Kelimelerim olsaydın.. Yüklemle yakınlaşıp vurguya müsait olanlardan.. Her okuyuşta ayrı bir tondan dile gelen.. RÜYA nın en öksüz kalan kısmında boğazda biriken kurulukla birlikte, aksine hiç uyanmadan, şevkatli bir el misali uzansaydın kahverengi saçlara..
Yüzün her zamankinden daha mavi. Sesin her zamankinden daha sonsuz. Yıldız kaymayan bir gecede küçük yıldızın son baladını okusaydın mesela..
Eksik kalsaydım .. Eksikliğim olsaydın.. olmayan ellerimin çizgileri avucundaki çizgilerle buluşsaydı.. En olmadık zamanlarda..
FİKRİN FİKRİM olsaydı
Avuçlarıma düşen sayısını bilmediğim kadar SU DAMLAsı vardı.. Her düşen damla avucumda olmayan o çizgiden akar ve bulurdu yolunu..
Çocuklar birer su damlası gibi ilk düştükleri avucu unutmazlar.. Ve ben sorgulamam damlanın nerden düştüğünü ! ! Lakin , avucuma düşen İKİ su damlası senden olsaydı.. Yüzünü yüzünden alan o iki mavi göz , gecenin bi yarısı anneanneye gitmek istemeyen o inatçı ses, avuçlarımla buluşsaydı.
Ayrılık insanın içini dökmekten vazgeçmesiymiş..
İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözyaşlarını birer damla düş kırıklığıyla toplamasıymış.. Ne yollara dökülen gözyaşlarının hesabını yaptım.. Ne hayal kırıklarımın haddini, hesabını.. Hesapları şaşırıp eksiye düştüğüm anlarda ya da birden fazla çözümü olan bir problemin ortasında iki kere ikinin dört etmesi kadar net bir açıklamayla belirseydin karşımda.. Dörtten iki çıkmıyorsa eğer ikiden dördü çıkarmanın hesabını yapsaydık ilkokul çocuğu muzurluğuyla.. Ya da sürekli suyla dolan havuzun boşalan kısmını gördüğümüz anda, ani bir hamleyle, yaşadıklarımızla kapasaydık
Su da sen olsaydın.
Yaşadıklarımda.
Uzun gece sohbetlerinde tükenmeyen sesinle şiirler okurdun. Sesinle buluştuğum andan itibaren aynı mısrayı tekrarlardım içimden.
Sesinde ne var biliyor musun?
Söyleyemediğim sözcükler var!
Küçücük şeyler belki, ama
Günün bu saatinde anıt gibi dururlar
(Cemal Süreya)
Sesinle buluştuğum andan itibaren, okuduğun şiirin her hecesinde senin harflerin için bir hece de ben ekleseydim
HECEN DE BEN OLSAYDIM ŞİİRİN DE SESİN DE!
Aşkı tüm yaşanmışlıklara inat, şimdiye kadar yaşanmamış bir sadelikle yaşasaydım sende Efsane yazılmasaydı adıma Çöllere atmasaydım kendimi Sade, sadece başımı yastığına koyduğum anda Leyla da sen olsaydın, Mecnun da
Çölüm de sen olsaydın Efsanem de
İçimden şu zalim şüpheyi kaldır,
Ya sen gel! Ya beni oraya aldır
(İsmet Özel)
Havasız, nefessiz kaldığım gecelerde ya da o gecenin sabahında pijamalarımı çıkartır gibi çıkartamıyordum aklıma bıraktığın şüpheyi. Senden bana emanet kalan şüpheyi.
Her geçen gün biraz daha yoran, biraz daha kıran, o şüpheyi. Beni terketti demekten daha da ağır, daha da derin, ACABA TEKRAR DÖNECEK Mİ? şüphesi
Bi belki yi yaşamak Cümleleri aynı ama ile bağlamak Ama söyleyecek bir sözüm vardı diyebilmek
Tüm belkilerimin sebebi sen olsaydın
Hayatımın en umulmadık anında belirip, öylece kalakalmış, çaresiz iki cümleyi bir ama ile bağlayan da sen olsaydın
Şimdi anlıyor musun gidişinin neden ayrılık olmadığını
Kar yağdırmadığını yaz ortasında,
Bir YAPRAĞIN düşmesi kadar değer taşıdığını
Çünkü insanın İÇİNİ DÖKMEKten vazgeçmesiydi ayrılık
Çünkü ne yaşarsa yaşasın, nasıl yaşarsa yaşasın,
İÇİME SİNMİYOR diyebilmesiydi
Ne mi yapacağım bundan sonra,
Sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce
Fotoğraflarını güneşe koyacağım,
Bir an önce sararsınlar diye
Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu,
Bir gül ağacının dibine dökeceğim
Falcı kadınlara inanmayacağım,
Trafik polislerine adres sormayacağım
(Şükrü Erbaş)
OLSAYDI kelimesini hafızamdan silip LAKİN OLMADI diye başlayacağım bundan sonraki cümlelerime
Sade Sadece
Senin korkularını, benim inceliğimi alıp
Bıraktığın BOŞLUĞU yonta yonta
Binlerce heykelini yapacağım
Aslına benzemeyen!
Küçücük heykelcikler!...
alıntı
Yüzün her zamankinden daha mavi. Sesin her zamankinden daha sonsuz. Yıldız kaymayan bir gecede küçük yıldızın son baladını okusaydın mesela..
Eksik kalsaydım .. Eksikliğim olsaydın.. olmayan ellerimin çizgileri avucundaki çizgilerle buluşsaydı.. En olmadık zamanlarda..
FİKRİN FİKRİM olsaydı
Avuçlarıma düşen sayısını bilmediğim kadar SU DAMLAsı vardı.. Her düşen damla avucumda olmayan o çizgiden akar ve bulurdu yolunu..
Çocuklar birer su damlası gibi ilk düştükleri avucu unutmazlar.. Ve ben sorgulamam damlanın nerden düştüğünü ! ! Lakin , avucuma düşen İKİ su damlası senden olsaydı.. Yüzünü yüzünden alan o iki mavi göz , gecenin bi yarısı anneanneye gitmek istemeyen o inatçı ses, avuçlarımla buluşsaydı.
Ayrılık insanın içini dökmekten vazgeçmesiymiş..
İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözyaşlarını birer damla düş kırıklığıyla toplamasıymış.. Ne yollara dökülen gözyaşlarının hesabını yaptım.. Ne hayal kırıklarımın haddini, hesabını.. Hesapları şaşırıp eksiye düştüğüm anlarda ya da birden fazla çözümü olan bir problemin ortasında iki kere ikinin dört etmesi kadar net bir açıklamayla belirseydin karşımda.. Dörtten iki çıkmıyorsa eğer ikiden dördü çıkarmanın hesabını yapsaydık ilkokul çocuğu muzurluğuyla.. Ya da sürekli suyla dolan havuzun boşalan kısmını gördüğümüz anda, ani bir hamleyle, yaşadıklarımızla kapasaydık
Su da sen olsaydın.
Yaşadıklarımda.
Uzun gece sohbetlerinde tükenmeyen sesinle şiirler okurdun. Sesinle buluştuğum andan itibaren aynı mısrayı tekrarlardım içimden.
Sesinde ne var biliyor musun?
Söyleyemediğim sözcükler var!
Küçücük şeyler belki, ama
Günün bu saatinde anıt gibi dururlar
(Cemal Süreya)
Sesinle buluştuğum andan itibaren, okuduğun şiirin her hecesinde senin harflerin için bir hece de ben ekleseydim
HECEN DE BEN OLSAYDIM ŞİİRİN DE SESİN DE!
Aşkı tüm yaşanmışlıklara inat, şimdiye kadar yaşanmamış bir sadelikle yaşasaydım sende Efsane yazılmasaydı adıma Çöllere atmasaydım kendimi Sade, sadece başımı yastığına koyduğum anda Leyla da sen olsaydın, Mecnun da
Çölüm de sen olsaydın Efsanem de
İçimden şu zalim şüpheyi kaldır,
Ya sen gel! Ya beni oraya aldır
(İsmet Özel)
Havasız, nefessiz kaldığım gecelerde ya da o gecenin sabahında pijamalarımı çıkartır gibi çıkartamıyordum aklıma bıraktığın şüpheyi. Senden bana emanet kalan şüpheyi.
Her geçen gün biraz daha yoran, biraz daha kıran, o şüpheyi. Beni terketti demekten daha da ağır, daha da derin, ACABA TEKRAR DÖNECEK Mİ? şüphesi
Bi belki yi yaşamak Cümleleri aynı ama ile bağlamak Ama söyleyecek bir sözüm vardı diyebilmek
Tüm belkilerimin sebebi sen olsaydın
Hayatımın en umulmadık anında belirip, öylece kalakalmış, çaresiz iki cümleyi bir ama ile bağlayan da sen olsaydın
Şimdi anlıyor musun gidişinin neden ayrılık olmadığını
Kar yağdırmadığını yaz ortasında,
Bir YAPRAĞIN düşmesi kadar değer taşıdığını
Çünkü insanın İÇİNİ DÖKMEKten vazgeçmesiydi ayrılık
Çünkü ne yaşarsa yaşasın, nasıl yaşarsa yaşasın,
İÇİME SİNMİYOR diyebilmesiydi
Ne mi yapacağım bundan sonra,
Sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce
Fotoğraflarını güneşe koyacağım,
Bir an önce sararsınlar diye
Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu,
Bir gül ağacının dibine dökeceğim
Falcı kadınlara inanmayacağım,
Trafik polislerine adres sormayacağım
(Şükrü Erbaş)
OLSAYDI kelimesini hafızamdan silip LAKİN OLMADI diye başlayacağım bundan sonraki cümlelerime
Sade Sadece
Senin korkularını, benim inceliğimi alıp
Bıraktığın BOŞLUĞU yonta yonta
Binlerce heykelini yapacağım
Aslına benzemeyen!
Küçücük heykelcikler!...
alıntı