Verilsin salam, bitsin artık çilem
Son sözümü söylemeden bağlansın çenem
Zorlamayın, ne olacak ki akşama ersem,
Boğsun beni gözyaşım, zati sabahı göremem.
Unutsun yürüdüğüm yolları ayaklarım
Hayatın tozları dökülsün paçalarımdan
Gurbet türkülerinin en güzel tınısı silinsin dudaklarımdan
Azap top yekûn dağılıp çıksın parçalarımdan
Gidem bir an evvel, sonsuzluğa erem
Çıksın bedenimden ruhum, bitsin bu elem.
Bu kez sorma sırayı ey Azrail, gönüllüyüm hemen
İbrahim olsun babam, kırk kere İsmailim ben
Vur babam kılıcı, VUR! ; sorma neden
Sabrım yok kuyuda Yusuf olmaya
İstemem sultanlık
Hüseyin olayım Kerbelâ’da ya ben öleyim ya
Ölsün insanlık.
Çoktan öldü ruhum, azabını çekmede kötülüklerimin,
Niye kalsın leşim insanlar içinde?
Kapansın gözlerim ki kaldıramaz acısını gördüklerimin,
Kaynasın kirpiklerim birbirine katranlar içinde.
Zaten yakışmadı, yakışmayacak bana anamın yumuşak kucağı.
Bırakın, bırakın alsın alnımdaki ateşi musalla taşı
Damlarsa, sakın kimse silmesin gözümdeki yaşı
Dokunmayın aksın, söndürsün evimde gönülsüz yanan ocağı.
Kurulmasın kazanlar ısınmasın suyum
Soğuk suyla yıkasınlar soğuk bedenimi
Ben buyum, ben sıcak bir yuvanın kâbusuyum
Kimseyi istemem; gelsin, babam sarsın kefenimi.
Çeksin, koparsın gönlümün perdesini en güzel hayallerim,
Dar bir kabir, zifiri ağzıyla tüm ışığımı yutsun.
Toprak çeksin kanımı damarlarımdan, kurusun ellerim
Çok harama dokundum artık yokluğu tutsun.
Dert değil bilinmesin kabrim, olmasın başımda taşım
Silinsin adım kütüklerden, hâk ile yeksan olayım
Kimseyle değil derdim, alınmayın; kendimle savaşım
Yağmurda gül olamadım; bırakın bari
ÇÖLLERDE YOK OLUP GİDEYİM
Yusuf Söylemez
Son sözümü söylemeden bağlansın çenem
Zorlamayın, ne olacak ki akşama ersem,
Boğsun beni gözyaşım, zati sabahı göremem.
Unutsun yürüdüğüm yolları ayaklarım
Hayatın tozları dökülsün paçalarımdan
Gurbet türkülerinin en güzel tınısı silinsin dudaklarımdan
Azap top yekûn dağılıp çıksın parçalarımdan
Gidem bir an evvel, sonsuzluğa erem
Çıksın bedenimden ruhum, bitsin bu elem.
Bu kez sorma sırayı ey Azrail, gönüllüyüm hemen
İbrahim olsun babam, kırk kere İsmailim ben
Vur babam kılıcı, VUR! ; sorma neden
Sabrım yok kuyuda Yusuf olmaya
İstemem sultanlık
Hüseyin olayım Kerbelâ’da ya ben öleyim ya
Ölsün insanlık.
Çoktan öldü ruhum, azabını çekmede kötülüklerimin,
Niye kalsın leşim insanlar içinde?
Kapansın gözlerim ki kaldıramaz acısını gördüklerimin,
Kaynasın kirpiklerim birbirine katranlar içinde.
Zaten yakışmadı, yakışmayacak bana anamın yumuşak kucağı.
Bırakın, bırakın alsın alnımdaki ateşi musalla taşı
Damlarsa, sakın kimse silmesin gözümdeki yaşı
Dokunmayın aksın, söndürsün evimde gönülsüz yanan ocağı.
Kurulmasın kazanlar ısınmasın suyum
Soğuk suyla yıkasınlar soğuk bedenimi
Ben buyum, ben sıcak bir yuvanın kâbusuyum
Kimseyi istemem; gelsin, babam sarsın kefenimi.
Çeksin, koparsın gönlümün perdesini en güzel hayallerim,
Dar bir kabir, zifiri ağzıyla tüm ışığımı yutsun.
Toprak çeksin kanımı damarlarımdan, kurusun ellerim
Çok harama dokundum artık yokluğu tutsun.
Dert değil bilinmesin kabrim, olmasın başımda taşım
Silinsin adım kütüklerden, hâk ile yeksan olayım
Kimseyle değil derdim, alınmayın; kendimle savaşım
Yağmurda gül olamadım; bırakın bari
ÇÖLLERDE YOK OLUP GİDEYİM
Yusuf Söylemez