“Kalbe gelen bir düşüncenin hayır mı şer mi olduğunu ayırt edebilmek için din âlimleri onun şu dört ölçüden biriyle tartılması gerektiğini söylüyorlar: Birinci ölçü dinin kurallarıdır.
Kalbe doğan üşünceleri din terazisiyle tartarız; uygunsa hayırdır, uygun değil veya şüphe ediyorsak şerdir.
Şayet bundan bir sonuç alamazsak ikinci ölçüy...e başvururuz. Bu da o düşünceyi, salih mümin olduğuna inandığımızişilerin amelleriyle karşılaştırmaktır. Eğer onların güzel ahlâkına uyuyorsa hayırdır; uymuyorsa şerdir. Bundan da bir sonuç alamazsak üçüncü ölçüye başvururuz. Bu da nefistir. Nefsine bakarsın, eğer nefis
çekindiği, korktuğu için değil de, tabii olarak ondan tiksiniyorsa o hayırdır; nefret duymuyorsa o şerdir. Dördüncü ölçü de nefsin meylidir. Eğer nefis, o fikre karşı tabii bir meyil duyuyor ve onu yapmayı
arzuluyorsa, o şerdir. Çünkü nefis, hayra tâbi olarak bir şeye meyletmez... Kalbine doğan düşünceler eğer Allah’ın adının anılmasıyla zayıflıyorsa şeytandandır. Çünkü şeytan, Allah’ın zikrine karşı
dayanamaz.”