Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Davam

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
5 Şub 2009
Mesajlar
751
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Dün-ya
Takım
Galatasaray
NÂZIM İKİNCİ
Şahdamar Yayınları, On Dokuzuncu Mektup’u, öteki adıyla Mu’cizât-ı Ahmediye Risalesi’ni tel cilt olarak, şık bir baskıyla okura sundu. Külliyattan bazı kısımların ayrı birer kitap olarak yayımlanmasının iki yönden yararı var: Birincisi, temel kitaplar içinde yer alan metinleri farklı birer eser gibi değerlendirip bambaşka bir gözle okumaya imkan tanıyor.

İkincisi, külliyatın her bir kısmının kendi içinde tutarlı yapısını ve birkaç sayfalık metinlerin bile büyük hakikatleri içerdiğini, vazgeçilmezliklerini okuyucuya anımsatıyor. On Dokuzuncu Mektup da bu haliyle Mektubat’ın içinde yer alan bir parça gibi değil de başlı başına irdelenmesi gereken bir eser gibi ele alınmayı hak ediyor.

Bediüzzaman’ın iki yüz sayfaya yaklaşan bu risaleyi, yanında hadis kaynakları olmadan 12-13 saat gibi kısa bir zamanda yazdırdığını, bizzat katip talebelerinin tanıklılarıyla biliyoruz. Buna karşın On Dokuzuncu Mektup, mantık kurgusu, belagat ve icazetiyle külliyatın akılda en çok kalan bölümlerinden biri. Üstad Bediüzzaman, o doyumsuz ‘risale üslubu’yla en sert inkarcıları bile susturan delillerle Hz. Peygamber’in (sas) mucizelerini aktarıyor. On Dokuzuncu Mektup -elbette- on dokuz ‘işaret’ten oluşuyor. Risalenin sonunda şakk-ı kamer (Ay’ın yarılması) mucizesine dair bir bölüm, “On Dokuzuncu Mektup’un Zeyli” ve Âyet’ül-Kübrâ risalesinin “On Altıncı Mertebesi” yer alıyor. Bu baskıda başarılı bir editoryal çalışmayla geniş bir kaynakçaya, hadisleri aktaranların (râvilerin) kısa biyografilerine ve karma bir dizine yer verilmiş.

Bediüzzaman, üç yüzden fazla mucizeyi aktaran bu risalenin, Hz. Peygamber’in peygamberliği mucizesinin bir kerameti olduğunu söylüyor: Öncelikle, bu risale zor şartlarda, kısa bir zamanda ve kaynaklara başvurulmadan böyle selis bir biçimde telif edildiği için. İkincisi, uzunluğuna karşın bu metni okumak ve yazmak -özellikle o dönemin şartları düşünülünce- usanç vermediği için. Son olarak da, sekiz farklı nur talebesinin yazdığı nüshalarda “Resûl-i Ekrem” ifadesinin, beş nüshada da “Kur’ân” sözcüğü sayfalarda hep aynı yere denk düştüğü için. Özellikle bu son cümleyi, Bediüzzaman’ın da dediği gibi, “zerre miktar insafı olan tesadüfe veremez.”

On Dokuzuncu Mektup’ta, önce Hz. Peygamber’in peygamberliği bir mantık zeminine oturtuluyor. Bediüzzaman, deyiş yerindeyse pek çok risaledeki gibi ‘tümevarım’ yöntemiyle sağlam deliller ortaya koyuyor. Ardından peygamberliğin gerektirdiği mucizelerin mahiyeti akla yaklaştırılıyor. Sonra da geleceğe ilişkin haber veren hadislerin mucizeliğinden başlayarak yüzlerce peygamber mucizesi okurun zihnine kazınıyor. Berekete dair mucizelerinden ağaçların ve çeşitli varlıkların O’nun sözünü dinlemesine kadar pek çok örnek. Risalede bütün bu mucizelerin peygamberlik davasını ispat ve inkarcıları ikna etmek için olduğu, “icbar” (zorlama) için olmadığı gerçeği, On Dokuzuncu Mektup’un ruhunu anlamak bakımından çok önemli: Metni, “Akla kapı açmak, iradeyi elden almamak” sırrını hep akılda tutarak okumak gerekiyor. On Dokuzuncu Mektup, aslında Risale-i Nur’un tümünde uç veren, iman hakikatlerinin birbirinin tamamlayıcısı olduğu, biri olmadan ötekilerin de eksik kalacağı bilgisini en iyi anlatan metinlerden. Bu Mektup’taki, mucizeler iman hakikatlerinden yalnızca biri (kader, melekler, ahiret…) üzerine en küçük bir kuşkunun bile ‘iman kalesi’ni nasıl yıktığını, imanın tutarlı yapısında “biri olmadan ötekiler de tam olmaz” gerçeğini okurun hem zihnine hem kalbine kabul ettiriyor.

Yaşayışı ve ahlakı başlı başına birer mucize olan Resûl-i Ekrem’in (sas), nakledilen kanallar bakımından güvenilirliği üzerine en küçük bir leke bile düşmemiş yüzlerce mucizesini anlatan On Dokuzuncu Mektup, müellifinin peygamber sevgisini de en az içerdiği hakikatler kadar açık biçimde gösteriyor. Risale-i Nur’un şefkatli müellifi hakkında, yazı yazmayı bilen fakat okumayı bilmeyen birtakım ‘klavye erbâbı’, onu tanımaya On Dokuzuncu Mektup’tan başlayabilirler örneğin. Bediüzzaman’ın, bu risaledeki “Altın ve elmas ile yazılsa liyakati var” dediği parça da içinde şefkatli ve aklın görmezden gelemeyeceği bir çağrıyı saklıyor: “Âdeta, O Zât’ın eli, ahbap içinde küçük bir ‘zikirhâne-i sübhâni’dir ki, küçük taşlar bile içinde zikir ve tespih ederler; düşmana karşı küçük bir cephanedir, içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur; yaralılara ve hastalara Cenâb-ı Hakk’ın lütfettiği küçük bir eczanedir, hangi derde temas etse derman olur; celal ile kalktığı vakit, ay’ı parçalayıp ona iki kavisli yay şekli verir, Cemal ile döndüğü vakit, âb-ı hayat akıtan on musluklu bir rahmet çeşmesi olur… Şimdi, böyle bir Zât’ın sadece bir tek eli böyle hayret verici mucizelere sebep oluyorsa, o Zât’ın, Kainatın Yaratıcı’nın yanında ne kadar makbul, davasına ne kadar sadık olduğu, o ele tutunanların ne kadar bahtiyar olacakları apaçık bir biçimde anlaşılmaz mı?”
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Cenab-i Hak razi olsun kardesim tesekkürler
Selam ve Dualarimla......
 

sümeyya

SüKuT
 
Üyelik Tarihi
7 Nis 2007
Mesajlar
4,648
Aldığı Beğeniler
39
Konum
Bursa-Tokat
Takım
Galatasaray
PaylaŞim İÇİn teŞekkÜrler allah razi olsun kardeŞİm.
 

fatsalı

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
13 Eki 2005
Mesajlar
1,831
Aldığı Beğeniler
796
Konum
fatsa
Takım
Trabzonspor
Rahman razı olsun kardeş.emeğinize sağlık.....
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
HAK razı olsun yüreğine sağlık
 

Davam

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
5 Şub 2009
Mesajlar
751
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Dün-ya
Takım
Galatasaray
cümlemiz den Allah razı olsun
 
Üst Alt