Benden uzak şehirlerin birinde bulutların arkasından bir güneş batıyor benden habersiz. Bir aşk ağlıyor, bir umut gidiyor, bir çiçek soluyor sensiz. Bir beden durmadan acı çekiyor... gözbebekleri zorlanıyor ağlamamak için ve biri inadına yanlızlığı yaşıyor durmadan.
Senden uzaktayım bu gün. sensizim ve kimliksiz. Eski günlere dönmüş yaşa sanki. sen hep giderdin ve ben yanlız kalırdım durmadan. ağlardım geceler boyu. yolunu bilmeyen, rotasını kaybetmiş bir gemi gibi salınıp dururdum cansız bir beden gibi. senin geleceğin günü beklerdim ve takvim yapraklarının hepsini bir anda yırtıp geleceğin güne hetirmek isterdim. sen gelmezdin yinede.öyle uzun sürerdi ki gidişlerin, ben durmadan acı çekerdim.
Ve geleceğin gün, bir gün gelirdi. kuşlar erkenden uyanırdı o gün her nedense. erken başlardı güne tüm simitçiler ve seni bekliyormuşçasına uyumayan fahişeler güne gülerek başlardı. ben, ben küçük bir çocuk gibi sevinirdim. yüzünü görmek, elini sıkmak ve senin gözlerinde yaşamı anlamak yeterdi bana. acılarım hafiflerdi aniden, sensizliğinde ağlayan gözlerim hüzün dolu geceleri halen atamamış olsa da gülümserdi. seni ne kadar çok sevdiğimi yeniden anlardım ve her dakika yeniden seni ilk coşkuların heyecanıyla sevmeye başlardım.
sensizliğini sana anlatmakta korkardım, gecelerce ağladığımdan, durmadan özlediğimden ve sensiz hiçleştiğimden. korkardım ayrılıkların acımasızlığından. sen şarkılar söylerdin bana. bir ben, bir sen, bir de bu şehir tek başına kalırken sesin duyulurdu. yenilmişliklerin şarkılarını beraberce söylerdik.ayrılıklardan uzak ve bir daha gitmeyeceğine dair. vücudum ürperirdi aniden. gerçekten geldiğini belkide ilk kez orada anlardım...sensiz sokaklarında kol kola gezdiğim şehri herşeyim olan senle gezerdim. sensizliğinde hiçleşen ben yeniden anlam kazanırdım. düşlerim, gülüşlerim, kuşlarım ve fahişeler anlam kazanırdı seninle beraber.
gün olur giderdin... durmadan giderdin. her ne kadar istemesende güç vardı seni götüren. ve sen durmadan giderdin. takvim yaprakları, ben, şehir, aşklar, kuşlar, fahişeler ve yanlızlık yanlız kalırdık bir başımıza. seni sensiz yaşamaya tekrar başlardık ve tekrar ağlardık gidişlerinde, tekrar küfür ederdik seni uzaklaştıran arabanın tekerlerine. gidişlerin ağlatırdı bizi ve biz durmadan lanetlenirdik.
Bu günde yoksun işte. her ne kadar ağlamamaya çalışsam da ağlıyorum şimdi. dönüşünü bekliyorum durmadan. beni bensiz bırakman acıtıyor beni, kimsesiz bir çocuk gibi korkuyorum hayattan. şehrin karlı sokaklarını adımladım bugün sensiz ve yanlızlıkla beraber yine yanlızdım bu gün bensiz. seni beklesem de sensiz, acele gelmeni istiyorum yinede herkesten habersiz. çok ağlatmadan dön gel ne olursun...
Senden uzaktayım bu gün. sensizim ve kimliksiz. Eski günlere dönmüş yaşa sanki. sen hep giderdin ve ben yanlız kalırdım durmadan. ağlardım geceler boyu. yolunu bilmeyen, rotasını kaybetmiş bir gemi gibi salınıp dururdum cansız bir beden gibi. senin geleceğin günü beklerdim ve takvim yapraklarının hepsini bir anda yırtıp geleceğin güne hetirmek isterdim. sen gelmezdin yinede.öyle uzun sürerdi ki gidişlerin, ben durmadan acı çekerdim.
Ve geleceğin gün, bir gün gelirdi. kuşlar erkenden uyanırdı o gün her nedense. erken başlardı güne tüm simitçiler ve seni bekliyormuşçasına uyumayan fahişeler güne gülerek başlardı. ben, ben küçük bir çocuk gibi sevinirdim. yüzünü görmek, elini sıkmak ve senin gözlerinde yaşamı anlamak yeterdi bana. acılarım hafiflerdi aniden, sensizliğinde ağlayan gözlerim hüzün dolu geceleri halen atamamış olsa da gülümserdi. seni ne kadar çok sevdiğimi yeniden anlardım ve her dakika yeniden seni ilk coşkuların heyecanıyla sevmeye başlardım.
sensizliğini sana anlatmakta korkardım, gecelerce ağladığımdan, durmadan özlediğimden ve sensiz hiçleştiğimden. korkardım ayrılıkların acımasızlığından. sen şarkılar söylerdin bana. bir ben, bir sen, bir de bu şehir tek başına kalırken sesin duyulurdu. yenilmişliklerin şarkılarını beraberce söylerdik.ayrılıklardan uzak ve bir daha gitmeyeceğine dair. vücudum ürperirdi aniden. gerçekten geldiğini belkide ilk kez orada anlardım...sensiz sokaklarında kol kola gezdiğim şehri herşeyim olan senle gezerdim. sensizliğinde hiçleşen ben yeniden anlam kazanırdım. düşlerim, gülüşlerim, kuşlarım ve fahişeler anlam kazanırdı seninle beraber.
gün olur giderdin... durmadan giderdin. her ne kadar istemesende güç vardı seni götüren. ve sen durmadan giderdin. takvim yaprakları, ben, şehir, aşklar, kuşlar, fahişeler ve yanlızlık yanlız kalırdık bir başımıza. seni sensiz yaşamaya tekrar başlardık ve tekrar ağlardık gidişlerinde, tekrar küfür ederdik seni uzaklaştıran arabanın tekerlerine. gidişlerin ağlatırdı bizi ve biz durmadan lanetlenirdik.
Bu günde yoksun işte. her ne kadar ağlamamaya çalışsam da ağlıyorum şimdi. dönüşünü bekliyorum durmadan. beni bensiz bırakman acıtıyor beni, kimsesiz bir çocuk gibi korkuyorum hayattan. şehrin karlı sokaklarını adımladım bugün sensiz ve yanlızlıkla beraber yine yanlızdım bu gün bensiz. seni beklesem de sensiz, acele gelmeni istiyorum yinede herkesten habersiz. çok ağlatmadan dön gel ne olursun...