerde hiç kafaları çalışan yok mudur? diye sayıklıyor, bir yandan da:

"Yol evden belâlı, ev yoldan beter!"

mısra-ı bercestesini mırıldanıyorum. Ne kadar mırıldandım bilmiyorum..."



Amerika Mektupları

Nurettin Topcu

*Değerli bir eser, fikir namına güzel bir yapıt. Tavsiye ederiz efendim. Düşünen kafalara ekmek olabilecek cinsten, yani düşünen kafalara..
 

ervah

Başyücelik
 
Üyelik Tarihi
14 Eyl 2010
Mesajlar
515
Aldığı Beğeniler
3
Takım
Fenerbahçe
Kitaplar

Kalbi vardır kitapların, onları bir kerhane sermayesi gibi haşin parmaklarınla mıncıkladın mı senin oldular sanıyorsun. Gaflet. Senin olan sadece on dakikalık tenleri. Konuşmaz seninle kitap, o bir basamak değildir, sırtına basıp ikbale tırmanamazsın. Tırmanmaya tırmanırsın ama, Kapitol’den Tarpea’ya fırlatılmak için.

Kahrını çekeceksin kitabın, hizmetinde bulunacaksın. Senelerce, senelerce hiçbir şey beklemeden diz çöküp emirlerini dinleyeceksin. Adam vardır, Aristo’yu Atina kerhanelerinin adresini sormak için, köşebaşında bekler. Adam vardır, kenef süpürtür Venüs’e. Ve kitabı, ağzına ruhla dolu kutsal bir emanet olarak değil, maddî refahına hizmet edecek bir hüddam olarak görür.


Kleopatra’nın Burnu

Anlayacak mı? Kim, neyi? Sen kendin anlıyor musun? Aç uzviyetin sesini yükseltmek istedikçe gırtladığına sarıldın. Kalbinin konuşacak hali var mı?

Kopmaktan korkuyuorsun; yapıştığı kayadan sökülmek istemeyen midyenin korkusu, mahallesinden uzaklaşınca kuyruğunu bacakları arasına alan köpeğin korkusu… Ama yaşamak kopmak demek, doğum da bir kopuş, bir parçalanış.. Sanatı da, tarihi de yürüyenler halketti…

Gurbete çıkan adam… Gurbet bazen odası insanın, bazen vücudu, bazen… Nereye? Kendini ırmağın sularına bırakan kayık hangi okyanusa açılacağını bilir mi? Kayığı suya salan kendi iradesi mi zaten? Oyun yazılmış. İte kaka çıkarıldığımız sahnede görülmeyen bir suflörün fısıldadığı kelimeleri tekrarlamaya, manalandırmaya çalışıyoruz. Vazife ahlâkı! Senin, kendine karşı hiç vazifen yok mu? Bhagavad doğru söylüyor belki. Belki hizmet-i vücudumuz, ezelden beri devam eden oyunda bizden bekleneni, kızmadan, sevinmeden yapıp göçmek. Ama bizden beklenen ne?

Değer levhasının her gün yazılıp bozulduğu bir çağda hareketlerimizi yöneltecek kıstas nerede? Aile? Aile var mı? Nasıl aile? Tesadüfen bir araya gelmiş insanlar topluluğu, bir tren kompartımanında karşılaşmışlar.

Emerson, fikir adamı kendini egoizmle zırhlamalı, diyor. Evet, cemiyet bir sümüklüböcek gibi ezer seni, zırhlı değilsen. Annen ezer, kardeşin ezer, çocuğun ezer. Neden başkalarından farklısın? Hem farklı, hem zayıf. İki büyük cinayet… Peki Emerson, bize “fikir adamı” hilatı giydirecek hangi makam? Raskolnikof faciası, alnını, bir şeyler var içinde diye yumruklayan bir hayalpereste soğuk terler döktürecek kadar korkunç… Elbette yaşamak öldürmek demek, her adımımızda birtakım canlara kıyıyoruz.. Ölmek ve öldürmek…

Bir öfkenin, bir acının kızgın demiri kalbimize dokunmadıkça ses gelmiyor oradan. Halbuki bizden ebediyete kalacak;bu çığlık. Sevinç çığlığı, azap çığlığı, merhamet çığlığı…

Zavallı midye! Seni kayandan söken iraden mi sanıyorsun? İsyan vahim, tevekkül güç… Ama isyansız tarih olmaz, bütün dinler, bütün efsaneler bunu haykırıyor. İblis’in isyanı, Promete’nin isyanı… Neden tevekkül güç? Ve Allah insanı yarattıktan sonra istirahate çekildi, insana yükledi vazifelerini, hilkatin son şaheseri insana. Yaratmak, daima bütünün parçalanması. Tanrı kainatla sınırlandırdı kendini ve her varlıkta bir kere parçalandı. İnsan da öyle.

Nietzsche haklı; Kanla yazılan yazılar yaşıyor. Ne kanı? Çocuk kan içinde doğuyor, milletlerin beşiği kan, Kapitol’un harcında kan. Kalbin kaynayacak ki yaratabilesin. Ne Luther bir kavga adamı idi, ne Gandi… Meçhul bir dalga umulmadık kıyılara sürüklüyor kayığımızı…

Sen istiyorsun ki, kucağında yaşadığın dünya hep aynı kalsın, havan aynı, suyun aynı, dekorun aynı… Bu mümkün mü? Mümkün değil, çünkü hayatın kanunu değişmek. Zaten zindanında yeni pencereler açılmazsa boğulmaz mısın? Beni bulmamış olsaydın aramazdın diyor Tanrı. Kendini erkeğe teslim eden bir bakirenin korkusu; meçhul karşısında duyulan ürperti. Ama her meselenin muayyen hal yollar var. Ve sfenks sorularını yanıtsız bırakanları parçalar.


Jurnal / Cemil Meriç
Sf: 67.68.69
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
Vurana vurursunuz.Vuramazsan kaçarsınız.Kaçamazsan eğer yersin dayağı.
Fakat vurana vurmak imkanınız varken vurmuyor,üstelik kaçıp gitmiyor,üstelik de başınızı eğip darbeleri sinenize çekiyorsanız,size ne demeli?!
Körpe fidanı topraktan yolmak istediler,ama gelmedi.
Eğmek istediler eğilmedi.Keçiyi boynuzundan tutup sürüklemek istediler,ayak diredi.Atı ürkütmek istediler,çifte attı.Köpeğin önünden kemiğini almak istediler,saldırıp daladı.Nehrin yolundan çevirmek istediler,yoluna devam etti.
Ama sen!
Sana vursalar,vururdun.
Eğseler,eğrilmezdin.
Sürseler,sürülmezdin.
Soysalar,soyulmazdın.
Çevirseler,çevrilmezdin.
Öyleydin ki assalar,ölmezdin.
Ve sen!
Bir getirene on verirdin.Komşu hakkı gözetirdin.Konu hak gözetmekse eğer imanlı imansız ayırmazdın.Evini rahatını döşeğini bırakır,çamlı dağları aşar,kızgın çölleri aşar,yaptığın işler güttüğün davalarla insan takatini aşardın.
İddia ediyorlar ki Arap harfleri zormuş,kimse öğrenemez okuyamazmış,latin harfleri okuyup yazmayı yaygınlaştırmış,insanların bilgi düzeyini yükseltmiş...
Etrafıma bakıyorum.İddiaların hep aksini görüyorum.Okuma yazma bilenlerin sayısı şu elli yılda yüz kişidir elli kişiye bile çıkarılamamış,üstelik okuyup yazanların hali pek acıklı.
İçlerinde okuldaki mecburi kitapların dışında kendi iradesi ile kitap alıp okuyan parmakla sayılacak kadar az.
Oysa benim dedem mesela basit bir marangozdu,iki zahire sandığı dolusu kitabı vardı,ağır ağır kitaplar,tefsirler,Gazaliler,Camiler,Mevlanalar...
Ne mi oldu bunlar?
Okuma yazmaya bilmeyenlere miras kaldı?
Okuyabilenlerde de okumadı.Zira toprağa gömdüler.Devletin memurları baskın yapar,yakalar,vay bu harfleri mi okutur,okursunuz diye hapse atarlar diye toprağa sakladılar.Nasıl olmuşsa bilmiyorum,vurmuşlar bize,biz vurmamışız,bu anlattığımız küçücük bir misaldi.
Kaçabilir miydik bilmiyorum,kaçmamışız,gömmüş toprağa kitapları.
Acaba vurmak bitti mi?
Acaba vurdular vurdular bitti mi?
Yoksa hâlâ vurmakta mıdırlar?

Televizyon bir şamardır.Hem de kendi hanemizde kendi elimizle suratımıza inen büyük bir şamar.
Bize neler yasak,şunlar bunlar.İşte bu yasakları,bu haramları televizyonun bizim hanemizin içine kadar getirir her çeşidini,bağrını,umumhanesini,meyhanesini ve biz oturur muslumanlığımızla,karımız kızımızla onu seyrediriz.
Ve sonra deriz ki,
Nasıl oluyor da mukaddesâtımız elden giderken,bize vururlarken ses etmez,vurana vurmayız.
Düşünün bakalım televizyon karşısında muhallebi gibi gevşemiş bir Muslumanda değil cihat etmek,acaba kalkıp bir farzı ifâ edecek kuvvet ve istek kalmış mıdır?

Cahit Zarifoğlu
Bir Değirmendir Bu Dünya
Sf:15.16
 

Sebep

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eyl 2005
Mesajlar
2,935
Aldığı Beğeniler
3,661
Takım
Galatasaray
“…Bir buzul parçasının üzerinde eriyip gidiyorum. Buzul eridikçe ben de ufalıyorum, tepemde gözleri yaşlı güvercinler uçuşuyor, başım, kollarım, bacaklarım gitgide kopuyor gövdemden. Dizkapaklarımdan asılmışım. Okyanusların dibine bile erişemeyecek kadar lanetliyim. Martılar çığlık çığlığa. Bazen bu arkası gelmeyen çabalardan vazgeçip buzul henüz iyice erimemişken suya atlayıvermek istiyorum, bazen de ısrarla buzulun üzerinde kalıp annem ve babamla yeniden ilişki kurmaya çabalıyorum. Tepede martılar uçuşuyor, hızla eriyorum…”

Leyla İpekçi - Maya
 

*Hayat*

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
19 Tem 2010
Mesajlar
3,033
Aldığı Beğeniler
4,059
Konum
İstanbul

Yol vardır çıkmaza bağlar yolcusunu... Yol vardır dönülmez
ufuklara kıvrılır,avlar insanı... Ah uçurum kenarlarına
işaret taşları konulmayan yollar..

Gün,batı yakasına kaydı,kızıl bir alev gibi tutuştu
güneş gökyüzünde.Sonra umutsuzluk rengine büründü gökler...
Duman rengine büründü birden,umudun rengisoldu gönüllerde...
 

Sebep

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eyl 2005
Mesajlar
2,935
Aldığı Beğeniler
3,661
Takım
Galatasaray
tumblr_lojo204xZs1qaav9zo1_500.jpg
 

uhibbu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eki 2007
Mesajlar
18,383
Aldığı Beğeniler
39,774
Konum
istanbul
Takım
Galatasaray
Âdem de güçlü ve güzeldi.

Yapılı AMA narindi.
Zarif fakat heybetliydi.
İnce AMA derindi.

Toprağı dünyadan, suyu cennettendi.
Bu yüzden gölgesi vardı.
Farklıydı yani.

Cennet sakinlerine göre bambaşka güzellikle güzeldi.
Demem o ki, cennetin cem’i cümlesi

ondan daha güzelinin olmayacağından neredeyse emindi.
Tâ ki Havva yaratılıncaya kadar…

Nazan Bekiroğlu / Lâ ~ لا
 

*Hayat*

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
19 Tem 2010
Mesajlar
3,033
Aldığı Beğeniler
4,059
Konum
İstanbul
İkisi de bir..
Yalnızca bir.Evet, tabi ki.Tabi ki yalnızca bir şişe var.
Hayır,bu doğru değil.Gözlerim iki şişe görüyor.
Ama belki,belkide çift görüyorum,belki hala sadece bir şişe olma şansı var?

Ne yazık ki hayır,o kadar sarhoş değilim,çift görüyor olamam.
Gerçekten de iki şişe olmalı.

Tamam,peki,iki şişe var.Ama neden iki tane?Neden iki?

Aman Tanrım,tıpatıp aynı görünüyorlar.Boyları,şekilleri,renkleri tamamen aynı,hatta kahrolası üretim tarihleri bile aynı!
Evet onlar...onlar ikiz şişeler!

Ama nasıl olur?Nasıl bir şişe bir anda iki oluverir?Nasıl?
Ve neden?
Haksızlık bu.
syf.13

"Görmek için sadece gözlerimi kullansaydım,kaybolurdum karanlık dünyanızda."
syf.50

"...Ben eğitimim değilim çünkü zekam değilim,ilişkilerim değilim,işim değilim..Bunların toplamıda değilim."

"Kim olduğunu biliyor musun peki?"

"Ben sadece...Ben sadece benim"
syf.67
Kayıp gül//Serdar Özkan​
 

*Hayat*

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
19 Tem 2010
Mesajlar
3,033
Aldığı Beğeniler
4,059
Konum
İstanbul
"Hayır!O İsa efendimizi seviyor,'O benim de peygamberim!'
diyor...Anlamadığı,kabul etmediği tek şey,İsa efendimizin Gökteki Babamızın oğlu olduğu!.."
sf.41

"Bizde bir söz vardır Harula'm,sen de bilirsin,'Dervişin fikri neyse,zikri de odur'diye..Bunu aslına tersine de söylemek mümkündür,hatta bana kalırsa daha da doğrudur,'Dervişin zikri neyse,fikri de odur!'"
sf.51

"Rabia?"

"Rabia?"

Son bir gayretle bir kere daha karanlığın içine doğru seslendi:
"Rabia! Orada mısın?"
sf.76
aşk düşünce yollara...Hikaye-i Bilal
Münib Engin Noyan
 
Üst Alt